Giriş
Malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında yer alan yağma suçu, hırsızlık suçundan farklı olarak mağdurun malvarlığına yönelik saldırının yanında kişinin irade özgürlüğüne, vücut bütünlüğüne veya güvenlik duygusuna yönelik ağır bir saldırı da içeren bir suç tipidir.
Yağma suçunda fail, başkasına ait bir malın teslim edilmesini veya malın alınmasına karşı konulmamasını sağlamak amacıyla mağdura karşı cebir veya tehdit kullanmaktadır.
Bu yönüyle yağma, malvarlığına karşı işlenen suçlar içerisinde cebir veya tehdit unsurunun belirleyici olduğu özel bir suç tipidir.
Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesinde yağma suçunun temel şekli, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise daha az cezayı gerektiren hâller düzenlenmiştir.
Bunun yanında yağma suçu bakımından TCK’nın genel hükümleri arasında yer alan bazı düzenlemelerin uygulanıp uygulanamayacağının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle TCK m.167’de düzenlenen şahsi cezasızlık veya cezada indirim sebeplerinin yağma ve nitelikli yağma bakımından uygulanmaması, buna karşılık TCK m.168’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin yağma suçu bakımından özel olarak düzenlenmiş olması, uygulama açısından son derece önemlidir.
Bu nedenle yağma suçunun yalnızca “zor kullanılarak malın alınması” şeklinde açıklanması yeterli değildir.
Suçun cebir ve tehdit unsurları, mağdurun iradesinin etkilenme biçimi, malın teslimi veya alınmasına karşı koymama, nitelikli hâller, malın değerinin azlığı, hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacı ve etkin pişmanlık hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Bu makalede TCK m.148-150 kapsamında yağma suçu, suçun unsurları, cebir ve tehdit kavramları, nitelikli yağma hâlleri, daha az cezayı gerektiren hâller, TCK m.167’nin neden uygulanmadığı, TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlığın hangi şartlarda uygulanabileceği, yağma suçunun benzer suçlardan farkları ve sıkça sorulan sorularla birlikte ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Yağma Suçu Nedir?
Yağma suçu, bir kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit edilmesi veya cebir kullanılması suretiyle bir malı teslim etmeye ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmasıdır.
TCK m.148/1 uyarınca yağma suçunun temel şeklinin yaptırımı altı yıldan on yıla kadar hapis cezasıdır.
Yağma suçunun temel özelliği, malvarlığına yönelik haksız yarar elde etme amacı ile mağdurun iradesini cebir veya tehdit yoluyla etkisiz hâle getiren davranışın aynı olay içerisinde birleşmesidir.
Bu nedenle yağma suçunda yalnızca malın alınmasına değil, malın alınmasını sağlamak için kullanılan cebir veya tehdidin niteliğine de bakılır.
Örneğin bir kişinin cüzdanını gizlice almak hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilirken, cüzdanını vermemesi hâlinde kendisine zarar verileceği söylenerek cüzdanın teslim ettirilmesi yağma suçunu gündeme getirebilir.
TCK m.148 Yağma Suçu
Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesinde yağma suçunun temel şekli düzenlenmiştir.
Madde kapsamında failin;
- Bir başkasına karşı cebir veya tehdit kullanması,
- Cebir veya tehdidin kanunda belirtilen nitelikte olması,
- Mağdurun malı teslim etmeye veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması,
- Failin malvarlığına yönelik yarar elde etmeye yönelmesi,
gerekmektedir.
TCK m.148’in birinci fıkrasında temel yağma suçu bakımından altı yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Yağma Suçunda Cebir
Cebir, mağdurun iradesini etkisiz hâle getirecek veya karşı koyma gücünü kıracak şekilde fiziksel güç kullanılmasıdır.
Yağma suçunda kullanılan cebrin amacı, mağdurun malı teslim etmesini veya malın alınmasına karşı koymamasını sağlamaktır.
Cebirin mutlaka ağır bir yaralanmaya yol açması gerekmez.
Örneğin;
- mağdurun itilmesi,
- yere düşürülmesi,
- kolunun tutulması,
- fiziksel gücünün engellenmesi,
- malı vermeye zorlanması,
somut olayın özelliklerine göre yağma suçundaki cebir unsurunun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Burada önemli olan, cebrin mağdurun iradesini ve karşı koyma imkânını etkileyebilecek nitelikte olmasıdır.
Mağdurun Bilincini Kaybetmesine Neden Olunması da Cebir Sayılır
TCK m.148/3 özel bir düzenleme içermektedir.
Buna göre mağdurun herhangi bir araçla kendisini bilemeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de yağma suçunda cebir sayılır.
Bu düzenleme, yağma suçunda cebrin yalnızca doğrudan fiziksel saldırıdan ibaret olmadığını göstermektedir.
Örneğin mağdurun bilincini kaybetmesine veya kendisini savunamayacak duruma gelmesine neden olan bir aracın kullanılması ve sonrasında malvarlığına yönelik haksız yarar elde edilmesi hâlinde, somut olayın özelliklerine göre TCK m.148/3 kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Yağma Suçunda Tehdit
Yağma suçunda cebir dışında kullanılabilecek diğer temel araç tehdittir.
Ancak yağma suçundaki tehdidin kanunda belirtilen nitelikte olması gerekir.
TCK m.148/1’e göre fail;
- mağdurun hayatına,
- mağdurun vücut dokunulmazlığına,
- mağdurun cinsel dokunulmazlığına,
- yakınının hayatına,
- yakınının vücut veya cinsel dokunulmazlığına,
yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden veya mağdurun malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehditte bulunabilir.
Dolayısıyla yağma suçundaki tehdit, mağdurun malı teslim etme veya malın alınmasına karşı koymama iradesini etkileyen bir araçtır.
Tehdit ile Yağma Arasındaki Bağ
Her tehdit eylemi yağma suçunu oluşturmaz.
Yağmadan söz edilebilmesi için tehdit ile malın teslimi veya malın alınmasına karşı koymama arasında bağlantı bulunmalıdır.
Örneğin;
“Telefonunu vermezsen sana zarar veririm.”
şeklindeki tehdidin amacı telefonu teslim ettirmekse, somut olayın diğer unsurlarının da bulunması hâlinde yağma suçu gündeme gelebilir.
Buna karşılık mağdura yönelik bir tehdidin malvarlığına yönelik bir yarar elde etme amacıyla bağlantısı bulunmuyorsa, olayın koşullarına göre başka bir suç tipi değerlendirilebilir.
Yağma Suçunda Malın Teslimi veya Alınmasına Karşı Koymama
Yağma suçunun oluşabilmesi için mağdurun;
- malı teslim etmesi veya
- malın alınmasına karşı koymaması
sağlanmalıdır.
Burada mağdurun malı gönüllü şekilde vermesi söz konusu değildir.
Mağdur, cebir veya tehdit nedeniyle malı teslim etmek ya da malın alınmasına karşı koymamak zorunda bırakılmaktadır.
Bu nedenle yağma suçunda mağdurun dış dünyaya yansıyan davranışı “teslim” şeklinde olsa bile, bu teslimin arkasında hukuken özgür bir irade bulunmamaktadır.
Yağma Suçunda Senet ve Belgeye İlişkin Düzenleme
TCK m.148/2, yağma suçunun yalnızca klasik anlamda mal alınmasıyla sınırlı olmadığını göstermektedir.
Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun;
- kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi vermeye,
- böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya,
- ileride senet hâline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya,
- var olan bir senedi imha etmeye,
- senedin imhasına karşı koymamaya,
mecbur edilmesi hâlinde de aynı yağma hükümleri uygulanmaktadır.
Bu düzenlemenin temel amacı, cebir veya tehdit kullanılarak kişinin ekonomik iradesinin ağır şekilde ihlal edilmesini önlemektir.
Dolayısıyla yağma suçunun konusu yalnızca para, telefon, araç veya fiziksel bir eşya olmak zorunda değildir.
Yağma Suçunun Unsurları
Maddi Unsur
Yağma suçunun maddi unsuru, cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun bir malı teslim etmeye veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmasıdır.
Bu nedenle yağma suçunda;
- cebir veya tehdit,
- mağdurun iradesinin etkilenmesi,
- malın teslimi veya alınmasına karşı koyulmaması,
bir bütün olarak değerlendirilir.
Manevi Unsur
Yağma suçu kasten işlenebilen bir suçtur.
Fail, mağdurun malvarlığına yönelik bir yarar elde etmek amacıyla cebir veya tehdit kullanmalı ve bu davranışının mağdurun malı teslim etmesine veya malın alınmasına karşı koymamasına yönelik olduğunu bilmelidir.
Fail
Yağma suçunun faili herkes olabilir.
Kanunda fail bakımından özel bir sıfat aranmadığından, herhangi bir kişi yağma suçunun faili olabilir.
Birden fazla kişinin birlikte hareket etmesi hâlinde ise TCK m.149/1-c kapsamında nitelikli yağma gündeme gelebilir.
Mağdur
Yağma suçunun mağduru, cebir veya tehdit kullanılarak malı teslim etmeye veya malın alınmasına karşı koymamaya zorlanan kişidir.
Malın sahibi ile malı fiilen elinde bulunduran kişinin farklı olması mümkündür.
Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre mal üzerindeki fiilî hâkimiyet ve cebir veya tehdide maruz kalan kişinin konumu birlikte değerlendirilmelidir.
Nitelikli Yağma Suçu (TCK m.149)
TCK’nın 149. maddesinde yağma suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri düzenlenmiştir.
Nitelikli yağma hâlinde kanun koyucu on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.
Silahla Yağma
Yağma suçunun silahla işlenmesi nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.
Buradaki amaç, silahın mağdur üzerinde meydana getirdiği korku ve savunmasızlık etkisi nedeniyle fiilin daha ağır cezalandırılmasıdır.
Tanınmayacak Hâle Girerek Yağma
Failin kendisini tanınmayacak hâle koyarak yağma suçunu işlemesi de nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Maske, yüzü gizleyen kıyafet veya benzeri yöntemlerle kimliğin gizlenmeye çalışılması somut olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.
Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi
Yağma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde nitelikli yağma hükümleri uygulanabilir.
Burada önemli olan, kişilerin suça ortak şekilde katılmaları ve yağma fiilini birlikte gerçekleştirmeleridir.
Birden fazla failin bulunması, mağdur üzerindeki baskının artmasına ve suçun gerçekleştirilmesinin kolaylaşmasına neden olabileceğinden daha ağır yaptırım öngörülmüştür.
Yol Kesmek Suretiyle Yağma
Yol kesmek suretiyle yağma da TCK m.149 kapsamında nitelikli hâllerden biridir.
Özellikle mağdurun hareket özgürlüğünün engellenmesi ve kaçma veya yardım isteme imkânının ortadan kaldırılması, suçun tehlikelilik derecesini artırmaktadır.
Konutta veya İşyerinde Yağma
Yağma suçunun konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde işlenmesi hâlinde nitelikli yağma hükümleri uygulanabilir.
Kişinin yaşam veya çalışma alanında güvenlik duygusunun ihlal edilmesi nedeniyle kanun koyucu bu fiili daha ağır yaptırıma bağlamıştır.
Kendini Savunamayacak Durumdaki Kişiye Karşı Yağma
Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı yağma işlenmesi de nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile özellikle mağdurun fiziksel veya ruhsal durumundan yararlanarak gerçekleştirilen yağma fiilleri daha ağır şekilde cezalandırılmaktadır.
Suç Örgütünün Korkutucu Gücünden Yararlanma
Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak yağma işlenmesi nitelikli hâl kapsamındadır.
Burada failin örgütün gerçek veya var olduğu ileri sürülen gücünden mağdur üzerinde baskı oluşturmak amacıyla yararlanması önem taşımaktadır.
Suç Örgütüne Yarar Sağlama Amacı
Yağma suçunun suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla işlenmesi de TCK m.149 kapsamında nitelikli yağma hâlidir.
Bu durumda failin amacı yalnızca kendisine değil, suç örgütüne ekonomik veya başka bir haksız yarar sağlamaktır.
Gece Vakti Yağma
Yağma suçunun gece vakti işlenmesi de nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Gece vaktinin hukuki anlamı bakımından TCK m.6’daki tanım dikkate alınır.
Bu nedenle somut olayın gerçekleştiği tarih ve yer bakımından gece vaktinin bulunup bulunmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Nitelikli Yağmada Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama
TCK m.149/2 önemli bir özel düzenleme içermektedir.
Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Bu nedenle yağma sırasında mağdurun yaralanması hâlinde yalnızca yağma suçu bakımından değerlendirme yapılması yeterli olmayabilir.
Yaralanmanın niteliği ayrıca belirlenmeli ve TCK’nın kasten yaralamaya ilişkin hükümleri çerçevesinde sonuç doğurup doğurmadığı incelenmelidir.
Daha Az Cezayı Gerektiren Hâller (TCK m.150)
TCK’nın 150. maddesi, yağma suçunda bazı özel durumlarda uygulanabilecek iki farklı düzenleme içermektedir.
Bunlardan ilki hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması, ikincisi ise yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığıdır.
Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağı Tahsil Etmek İçin Cebir veya Tehdit Kullanılması
TCK m.150/1’e göre kişi, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil etmek amacıyla tehdit veya cebir kullanırsa, yağma hükümleri yerine tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Burada son derece önemli bir ayrım bulunmaktadır.
Kişinin gerçekten mevcut ve hukuki ilişkiye dayanan bir alacağının bulunması gerekir.
Örneğin kişinin karşı taraftan gerçekten alacağı olduğu hâlde, bu alacağı yasal yollarla tahsil etmek yerine tehdit veya cebir kullanarak tahsil etmeye çalışması durumunda TCK m.150/1 gündeme gelebilir.
Ancak kişinin gerçekte mevcut olmayan bir alacağı varmış gibi hareket etmesi veya malvarlığına yönelik haksız yarar elde etmek amacıyla cebir ya da tehdit kullanması hâlinde bu hükmün uygulanması mümkün olmayabilir.
Bu nedenle somut olayda gerçekten bir hukuki ilişkinin ve bu ilişkiye dayanan alacağın bulunup bulunmadığı büyük önem taşımaktadır.
Malın Değerinin Az Olması
TCK m.150/2’ye göre yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.
Burada önemli bir hukuki ayrıntı bulunmaktadır:
Kanun metninde “indirilebilir” ifadesi kullanıldığı için indirim otomatik ve zorunlu değildir.
Hâkim, somut olayın özelliklerini değerlendirerek bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağına karar verir.
Dolayısıyla yalnızca malın düşük ekonomik değere sahip olması, her durumda üçte bir ile yarı arasında indirim yapılacağı anlamına gelmez.
Malın değeri yanında olayın işleniş şekli ve diğer somut koşulların da değerlendirilmesi gerekir.
Yağma Suçunda TCK m.167 Uygulanır mı?
Bu makalenin en önemli noktalarından biri burasıdır.
Hayır.
TCK m.167’de düzenlenen şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep, açıkça yağma ve nitelikli yağma suçları hariç malvarlığına karşı suçlar bakımından düzenlenmiştir.
Dolayısıyla;
- eşler arasındaki bazı ilişkiler,
- üstsoy-altsoy ilişkisi,
- belirli kayın hısımlığı ilişkileri,
- aynı konutta yaşayan kardeşler,
gibi TCK m.167’de belirtilen akrabalık ilişkilerinin bulunması, yağma suçunda otomatik olarak cezasızlık veya indirim sonucu doğurmaz.
Bu nedenle yağma suçunda “mağdur eşim”, “mağdur kardeşim” veya “mağdur yakınım” şeklindeki akrabalık ilişkisi, TCK m.167’ye dayanılarak ceza verilmemesini sağlamaz.
Bu, yağma suçunun diğer malvarlığına karşı suçlardan ayrıldığı önemli noktalardan biridir. TCK m.167’nin yağma ve nitelikli yağmayı açıkça kapsam dışında bıraktığı kaynaklarda da belirtilmektedir.
Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK m.168)
Yağma suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.
Bu husus özellikle önemlidir. Çünkü TCK m.168’in birinci ve ikinci fıkralarında genel olarak bazı malvarlığı suçları bakımından etkin pişmanlık düzenlenirken, üçüncü fıkrada yağma suçu ayrıca ve özel olarak düzenlenmiştir.
TCK m.168/3 uyarınca yağma suçunda etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde;
- birinci fıkraya giren hâllerde cezanın yarısına kadar,
- ikinci fıkraya giren hâllerde cezanın üçte birine kadar
indirim yapılabilir.
Bu nedenle yağma suçunda etkin pişmanlık bakımından TCK m.168/1 ve 168/2’deki hırsızlık için öngörülen “üçte ikisine kadar” ve “yarısına kadar” indirim oranları doğrudan uygulanmaz. Yağma bakımından özel düzenleme olan TCK m.168/3 esas alınır.
Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık Ne Zaman Uygulanabilir?
TCK m.168 sistematiğine göre etkin pişmanlık;
- suç tamamlandıktan sonra,
- ancak kovuşturma başlamadan önce,
- veya kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce,
gerçekleşen zarar giderme ve pişmanlık davranışları bakımından gündeme gelebilir. Yağma suçunda ise uygulanacak indirim oranları m.168/3’te özel olarak belirlenmiştir.
Dolayısıyla yağma suçunda da zamanlama büyük önem taşımaktadır.
Failin mağdurun zararını ne kadar erken giderdiği, hangi aşamada etkin pişmanlık gösterdiği ve zararın ne şekilde karşılandığı değerlendirmeye konu olur.
Yağma Suçunda Zararın Giderilmesi
Etkin pişmanlığın temelinde mağdurun uğradığı zararın giderilmesi bulunmaktadır.
Bu kapsamda;
- yağma konusu malın aynen iade edilmesi,
- malın aynen iadesi mümkün değilse ekonomik karşılığının ödenmesi,
- mağdurun uğradığı zararın tazmin edilmesi,
somut olayın özelliklerine göre etkin pişmanlık bakımından önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca “pişmanım” denilmesi etkin pişmanlık için yeterli değildir.
Pişmanlığın somut davranışlarla ortaya konulması ve kanunda aranan şartların yerine getirilmesi gerekir.
Kısmi İade veya Kısmi Tazmin Hâlinde Etkin Pişmanlık
TCK m.168/4, zararın tamamen değil kısmen giderildiği durumlarda özel bir şart getirmektedir.
Buna göre kısmen geri verme veya kısmen tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası gerekir.
Örneğin yağma konusu malın tamamı yerine yalnızca bir bölümünün ekonomik değerinin karşılanması hâlinde, mağdurun kısmi giderime rıza gösterip göstermediği önem taşıyacaktır.
Bu nedenle fail tarafından yapılan kısmi ödeme tek başına etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını garanti etmez.
Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık ile TCK m.150 Aynı Şey midir?
Hayır.
TCK m.150 ve TCK m.168 birbirinden tamamen farklı düzenlemelerdir.
TCK m.150, yağma suçunun bazı özel durumlarda daha farklı veya daha hafif değerlendirilmesine ilişkindir.
Örneğin kişinin hukuki ilişkiye dayanan gerçek bir alacağını cebir veya tehdit kullanarak tahsil etmeye çalışması hâlinde TCK m.150/1 gündeme gelebilir.
TCK m.168 ise suç tamamlandıktan sonraki pişmanlık ve zararın giderilmesine ilişkindir.
Dolayısıyla;
TCK m.150 → fiilin niteliği ve olayın başlangıcındaki hukuki ilişki,
TCK m.168 → suçtan sonraki pişmanlık ve zararın giderilmesi
ile ilgilidir.
Bu iki düzenleme birbirine karıştırılmamalıdır.
Yağma Suçu ile Hırsızlık Suçu Arasındaki Fark
Hırsızlık ile yağma arasındaki temel fark, cebir veya tehdidin bulunmasıdır.
Hırsızlık suçunda fail, zilyedin rızası olmaksızın malı bulunduğu yerden alır.
Yağmada ise fail, cebir veya tehdit kullanarak mağduru malı teslim etmeye veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur eder.
Örneğin;
Bir kişinin masada bulunan telefonu gizlice alıp kaçması hırsızlık suçunu gündeme getirebilir.
Buna karşılık telefonu vermeyen kişiye “telefonu vermezsen seni öldürürüm” denilerek telefonun teslim ettirilmesi, diğer şartların da bulunması hâlinde yağma suçunu oluşturabilir.
Bu nedenle mağdurun iradesinin cebir veya tehditle etkisiz hâle getirilmesi, yağma suçunun ayırt edici özelliklerinden biridir.
Yağma Suçu ile Dolandırıcılık Suçu Arasındaki Fark
Dolandırıcılık suçunda fail, hileli davranışlarla mağduru aldatır ve mağdur bu aldatma sonucunda malvarlığına ilişkin bir tasarrufta bulunur.
Yağma suçunda ise mağdurun iradesi hileyle değil, cebir veya tehditle baskı altına alınmaktadır.
Bu nedenle;
hile → dolandırıcılık
şeklinde genel bir ayrım yapılabilir.
Ancak somut olayın bütün özellikleri değerlendirilmelidir.
Yağma Suçu ile Kasten Yaralama Suçu Arasındaki Fark
Yağma suçunda cebir, malın teslim edilmesini veya malın alınmasına karşı koyulmamasını sağlamak amacıyla kullanılmaktadır.
Kasten yaralama suçunda ise temel amaç kişinin vücut bütünlüğüne zarar vermektir.
Bununla birlikte yağma sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda TCK m.149/2 uyarınca ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanabilir.
Bu nedenle olayda meydana gelen yaralanmanın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Yağma Suçunda Teşebbüs
Yağma suçu teşebbüse elverişli bir suçtur.
Fail, cebir veya tehdit kullanarak yağma suçunun icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamamışsa somut olayın özelliklerine göre teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.
Örneğin failin mağduru tehdit ettiği ancak malı teslim ettiremeden kolluk tarafından yakalandığı bir olayda teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, icra hareketlerinin hangi aşamaya geldiği ve suçun tamamlanıp tamamlanmadığı dikkate alınarak belirlenmelidir.
Yağma Suçunda İştirak
Yağma suçu birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilir.
Bir kişinin mağduru tehdit etmesi, diğer kişinin malı alması ve üçüncü kişinin kaçışı sağlaması gibi davranışların her biri somut olay bakımından iştirak hükümleri çerçevesinde değerlendirilebilir.
Birden fazla kişinin suçu birlikte işlemesi ise ayrıca TCK m.149/1-c kapsamında nitelikli yağma hâlini gündeme getirebilir.
Yağma Suçunda Şikâyet
Yağma suçu kural olarak şikâyete bağlı bir suç değildir.
Bu nedenle mağdurun şikâyetçi olup olmamasından bağımsız olarak, suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüphe bulunması hâlinde soruşturma yürütülebilir.
Mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi de kural olarak kamu davasının kendiliğinden ortadan kalkması sonucunu doğurmaz.
Bununla birlikte yağma suçunun somut olayda TCK m.150/1 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ayrıca incelenmelidir.
Yağma Suçunda Deliller
Yağma suçunda delillerin değerlendirilmesi, cebir veya tehdidin varlığının ve bunun malvarlığına yönelik eylemle bağlantısının ortaya çıkarılması bakımından büyük önem taşır.
Somut olayın özelliklerine göre;
- mağdur beyanı,
- tanık anlatımları,
- güvenlik kamerası kayıtları,
- telefon görüşmeleri,
- mesajlaşmalar,
- ses kayıtları,
- olay yeri inceleme raporları,
- adli raporlar,
- DNA ve parmak izi incelemeleri,
- dijital deliller,
- banka hareketleri,
- ele geçirilen eşya,
- şüpheli ve sanık savunmaları,
değerlendirmeye konu olabilir.
Özellikle cebir iddiasının bulunduğu olaylarda adli raporlar ve olayın hemen sonrasında elde edilen deliller önem taşımaktadır.
Tehdit iddiasında ise mağdurun beyanının yanında mesaj, ses kaydı, kamera görüntüsü veya tanık gibi destekleyici delillerin bulunması hukuki değerlendirmede önem taşıyabilir.
Yağma Suçunda Görevli Mahkeme
Yağma suçunun temel şekli bakımından kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı ile nitelikli yağma hâllerinde öngörülen daha ağır yaptırım dikkate alınarak görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Yağma ve nitelikli yağma suçları bakımından yargılama görevine ilişkin değerlendirme, yürürlükteki ceza muhakemesi mevzuatı çerçevesinde yapılmalıdır.
Bu nedenle özellikle nitelikli yağma bakımından görevli mahkemenin somut olayın kanuni nitelendirmesine göre ayrıca belirlenmesi gerekir.
Yargıtay’ın iş bölümü düzenlemelerinde TCK m.148, 149 ve 150 ile TCK m.167-168’in yağma alanıyla bağlantılı olarak Altıncı Ceza Dairesinin görev alanında yer aldığı görülmektedir.
Yağma Suçunda Zamanaşımı
Yağma suçunda dava zamanaşımı, uygulanacak kanun maddesi ve suç için öngörülen ceza miktarı dikkate alınarak TCK’nın zamanaşımına ilişkin hükümleri çerçevesinde belirlenir.
Temel yağma ile nitelikli yağma bakımından öngörülen ceza miktarları farklı olduğundan, zamanaşımı hesabında suçun hangi fıkra veya nitelikli hâl kapsamında kaldığının doğru belirlenmesi gerekir.
Ayrıca zamanaşımını kesen veya durduran nedenler de somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Yağma Suçunda Etkin Pişmanlığın Uygulanması: Özet
Yağma suçunda etkin pişmanlığın uygulanıp uygulanamayacağı bakımından temel çerçeve şu şekilde özetlenebilir:
Suç tamamlandıktan sonra zarar gideriliyor ve etkin pişmanlık şartları gerçekleşiyorsa → TCK m.168 gündeme gelebilir.
Kovuşturma başlamadan önce gerçekleşen etkin pişmanlık → cezanın yarısına kadar indirim.
Kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce gerçekleşen etkin pişmanlık → cezanın üçte birine kadar indirim.
Kısmi iade veya tazmin → ayrıca mağdurun rızası gerekir.
Buradaki oranların “kadar” şeklinde düzenlenmiş olması nedeniyle indirim otomatik olarak sabit bir oranda uygulanmaz; mahkemenin somut olayın koşullarını değerlendirmesi gerekir. TCK m.168/3 yağma bakımından özel indirim oranlarını açıkça belirlemektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yağma suçu nedir?
Yağma, cebir veya tehdit kullanılarak bir kişinin malı teslim etmeye veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmasıdır.
Temel yağma suçu TCK m.148’de düzenlenmiş ve altı yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Yağma suçunun cezası nedir?
Temel yağma suçunun cezası altı yıldan on yıla kadar hapis cezasıdır.
Nitelikli yağma hâllerinde ise ceza on yıldan onbeş yıla kadar hapis olarak düzenlenmiştir.
Yağma suçunda cebir nedir?
Yağma suçunda cebir, mağdurun iradesini veya karşı koyma gücünü etkisiz hâle getirecek fiziksel zorlamayı ifade eder.
Ayrıca mağdurun herhangi bir araçla kendisini bilemeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de TCK m.148/3 uyarınca cebir sayılır.
Tehdit kullanılması yağma suçu oluşturur mu?
Tehdidin tek başına bulunması yeterli değildir.
Tehdidin, mağduru malı teslim etmeye veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakması ve TCK m.148’de belirtilen nitelikte olması gerekir.
Yağma suçu ile hırsızlık arasındaki fark nedir?
Hırsızlıkta mal zilyedin rızası olmaksızın alınırken, yağmada mağdur cebir veya tehdit kullanılması nedeniyle malı teslim etmeye veya malın alınmasına karşı koymamaya zorlanmaktadır.
Yağma suçunda silah kullanılması cezayı artırır mı?
Evet. Yağma suçunun silahla işlenmesi TCK m.149 kapsamında nitelikli yağma hâlidir ve daha ağır ceza uygulanır.
Gece işlenen yağma daha ağır cezalandırılır mı?
Evet. Yağma suçunun gece vakti işlenmesi TCK m.149/1-h kapsamında nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Yağma suçunda malın değerinin az olması cezada indirim sağlar mı?
Sağlayabilir. TCK m.150/2 uyarınca malın değerinin azlığı nedeniyle ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir. Ancak indirim zorunlu değildir; hüküm hâkime takdir yetkisi tanımaktadır.
Borcumu almak için tehdit edersem yağma suçu oluşur mu?
Her olayda doğrudan yağma suçu oluşmaz. Kişinin gerçekten bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı bulunuyor ve bu alacağı tahsil amacıyla cebir veya tehdit kullanıyorsa TCK m.150/1 kapsamında tehdit veya kasten yaralama hükümleri gündeme gelebilir. Somut olayın hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Yağma suçunda aile bireyleri arasında cezasızlık uygulanır mı?
TCK m.167’de düzenlenen şahsi cezasızlık ve cezada indirim sebepleri yağma ve nitelikli yağma suçları bakımından uygulanmaz. Kanun koyucu yağmayı bu hükmün açıkça dışında bırakmıştır.
Yağma suçunda etkin pişmanlık var mı?
Evet. TCK m.168/3 yağma suçu bakımından özel etkin pişmanlık düzenlemesi içermektedir.
Kovuşturma başlamadan önceki hâllerde cezanın yarısına, kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önceki hâllerde üçte birine kadar indirim yapılabilir.
Yağma suçunda çalınan mal geri verilirse dava düşer mi?
Hayır. Malın geri verilmesi tek başına kamu davasını ortadan kaldırmaz.
Ancak TCK m.168’deki şartların gerçekleşmesi hâlinde etkin pişmanlık hükümleri kapsamında cezada indirim gündeme gelebilir.
Yağma suçunda kısmi ödeme yapılırsa etkin pişmanlık uygulanır mı?
Kısmi geri verme veya tazmin hâlinde TCK m.168/4 gereğince mağdurun ayrıca rızası aranır. Bu nedenle yalnızca kısmi ödeme yapılmış olması tek başına yeterli değildir.
Yağma suçunda teşebbüs mümkün müdür?
Evet. Fail yağma suçunun icra hareketlerine başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamazsa somut olayın özelliklerine göre teşebbüs hükümleri uygulanabilir.
Yağma suçunda birden fazla kişi bulunması ne sonuç doğurur?
Yağma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi TCK m.149/1-c kapsamında nitelikli yağma hâlidir ve daha ağır ceza uygulanmasını gerektirir.
Yağma sırasında mağdur yaralanırsa ne olur?
Yağma sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda TCK m.149/2 uyarınca ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.
Yağma suçu şikâyete bağlı mıdır?
Kural olarak hayır. Yağma suçu şikâyete tabi suçlardan değildir. Ancak somut olayda TCK m.150/1 kapsamında farklı bir suç vasfının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Yağma suçu, malvarlığına yönelik haksız yarar elde etme amacı ile cebir veya tehdidin birleştiği, bu nedenle hırsızlık gibi diğer malvarlığı suçlarından önemli ölçüde ayrılan bir suç tipidir.
TCK m.148’de temel yağma suçu düzenlenirken, TCK m.149’da silah kullanılması, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, yol kesilmesi, konut veya işyerinde gerçekleştirilmesi, mağdurun kendisini savunamayacak durumda olması, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılması ve gece vakti işlenmesi gibi daha ağır yaptırım gerektiren nitelikli hâllere yer verilmiştir.
TCK m.150 ise hukuki ilişkiye dayanan alacağın cebir veya tehditle tahsil edilmeye çalışılması ve malın değerinin azlığı gibi özel durumları düzenlemektedir.
Özellikle malın değerinin azlığı bakımından ceza indirimi zorunlu olmayıp, hâkime takdir yetkisi tanınmıştır.
Yağma suçu bakımından ayrıca dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri TCK m.167 ve TCK m.168’in farklı uygulama alanlarıdır.
TCK m.167’deki aile ilişkilerine dayalı şahsi cezasızlık veya ceza indirimi hükümleri yağma ve nitelikli yağma bakımından uygulanmaz.
Buna karşılık TCK m.168’de yağma suçu için açıkça özel etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmiş ve uygulanabilecek indirim oranları ayrıca belirlenmiştir.
Bu nedenle yağma suçuna ilişkin soruşturma veya kovuşturmalarda yalnızca olayın “malın alınması” yönüyle değerlendirilmesi yeterli değildir.
Cebir veya tehdidin niteliği, mağdurun iradesinin nasıl etkilendiği, suçun nitelikli hâllerinin bulunup bulunmadığı, TCK m.150 kapsamında daha farklı bir değerlendirme yapılıp yapılamayacağı ve etkin pişmanlık şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği birlikte incelenmelidir.
Somut olayın özelliklerine göre suçun hukuki nitelendirmesi ve uygulanacak ceza farklılık gösterebileceğinden, yağma suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde uzman bir ceza hukuku avukatından hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

