Bilgi Vermeme Suçu ve Cezası (TCK m.166)

Bilgi vermeme suçu, kişinin hukuki bir ilişkiye dayanarak elde ettiği eşyanın suçtan elde edildiğini sonradan öğrenmesine rağmen bu durumu yetkili makamlara bildirmemesiyle oluşabilen bir suçtur. Ankara ceza avukatı. Yenimahalle ceza avukatı

Giriş

Bir kişinin sahip olduğu veya zilyetliğinde bulunan bir eşyanın suçtan elde edildiğini sonradan öğrenmesi, her zaman o kişinin suç eşyasını satın aldığı veya kabul ettiği anlamına gelmez.

Özellikle eşyanın başlangıçta hukuki bir ilişkiye dayanılarak ve suçtan elde edildiği bilinmeden edinilmiş olması hâlinde, kişinin daha sonra öğrendiği bu durumu yetkili makamlara bildirme yükümlülüğü ortaya çıkabilir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen bilgi vermeme suçu, tam olarak bu durumu yaptırım altına almaktadır.

TCK m.166’ya göre, bir hukuki ilişkiye dayanarak elde ettiği eşyanın aslında suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edildiğini öğrenmesine rağmen, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmayan kişi, altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Buradaki en önemli ayrım şudur:

Eşya alınırken suçtan elde edildiği biliniyorsa TCK m.165; eşya hukuki bir ilişkiyle alındıktan sonra suçtan elde edildiği öğreniliyor ve buna rağmen yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirim yapılmıyorsa TCK m.166 gündeme gelir.

Bu nedenle TCK m.165 ile TCK m.166’nın birbirinden ayrılması, suçun doğru nitelendirilmesi bakımından büyük önem taşır.

Bilgi Vermeme Suçu Nedir?

Bilgi vermeme suçu, kişinin hukuki bir ilişkiye dayanarak elde ettiği eşyanın suçtan elde edildiğini sonradan öğrenmesine rağmen bu durumu yetkili makamlara bildirmemesiyle oluşabilen bir suçtur.

Kanun koyucunun burada özellikle üzerinde durduğu nokta, kişinin eşyayı başlangıçta hukuka uygun bir ilişki kapsamında elde etmiş olmasıdır.

Örneğin;

  • bir eşyanın satın alınması,
  • bağış yoluyla alınması,
  • ödünç verilmesi,
  • emanet edilmesi,
  • başka bir hukuki ilişki kapsamında teslim edilmesi

sonrasında eşyanın aslında hırsızlık, dolandırıcılık veya başka bir suç sonucunda elde edildiğinin öğrenilmesi hâlinde TCK m.166 gündeme gelebilir.

Bu suç, doktrinde de malvarlığına karşı suçlar arasında yer alan ve aynı zamanda adliyenin güvenilirliği ile suçtan elde edilen eşyanın ortaya çıkarılmasını koruyan özel bir bildirim yükümlülüğü olarak değerlendirilmektedir.

TCK m.166’da Korunan Hukuki Değer Nedir?

TCK m.166, Türk Ceza Kanunu’nun malvarlığına karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir.

Bu nedenle öncelikle mülkiyet ve malvarlığına ilişkin hukuki menfaatlerin korunması söz konusudur.

Ancak düzenlemenin bunun ötesinde bir yönü de bulunmaktadır.

Suçtan elde edilen eşyanın ortaya çıkarılması, gerçek sahibine ulaştırılması ve suçun aydınlatılması bakımından yetkili makamların doğru bilgiye ulaşabilmesi de önem taşır.

Nitekim akademik çalışmalarda TCK m.166 ile adliyenin güvenilirliği ve saygınlığının da korunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bu yönüyle TCK m.166, malvarlığına karşı suçlar ile adaletin sağlıklı işleyişi arasında bağlantı kuran özel bir düzenlemedir.

Suçun Oluşması İçin Hangi Şartlar Aranır?

TCK m.166 bakımından birkaç temel unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Eşya hukuki bir ilişkiye dayanılarak elde edilmiş olmalıdır.

Kişinin eşya üzerindeki zilyetliği veya hakimiyeti bir hukuki ilişkiye dayanmalıdır.

Eşyanın suçtan elde edildiği sonradan öğrenilmelidir.

Kişi eşyayı elde ettiği anda suçtan elde edildiğini biliyorsa TCK m.166 yerine TCK m.165 gündeme gelebilir.

Eşyanın suçtan elde edildiği bilinmelidir.

Basit bir şüphe ile kesin bilgi aynı şey değildir. Öğrenmenin niteliği somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

Yetkili makamlara bildirim yapılmamalıdır.

Kişi, durumu öğrendikten sonra suçu takibe yetkili makamlara bildirimde bulunmalıdır.

Bildirim “vakit geçirmeksizin” yapılmalıdır.

Kişinin makul bir neden olmaksızın sessiz kalması ve bildirim yükümlülüğünü geciktirmesi suçun oluşumu bakımından önem taşır.

“Hukuki İlişkiye Dayalı Olarak Elde Etmek” Ne Demektir?

TCK m.166’nın uygulanabilmesi için eşyanın kişinin eline hukuki bir ilişki nedeniyle geçmiş olması gerekir.

Burada önemli olan, kişinin eşyayı başlangıçta suç işleme amacıyla elde etmemesidir.

Örneğin kişi;

  • bir ikinci el telefonu satın almış,
  • bir bilgisayarı emanet olarak almış,
  • bir eşyayı bağış olarak kabul etmiş,
  • bir malı ödünç almış

olabilir.

Daha sonra bu eşyanın bir suç sonucunda elde edildiğini öğrenmesi hâlinde TCK m.166 bakımından bildirim yükümlülüğü doğabilir.

Ancak kişinin eşya kendisine teslim edilirken zaten bunun çalıntı olduğunu bildiği ortaya çıkarsa, artık TCK m.166’dan söz etmek mümkün olmayabilir.

Çalıntı Mal Olduğunu Sonradan Öğrenmek

TCK m.166’nın en tipik uygulama alanlarından biri budur.

Örneğin bir kişi ikinci el bir telefonu satın alıyor. Satın alma sırasında telefonun çalıntı olduğuna ilişkin herhangi bir bilgisi bulunmuyor.

Bir süre sonra telefonun hırsızlık sonucu elde edildiğini öğreniyor.

Bu noktadan sonra kişinin hukuki durumu değişiyor.

Artık:

“Ben telefonu satın aldığımda çalıntı olduğunu bilmiyordum.”

savunması, TCK m.165 bakımından önem taşısa da, öğrenme sonrasındaki davranış ayrıca değerlendirilmelidir.

Kişi eşyayı hukuki ilişkiyle elde etmiş ve suçtan elde edildiğini sonradan öğrenmişse, bu bilgiyi yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirmesi gerekir. Aksi hâlde TCK m.166 gündeme gelebilir. TCK m.166’nın gerekçesine ilişkin aktarımlarda da satın alınan veya bağış olarak kabul edilen eşyanın daha sonra suçtan elde edildiğinin öğrenilmesi hâlinde TCK m.165’in değil, bildirim yükümlülüğünün gündeme geldiği belirtilmektedir.

Eşyayı Alırken Çalıntı Olduğunu Bilmek

Burada TCK m.165 ile çok önemli bir ayrım vardır.

Kişi;

eşyanın suçtan elde edildiğini bilerek satın alıyorsa → TCK m.165

eşyanın suçtan elde edildiğini bilmeden hukuki ilişkiyle elde ediyor, daha sonra öğreniyor ve bildirmiyorsa → TCK m.166

şeklinde temel bir ayrım yapılabilir.

TCK m.165’te kişinin suç eşyasını satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi olması ve bunu öncül suça iştirak etmeksizin gerçekleştirmesi düzenlenmiştir.

Dolayısıyla kastın ne zaman oluştuğu, iki suç arasındaki en önemli ayrım noktalarından biridir.

Bilgi Vermeme Suçunda Kast

TCK m.166 bakımından kişinin eşyanın suçtan elde edildiğini öğrenmesi kritik aşamadır.

Kişi eşyanın suçtan elde edildiğini bilmiyorsa TCK m.166 kapsamında bildirim yükümlülüğünden söz edilemez.

Örneğin:

“Bu telefonun çalıntı olduğundan haberim yoktu.”

şeklindeki savunmanın değerlendirilmesinde kişinin gerçekten bu bilgiye sahip olup olmadığı, hangi tarihte öğrendiği ve öğrendikten sonra ne yaptığı önem taşır.

Buna karşılık kişi eşyanın suçtan elde edildiğini açıkça öğrendikten sonra hiçbir bildirimde bulunmuyorsa, TCK m.166 bakımından sorumluluk gündeme gelebilir.

“Vakit Geçirmeksizin” Bildirim Ne Anlama Gelir?

TCK m.166’da özellikle “vakit geçirmeksizin” ifadesi kullanılmıştır.

Bu ifade, kişinin eşyanın suçtan elde edildiğini öğrendiği anda her durumda saniyesi saniyesine bildirim yapmak zorunda olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır.

Burada somut olayın koşulları önemlidir.

Örneğin;

  • bilginin ne zaman öğrenildiği,
  • öğrenilen bilginin niteliği,
  • kişinin yetkili makamlara ulaşma imkânı,
  • arada geçen süre,
  • gecikmenin makul bir nedeni bulunup bulunmadığı

değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla “vakit geçirmeksizin” ifadesi, somut olayın şartlarına göre makul bir süre içerisinde bildirimde bulunmayı ifade eden bir ölçüt olarak değerlendirilmelidir.

Nereye Bildirim Yapılmalıdır?

Kanun, “suçu takibe yetkili makamlar” ifadesini kullanmaktadır.

Uygulamada bu kapsamda;

  • Cumhuriyet Başsavcılığı,
  • polis,
  • jandarma

gibi yetkili adli makam ve kolluk birimlerine bildirim yapılabilir.

Adalet Bakanlığı da suç veya şüpheli hakkında ihbarın Cumhuriyet savcılığı, emniyet veya jandarma birimlerine yapılabileceğini belirtmektedir.

Burada önemli olan, bildirimin gerçekten suçu takibe yetkili bir makama yapılmasıdır.

Sadece Eşyayı Sahibine Geri Vermek Yeterli midir?

Her durumda yeterli olduğu söylenemez.

TCK m.166’nın lafzında yükümlülük, eşyayı yalnızca sahibine geri vermek değil, suçu takibe yetkili makamlara bildirimde bulunmak şeklinde düzenlenmiştir.

Bu nedenle kişi eşyanın suçtan elde edildiğini öğrendiği hâlde sadece eşyayı elinden çıkarmayı veya başka bir kişiye vermeyi tercih ederse, bu davranışın TCK m.166 bakımından yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle eşyayı gizlemek, yok etmek veya delilleri ortadan kaldırmaya yönelik başka davranışlarda bulunmak ise somut olayın niteliğine göre farklı ceza hukuku sorunlarını da gündeme getirebilir.

Eşyayı Saklamak Suç mudur?

Kişinin eşyanın suçtan elde edildiğini öğrendikten sonra onu saklaması, tek başına her durumda TCK m.166 ile aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.

TCK m.166’nın temel hareketi bildirimde bulunmamaktır.

Ancak kişi bunun yanında;

  • eşyayı gizliyor,
  • yok ediyor,
  • delilleri değiştiriyor,
  • soruşturmayı engellemeye yönelik aktif davranışlarda bulunuyor

ise somut olayda başka suçların unsurlarının oluşup oluşmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

Bu nedenle TCK m.166 ile suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme gibi suçlar birbirine karıştırılmamalıdır.

Bilgi Vermeme ile Suçu Bildirmeme Aynı Şey midir?

Hayır.

TCK m.166 ile TCK m.278’deki suçu bildirmeme birbirinden farklı düzenlemelerdir.

TCK m.278 genel olarak işlenmekte olan veya işlenmiş olmakla birlikte sonuçlarının sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmemeyi düzenler.

TCK m.166 ise çok daha özel bir durum öngörmektedir:

hukuki ilişkiyle elde edilen eşya + eşyanın suçtan elde edildiğinin sonradan öğrenilmesi + yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirim yapılmaması.

Bu nedenle her “suçu bildirmeme” olayı TCK m.166 değildir.

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu ile Bilgi Vermeme Suçu Arasındaki Fark

Bu iki maddeyi birbirinden ayırmak makalenin en önemli noktalarından biridir.

TCK m.165 TCK m.166
Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi Bilgi vermeme
Eşya suçtan elde edilmiştir Eşya suçtan elde edilmiştir
Kişi öncül suça iştirak etmez Kişi öncül suça iştirak etmez
Suç eşyası olduğu edinme sırasında bilinir Suç eşyası olduğu sonradan öğrenilir
Satma, devretme, satın alma veya kabul etme söz konusudur Bildirimde bulunmama söz konusudur
6 ay–3 yıl hapis + adli para cezası 6 aya kadar hapis veya adli para cezası

TCK m.165 ile TCK m.166’nın bu şekilde ayrılması, uygulamada özellikle ikinci el eşya alım satımlarında büyük önem taşır. TCK m.166’nın gerekçesi ve akademik değerlendirmeler de öğrenme zamanının bu ayrımda belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.

TCK m.166 ile Hırsızlık Arasındaki Fark

Hırsızlıkta kişi, başkasına ait taşınır malı zilyedinin rızası olmadan bulunduğu yerden alır.

TCK m.166’da ise kişi eşyayı başlangıçta bir hukuki ilişki kapsamında elde etmiştir.

Örneğin:

Başkasının telefonunu rızası olmadan almak → Hırsızlık

Telefonu hukuki bir işlemle satın almak, daha sonra telefonun hırsızlık sonucu elde edildiğini öğrenmek ve bildirimde bulunmamak → TCK m.166

Bu nedenle serimizin Hırsızlık Suçu ve Cezası makalesine burada doğal bir site içi bağlantı verilmelidir.

TCK m.166 ile Dolandırıcılık Arasındaki Fark

Dolandırıcılıkta hileli davranışlarla bir kişinin aldatılması ve bu aldatma sonucunda haksız yarar elde edilmesi söz konusudur.

TCK m.166’da ise kişinin eşyayı başlangıçta hukuki ilişkiyle elde etmesi ve daha sonra eşyanın suçtan geldiğini öğrenmesine rağmen bildirimde bulunmaması söz konusudur.

Örneğin:

Sahte satış yöntemiyle mağdurdan para almak → Dolandırıcılık

Hukuki bir işlemle satın alınan eşyanın sonradan dolandırıcılık sonucu elde edildiğinin öğrenilmesi ve bildirilmemesi → TCK m.166

Dolayısıyla önceki Dolandırıcılık Suçu ve Cezası makalemizle de doğal bir bağlantı kurulabilir.

TCK m.166 ile Yağma Arasındaki Fark

Yağmada cebir veya tehdit kullanılarak malın teslim edilmesi veya alınmasına karşı koyulmaması sağlanır.

TCK m.166’da ise kişinin böyle bir cebir veya tehdit eylemine katılması söz konusu değildir.

Ancak yağma sonucu elde edilen bir eşya daha sonra hukuki bir ilişki kapsamında kişinin eline geçmiş ve kişi daha sonra bu eşyanın suçtan elde edildiğini öğrenmişse, bildirim yükümlülüğü bakımından TCK m.166’nın koşulları ayrıca değerlendirilebilir.

TCK m.166 ile Kaybolmuş Eşya Üzerinde Tasarruf Arasındaki Fark

TCK m.160’ta kaybedilmiş veya hata sonucu ele geçirilmiş eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunma düzenlenmektedir.

TCK m.166’da ise eşyanın suç işlenmesi suretiyle veya suç işlenmesi dolayısıyla elde edilmiş olması gerekir.

Bu nedenle:

Kayıp eşya → TCK m.160

Suç sonucu elde edilmiş eşya → TCK m.166

şeklinde temel ayrım yapılabilir.

Bu nedenle serimizin Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf makalesine de iç bağlantı vermek oldukça doğal olacaktır.

Bilgi Vermeme Suçunda Etkin Pişmanlık Var mı?

TCK m.168’deki özel etkin pişmanlık hükümleri TCK m.166’yı kapsamamaktadır.

TCK m.168’de hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, taksirli iflas ve yağma bakımından özel düzenlemeler bulunmaktadır.

Ancak bilgi vermeme suçu TCK m.168’de sayılan suçlar arasında değildir.

Bu nedenle kişinin sonradan bildirimde bulunması, her durumda TCK m.168 anlamında etkin pişmanlık indirimi sağlayacağı anlamına gelmez.

Bununla birlikte kişinin davranışının suçun tamamlanma zamanı, bildirim yükümlülüğünün gerçekleşip gerçekleşmediği ve diğer ceza hukuku sonuçları bakımından somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

TCK m.167’deki Akrabalık Hükümleri Uygulanabilir mi?

TCK m.167, yağma ve nitelikli yağma hariç olmak üzere aynı bölümde düzenlenen malvarlığına karşı suçlar bakımından belirli akrabalık ilişkilerinde şahsi cezasızlık veya cezada indirim öngörmektedir.

TCK m.166 da bu bölüm içerisinde yer aldığından, somut olayda TCK m.167 hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle;

  • ayrılık kararı verilmemiş eşler,
  • üstsoy veya altsoy,
  • belirli kayın hısımları,
  • evlat edinen veya evlatlık,
  • aynı konutta yaşayan kardeşler

bakımından TCK m.167/1’deki şartlar oluşuyorsa şahsi cezasızlık gündeme gelebilir.

TCK m.167/2’de belirtilen diğer akrabalık ilişkileri bakımından ise cezada indirim söz konusu olabilir.

Ancak akrabalık ilişkisi tek başına yeterli değildir; TCK m.167’nin bütün koşullarının somut olayda gerçekleşmesi gerekir.

Bilgi Vermeme Suçunda Uzlaştırma Var mı?

Kural olarak TCK m.166 uzlaştırma kapsamında değildir.

CMK m.253’te şikâyete bağlı suçlar ile açıkça sayılan bazı suçlar uzlaştırma kapsamına alınmıştır.

Güncel düzenlemede bu listede hırsızlık, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi sayılmış; TCK m.166 bilgi vermeme suçu bu listede yer almamıştır.

Bu nedenle yetişkinler bakımından TCK m.166’nın doğrudan uzlaştırmaya tabi olduğu söylenemez.

Burada önemli bir istisna bulunmaktadır: suça sürüklenen çocuklar bakımından CMK m.253/1-c’deki özel düzenleme nedeniyle, mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisi olması ve suçun üst sınırının üç yılı geçmemesi gibi şartlarla uzlaştırma ayrıca gündeme gelebilir.

Bu ayrım, özellikle çocukların taraf olduğu dosyalarda ayrıca değerlendirilmelidir.

Bilgi Vermeme Suçunda Önödeme Uygulanır mı?

Evet, TCK m.166 bakımından önödeme özellikle önemlidir.

TCK m.75’e göre, uzlaştırma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnızca adli para cezasını gerektiren veya kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlarda önödeme hükümleri uygulanabilir.

TCK m.166’da ise altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir.

Dolayısıyla TCK m.166 bakımından, somut dosyada diğer kanuni şartların bulunması hâlinde önödeme mekanizması gündeme gelir.

Önödeme kapsamında savcılık tarafından belirlenen miktarın ve soruşturma giderlerinin kanunda öngörülen şekilde ödenmesi hâlinde kamu davası açılmaması sonucu doğabilir. TCK m.75’te ayrıca failin talebi üzerine belirli şartlarla üç eşit taksitte ödeme imkânı da düzenlenmiştir.

Bu nedenle TCK m.166 dosyalarında önödeme ihtimali, soruşturmanın en başından itibaren değerlendirilmesi gereken önemli bir hukuki konudur.

Önödeme ile Uzlaştırma Aynı Şey Değildir

Bu iki kurum birbirinden tamamen farklıdır.

Uzlaştırma: Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören arasında uzlaşma sürecidir.

Önödeme: Kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde belirlenen miktarın ödenmesiyle kamu davasının açılmasının önlenmesini sağlayan bir kurumdur.

TCK m.166 bakımından yetişkinler yönünden genel olarak uzlaştırma değil, önödeme mekanizması önem taşımaktadır.

Bu nedenle TCK m.165 ile TCK m.166 arasında çok önemli bir usul farkı da bulunmaktadır:

TCK m.165 → uzlaştırma

TCK m.166 → önödeme

Bu ayrım, kullanıcıların sıkça birbirine karıştırdığı iki farklı ceza muhakemesi kurumunu da net biçimde ortaya koymaktadır. CMK m.253’te TCK m.165 açıkça uzlaştırma listesinde yer alırken TCK m.166 yer almamaktadır.

Bilgi Vermeme Suçu Şikâyete Tabi midir?

Hayır.

TCK m.166’da soruşturma ve kovuşturmanın mağdurun şikâyetine bağlı olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu nedenle suç şikâyete tabi değildir ve kural olarak resen soruşturulur.

Adalet Bakanlığı’nın genel bilgilendirmesinde de şikâyete tabi olmayan suçlarda mağdurun şikâyetinden vazgeçmesinin soruşturmayı kendiliğinden sona erdirmediği belirtilmektedir.

Bu nedenle TCK m.166 bakımından:

“Mağdur şikâyetçi değilse dosya kapanır.”

şeklindeki bir değerlendirme doğru değildir.

Bilgi Vermeme Suçunda Görevli Mahkeme

TCK m.166’da öngörülen cezanın üst sınırı altı ay hapis olduğundan, görevli mahkemenin belirlenmesinde somut olayın diğer özellikleriyle birlikte genel görev kuralları dikkate alınır.

Uygulamada TCK m.166 bakımından Asliye Ceza Mahkemeleri görev yapmaktadır. Yargıtay’ın güncel iş bölümü kararında da TCK m.166, malvarlığına karşı suçlar kapsamında ilgili ceza dairesinin görev alanında açıkça gösterilmektedir.

Bilgi Vermeme Suçunda Basit Yargılama Usulü

TCK m.166’nın kanuni hapis cezasının üst sınırı altı ay olduğundan, CMK m.251’deki basit yargılama usulü bakımından ceza sınırı yönünden şartları karşılayan bir suç tipi söz konusudur.

Ancak somut dosyada basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı; mahkemenin görev alanı, suçun diğer suçlarla birlikte işlenip işlenmediği ve CMK’daki diğer koşullar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Bu nedenle TCK m.166 bakımından önödeme, basit yargılama ve uzlaştırma kurumları birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Bilgi Vermeme Suçunda Dava Zamanaşımı

TCK m.166’da öngörülen hapis cezasının üst sınırı altı ay olduğundan, TCK m.66 kapsamında sekiz yıllık dava zamanaşımı gündeme gelir.

Nitekim yakın tarihli Yargıtay uygulamasında da TCK m.166 için TCK m.66/1-e kapsamında 8 yıllık dava zamanaşımı esas alınmıştır.

Ancak zamanaşımının hesaplanmasında;

  • suç tarihi,
  • zamanaşımını kesen işlemler,
  • zamanaşımını durduran nedenler,
  • soruşturma ve kovuşturma süreci

ayrıca dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle somut dosya incelenmeden yalnızca “8 yıl” denilerek kesin tarih hesabı yapılmamalıdır.

Bilgi Vermeme Suçunda Deliller Nelerdir?

Bu suç bakımından özellikle kişinin eşyayı nasıl elde ettiği ve eşyanın suçtan elde edildiğini ne zaman öğrendiği önemlidir.

Somut olayın niteliğine göre;

  • satış sözleşmesi,
  • fatura,
  • banka kayıtları,
  • mesajlaşmalar,
  • e-posta yazışmaları,
  • teslim tutanakları,
  • tanık beyanları,
  • kamera kayıtları,
  • eşyanın kaynağına ilişkin belgeler,
  • kolluk kayıtları,
  • soruşturma evrakı,
  • eşyanın suçtan elde edildiğini gösteren kayıtlar

delil olarak değerlendirilebilir.

Özellikle öğrenme tarihinin belirlenmesi, suçun ne zaman oluştuğunun tespiti bakımından önemlidir.

Bilgi Vermeme Suçunda Önemli Olan Öğrenme Tarihidir

TCK m.166 bakımından kişinin eşyanın suçtan elde edildiğini ne zaman öğrendiği kritik öneme sahiptir.

Örneğin kişi;

1 Ocak: Telefonu satın aldı.

1 Ocak: Telefonun çalıntı olduğunu bilmiyor.

15 Mart: Telefonun hırsızlık sonucu elde edildiğini öğreniyor.

15 Mart sonrası: Yetkili makamlara bildirim yapmıyor.

Bu durumda hukuki değerlendirme, 1 Ocak’taki satın alma işleminden ziyade 15 Mart’ta gerçekleşen öğrenme ve sonrasındaki davranış üzerinden yapılacaktır.

Bu da TCK m.165 ile TCK m.166 arasındaki temel ayrımı bir kez daha ortaya koymaktadır.

Öncül Suçun Belirlenmesi Neden Önemlidir?

TCK m.166’nın uygulanabilmesi için eşyanın “suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilmiş” olması gerekir.

Dolayısıyla eşyanın hangi suçtan kaynaklandığı önem taşır.

Örneğin eşya;

  • hırsızlık,
  • yağma,
  • dolandırıcılık,
  • güveni kötüye kullanma

gibi bir suç sonucunda elde edilmiş olabilir.

Akademik çalışmalarda TCK m.166’nın bir ön koşul içerdiği ve eşyanın suç konusu olduğunun ortaya konulmasının önem taşıdığı belirtilmektedir.

Bu nedenle TCK m.166 dosyası ile öncül suç dosyasının birbirinden tamamen kopuk değerlendirilmesi her durumda doğru olmayabilir.

Ankara’da Bilgi Vermeme Suçu

Ankara’da TCK m.166 kapsamında bir soruşturma veya ceza davası söz konusu olduğunda, dosyada özellikle eşyanın ilk olarak hangi hukuki ilişkiyle elde edildiği, suçtan elde edildiğinin ne zaman öğrenildiği ve bu öğrenmeden sonra yetkili makamlara ne zaman bildirim yapıldığı ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Örneğin Ankara’da ikinci el araç, telefon, bilgisayar veya başka bir eşyanın satın alınmasından sonra eşyanın hırsızlık ya da başka bir suç sonucunda elde edildiğinin öğrenilmesi hâlinde, kişinin satın alma anındaki bilgi durumu ile öğrenme sonrasındaki davranışı birbirinden ayrılmalıdır.

Bu tür dosyalarda yalnızca “eşya çalıntı çıktı” şeklindeki tespit yeterli değildir.

Asıl sorular şunlardır:

Eşya nasıl elde edildi?

Alındığı sırada suçtan elde edildiği biliniyor muydu?

Suçtan elde edildiği ne zaman öğrenildi?

Öğrenildikten sonra yetkili makamlara bildirim yapıldı mı?

Bildirim yapılmadıysa neden yapılmadı?

Aradan geçen süre makul müydü?

Bu soruların tamamı ceza sorumluluğunun belirlenmesi bakımından önem taşır.

Bilgi Vermeme Suçunda Sık Yapılan Hatalar

“Çalıntı malı satın aldıysa kesin TCK m.165 oluşur.”

Hayır. Kişinin eşyanın suçtan elde edildiğini satın alma sırasında bilip bilmediği araştırılmalıdır.

“Çalıntı olduğunu sonradan öğrendiyse hiçbir sorumluluğu yoktur.”

Bu da doğru değildir. Hukuki ilişkiyle elde edilen eşyanın suçtan elde edildiği sonradan öğrenilmişse TCK m.166 kapsamında bildirim yükümlülüğü doğabilir.

“Sadece malı sahibine vermek yeterlidir.”

TCK m.166’da düzenlenen yükümlülük, suçu takibe yetkili makamlara bildirimde bulunmaktır.

“Şikâyet yoksa dosya kapanır.”

TCK m.166 şikâyete bağlı bir suç değildir.

“Bu suç uzlaştırmaya tabidir.”

Yetişkinler bakımından TCK m.166, CMK m.253’teki genel uzlaştırma listesinde yer almamaktadır.

“Altı aya kadar hapis olduğuna göre mutlaka hapis yatılır.”

Hayır. TCK m.166 bakımından önödeme başta olmak üzere ceza hukukunun farklı kurumları ayrıca değerlendirilmelidir. TCK m.75, uzlaştırma kapsamında olmayan ve üst sınırı altı ayı aşmayan hapis cezası öngören suçlarda önödeme mekanizması düzenlemektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bilgi vermeme suçu nedir?

Hukuki bir ilişkiye dayanarak elde edilen eşyanın suçtan elde edildiğinin sonradan öğrenilmesine rağmen, bu durumun suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirilmemesi hâlinde TCK m.166 kapsamında gündeme gelen suçtur.

Bilgi vermeme suçunun cezası nedir?

Altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Çalıntı olduğunu bilmeden mal almak suç mudur?

Kişinin satın alma sırasında eşyanın suçtan elde edildiğini bilmemesi TCK m.165 bakımından önemlidir. Ancak daha sonra bunu öğrenmesi hâlinde TCK m.166 kapsamında bildirim yükümlülüğü doğabilir.

Çalıntı mal olduğunu sonradan öğrenirsem ne yapmalıyım?

Eşyanın suçtan elde edildiğini öğrendiğinizde, kanundaki “vakit geçirmeksizin” şartına uygun şekilde suçu takibe yetkili makamlara bildirim yapılması gerekir.

Polis veya jandarmaya bildirmek mümkün mü?

Evet. Cumhuriyet Başsavcılığı yanında polis veya jandarma gibi yetkili kolluk birimlerine de bildirim yapılabilir.

Bilgi vermeme suçu şikâyete tabi midir?

Hayır. Kural olarak resen soruşturulur.

Bilgi vermeme suçu uzlaştırmaya tabi midir?

Yetişkinler bakımından kural olarak hayır. TCK m.166, CMK m.253’te açıkça sayılan uzlaştırma suçları arasında değildir. Suça sürüklenen çocuklar bakımından ise CMK m.253/1-c’deki özel düzenleme ayrıca değerlendirilmelidir.

Bilgi vermeme suçunda önödeme uygulanabilir mi?

Evet. TCK m.166’nın üst sınırı altı ay olduğu ve suç CMK m.253 kapsamında uzlaştırma listesinde yer almadığı için, diğer koşulların da bulunması hâlinde TCK m.75 kapsamında önödeme gündeme gelebilir.

Bilgi vermeme suçunda etkin pişmanlık var mı?

TCK m.168’de düzenlenen özel etkin pişmanlık hükümleri TCK m.166’yı kapsamamaktadır.

Bilgi vermeme ile suç eşyasının satın alınması arasındaki fark nedir?

Temel fark bilginin ne zaman mevcut olduğudur. Eşya alınırken suçtan elde edildiği biliniyorsa TCK m.165; hukuki ilişkiyle elde edildikten sonra suçtan elde edildiği öğreniliyor ve bildirim yapılmıyorsa TCK m.166 gündeme gelir.

Bilgi vermeme suçu hangi mahkemede görülür?

Kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir.

Bilgi vermeme suçunda zamanaşımı ne kadardır?

TCK m.166 bakımından genel olarak 8 yıllık dava zamanaşımı gündeme gelir.

Ancak somut dosyada zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin ayrıca hesaplanması gerekir. Yargıtay’ın yakın tarihli bir kararında da TCK m.166 bakımından TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıllık süre esas alınmıştır.

Sonuç

Bilgi vermeme suçu, TCK m.166’da düzenlenen ve özellikle suç eşyasının sonradan ortaya çıkması hâlinde önem kazanan özel bir malvarlığı suçudur.

Bu suçta kişinin eşyayı başlangıçta suçtan elde edildiğini bilerek almaması temel ayrım noktalarından biridir.

Eşya hukuki bir ilişkiye dayanarak elde edilmiş, ancak daha sonra bunun suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edildiği öğrenilmişse, kişinin artık yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunması gerekir.

Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi TCK m.166 kapsamında ceza sorumluluğuna yol açabilir.

Bu nedenle TCK m.166’yı değerlendirirken özellikle:

eşyanın nasıl elde edildiği + öğrenme zamanı + suçtan elde edildiğinin bilinip bilinmediği + bildirim zamanı + bildirimin yapılıp yapılmadığı

birlikte incelenmelidir.

Ayrıca TCK m.165 ile TCK m.166 arasındaki ayrım son derece önemlidir.

Eşyayı suçtan elde edildiğini bilerek satın almak ile eşyayı hukuki bir ilişkiyle iyi niyetli olarak aldıktan sonra suçtan elde edildiğini öğrenmek aynı hukuki durum değildir.

Usul bakımından da TCK m.166’nın uzlaştırma kapsamında olmaması, buna karşılık kanuni ceza sınırı nedeniyle TCK m.75 kapsamında önödemenin gündeme gelebilmesi, dosyanın soruşturma aşamasında özellikle dikkat edilmesi gereken hususlardandır.

Ankara’da bu suç nedeniyle yürütülen bir soruşturma veya ceza davasında ise eşyanın edinilme biçimi, öncül suç, öğrenme tarihi, bildirim yükümlülüğünün ne zaman doğduğu ve önödeme şartlarının oluşup oluşmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Konuya dair alanında uzman bir ceza avukatından destek alınması tavsiye edilmektedir.

TELİF HAKKI VE İÇERİK KULLANIM UYARISI

TELİF HAKKI VE İÇERİK KULLANIM UYARISI

Bu internet sitesinde yer alan tüm makale, hukuki değerlendirme, bilgi notu, görsel, tablo ve diğer içerikler; aksi açıkça belirtilmedikçe Av. Aybüke Uyma / Uyma Hukuk & Danışmanlık tarafından hazırlanmış olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, ilgili diğer mevzuat ve uluslararası telif hakkı düzenlemeleri kapsamında korunmaktadır.

Sitemizde yayımlanan içerikler düzenli olarak arşivlenmekte, elektronik kayıt altına alınmakta ve gerektiğinde içeriklerin oluşturulma tarihini ispatlamaya elverişli dijital kayıtlar muhafaza edilmektedir. Ayrıca internet ortamındaki izinsiz kopyalamalara karşı periyodik kontroller gerçekleştirilmektedir. İçeriklerin tamamının veya herhangi bir bölümünün; izinsiz şekilde kopyalanması, çoğaltılması, yeniden yayımlanması, farklı internet sitelerinde paylaşılması, yapay zekâ sistemlerine toplu veri olarak aktarılması, ticari amaçla kullanılması veya kaynak gösterilmeksizin aynen ya da büyük ölçüde benzer şekilde yayımlanması hukuka aykırıdır.

İzinsiz kullanımın tespiti hâlinde; ihlalin niteliğine göre erişimin engellenmesi, içeriğin kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talepleri ile gerekli görülen diğer hukuki ve cezai başvurular dâhil olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Meslektaşlarımızın; bilimsel çalışma, hukuki araştırma ve dilekçelerinde, kaynak göstermek, meslek etik kurallarına uymak ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun hareket etmek kaydıyla makale içeriklerinden yararlanmaları bakımından sakınca bulunmamaktadır. Bu sitede yer alan içeriklerin izinsiz çoğaltılması veya yeniden yayımlanması yerine, ilgili makalenin bağlantısının (URL) paylaşılması tavsiye edilmektedir.