Giriş
Şirketlerin ve kooperatiflerin mali yapısı, faaliyetleri, borçları, kârlılığı, varlıkları ve ekonomik durumu hakkında verilen bilgiler; ortakların, yatırımcıların, alacaklıların ve diğer ilgililerin ekonomik kararlarını doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle şirket veya kooperatifin gerçek durumunu olduğundan farklı gösteren önemli bilgilerin kamuya açıklanması veya genel kurula sunulması, yalnızca ticari bir yanlışlık olarak değerlendirilmez.
Belirli şartların oluşması hâlinde ceza sorumluluğuna da yol açabilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 164. maddesinde düzenlenen şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçu, şirket ve kooperatiflerin ekonomik güvenilirliğini ve bu yapılara güvenerek karar veren kişilerin malvarlığı menfaatlerini koruyan özel bir suç tipidir.
TCK m.164’e göre şirket veya kooperatifin kanunda belirtilen sıfatlara sahip kişileri tarafından, kamuya yapılan beyanlarda veya genel kurula sunulan rapor ya da önerilerde, ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler verilmesi veya verdirilmesi hâlinde suç oluşabilir.
Kanunda bunun karşılığında altı aydan üç yıla kadar hapis veya bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
Ancak suçun oluşması için yalnızca “yanlış bir bilgi verildi” demek yeterli değildir.
Asıl önemli olan, bilginin ne olduğu, neden önemli olduğu, kime sunulduğu, failin bu bilginin yanlış olduğunu bilip bilmediği ve ilgilileri ekonomik açıdan zarara uğratabilecek nitelikte olup olmadığıdır.
Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu Nedir?
TCK m.164’te düzenlenen suç; şirket veya kooperatifin belirli konumundaki kişilerin, kamuya veya genel kurula yönelik açıklamalarında önemli ve gerçeğe aykırı bilgiler vermesini veya verdirmesini cezalandırmaktadır.
Burada kanun koyucunun amacı, şirket veya kooperatif hakkında bilgi sahibi olan kişilerin bu konumlarını kullanarak;
- kamuoyunu,
- ortakları,
- yatırımcıları,
- alacaklıları,
- genel kurul üyelerini
yanıltmasının önüne geçmektir.
Maddenin gerekçesinde de kamuya yapılan beyanların basın ve yayın yoluyla veya prospektüs gibi araçlarla belirli olmayan kişilere yöneltilen açıklamaları kapsayabileceği; genel kurula sunulan rapor ve önerilerde gerçeğe aykırı bilanço veya gerçek dışı kâr açıklamalarının da suç kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmektedir.
Dolayısıyla TCK m.164’ün merkezinde ticari bilgiye duyulan güvenin korunması bulunmaktadır.
Hangi Bilgilerin Yanlış Verilmesi Suç Oluşturabilir?
Kanunda “önemli bilgi” kavramı kullanıldığı için her maddi hata ceza sorumluluğu doğurmaz.
Bilginin, şirket veya kooperatifin ekonomik durumu ya da faaliyetleri bakımından önem taşıması ve ilgililerin ekonomik kararlarını etkileyebilecek nitelikte olması gerekir.
Örneğin somut olayın koşullarına göre;
- şirketin gerçek mali durumunun olduğundan çok daha iyi gösterilmesi,
- gerçekte bulunmayan kârların varmış gibi açıklanması,
- önemli borçların veya ekonomik yükümlülüklerin gizlenmesi,
- şirketin mali yapısını olduğundan güçlü gösteren gerçek dışı raporlar hazırlanması,
- gerçeğe aykırı bilanço veya mali bilgi sunulması
TCK m.164 bakımından önem taşıyabilir.
Buna karşılık önemsiz bir hesaplama hatası, yazım yanlışı veya şirketin ekonomik kararlarını etkilemeye elverişli olmayan basit bir yanlışlığın otomatik olarak bu suçu oluşturduğu söylenemez.
Her Yanlış Bilgi TCK m.164 Kapsamında Suç mudur?
Hayır.
Bu, makalenin en önemli noktalarından biridir.
TCK m.164 bakımından;
Yanlış bilgi + önemli bilgi + ilgililerin zararına elverişlilik + kanunda belirtilen açıklama ortamı + kast
birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın yaklaşımında da açıklamanın veya raporun gerçeğe aykırı olduğunun bilinerek doğruymuş gibi gösterilmesi ve bunun ilgililerin ekonomik menfaatlerini zarara uğratmış veya en azından zarar tehlikesi yaratmış olması gerektiği kabul edilmektedir.
Bu nedenle;
“Şirketin açıkladığı tahmin gerçekleşmedi.”
ile
“Şirketin gerçek durumunu bildiği hâlde gerçeğe aykırı önemli bilgiyi doğruymuş gibi kamuya açıkladı.”
aynı hukuki durum değildir.
TCK m.164 Kapsamında Kimler Fail Olabilir?
Bu suç özgü suç niteliğindedir.
Yani herkes TCK m.164’te düzenlenen suçun faili olamaz.
Kanunda;
- şirket veya kooperatif kurucuları,
- ortakları,
- idarecileri,
- müdürleri,
- temsilcileri,
- yönetim kurulu üyeleri,
- denetim kurulu üyeleri,
- tasfiye memurları
sayılmıştır.
Dolayısıyla bir şirket hakkında yanlış bilgi veren sıradan bir üçüncü kişinin fiilinin doğrudan TCK m.164 kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Ancak üçüncü kişinin somut olayda azmettiren veya yardım eden sıfatıyla başka bir kişinin suçuna iştirak edip etmediği ayrıca incelenebilir.
Şirket Müdürünün Gerçeğe Aykırı Bilgi Vermesi
Şirket müdürü, TCK m.164 kapsamında kanunda açıkça sayılan fail gruplarından biridir.
Örneğin şirketin mali durumunu bilen bir müdürün, genel kurula sunulan raporda şirketin gerçek ekonomik durumunu olduğundan farklı gösteren önemli bilgileri bilerek vermesi, somut olayın diğer unsurları da mevcutsa TCK m.164 kapsamında değerlendirilebilir.
Burada yalnızca raporun içeriğine değil;
- raporu kimin hazırladığı,
- kimin onayladığı,
- bilginin kaynağı,
- müdürün bu bilginin yanlış olduğunu bilip bilmediği,
- bilginin neden önemli olduğu,
- genel kurul üyelerinin ekonomik kararlarını etkileyip etkilemeyeceği
gibi hususlara bakılması gerekir.
Şirket Ortağı Yanlış Bilgi Verirse Ne Olur?
Ortaklar da TCK m.164’te açıkça sayılan kişiler arasındadır.
Ancak ortak olmak tek başına ceza sorumluluğu için yeterli değildir.
Ortağın şirket veya kooperatif hakkında kanunda belirtilen şekilde önemli ve gerçeğe aykırı bilgiyi kamuya veya genel kurula sunması ve suçun diğer unsurlarının gerçekleşmesi gerekir.
Bu nedenle yalnızca;
“Kişi şirket ortağıydı.”
denilerek TCK m.164 kapsamında sorumluluk kurulamaz.
Failin somut eylemi ortaya konulmalıdır.
Kooperatif Yöneticilerinin Gerçeğe Aykırı Bilgi Vermesi
TCK m.164 yalnızca ticaret şirketlerini değil, kooperatifleri de kapsamaktadır.
Bu nedenle kooperatif başkanı, yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi veya kanunda belirtilen diğer sıfatlara sahip kişilerin genel kurula sundukları rapor ve önerilerde gerçeğe aykırı önemli bilgiler vermesi de somut olayın koşullarına göre TCK m.164 kapsamında değerlendirilebilir.
Kooperatifler bakımından bu konu ayrıca önemlidir. Ticaret Bakanlığı, kooperatiflerde görev yapan kişilerin defter ve belgeleri denetim görevlilerine sunma ve istenilen bilgileri gerçeğe uygun ve eksiksiz verme yükümlülüklerine dikkat çekmektedir.
Dolayısıyla kooperatif yönetimindeki kişilerin bilgi verme yükümlülükleri yalnızca genel kurul ilişkisiyle sınırlı bir konu değildir.
Kamuya Yapılan Beyan Ne Anlama Gelir?
TCK m.164 bakımından “kamuya yapılan beyan” kavramı önemlidir.
Buradaki temel ölçüt, açıklamanın belirli olmayan kişilere yönelik olmasıdır.
Bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre;
- basın açıklamaları,
- basın ve yayın araçları,
- kamuya yönelik duyurular,
- yatırımcılara veya belirsiz sayıdaki kişilere dağıtılan tanıtım belgeleri,
- şirketin ekonomik durumunu açıklayan kamuya açık beyanlar
değerlendirme konusu olabilir.
Kanun gerekçesinde de kamuya yapılan beyanların basın ve yayın yoluyla veya prospektüsler aracılığıyla belirli olmayan kişilere yöneltilen açıklamaları kapsadığı belirtilmektedir.
Burada önemli olan açıklamanın şirketin veya kooperatifin ekonomik durumu bakımından önemli bir gerçeği yanlış yansıtmasıdır.
Genel Kurula Sunulan Rapor ve Öneriler
Suç yalnızca kamuya yapılan açıklamalarla sınırlı değildir.
TCK m.164 ayrıca genel kurula sunulan raporları ve önerileri açıkça düzenlemektedir.
Bu nedenle genel kurul toplantısında kullanılan belgeler ve açıklamalar bakımından;
- faaliyet raporları,
- mali duruma ilişkin raporlar,
- şirketin kârlılığına ilişkin açıklamalar,
- ekonomik durum hakkında önemli değerlendirmeler,
- genel kurul kararlarını etkilemeye elverişli öneriler
somut olayın özelliklerine göre incelenebilir.
Örneğin gerçekte bulunmayan bir kârın varmış gibi gösterilmesi veya şirketin önemli mali yükümlülüklerinin bilerek gizlenmesi, genel kurulun ekonomik kararlarını etkileyebilecek nitelikteyse TCK m.164 bakımından önem kazanabilir.
Gerçeğe Aykırı Bilanço Hazırlamak Suç mudur?
Somut olayın koşullarına göre TCK m.164 kapsamında değerlendirilebilir.
Kanun gerekçesinde özellikle gerçeğe uymayan bilançolar hazırlanması ve gerçeğe aykırı kârlardan bahsedilmesi örnek olarak gösterilmektedir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır.
Her muhasebe hatası veya bilanço farklılığı doğrudan ceza suçu değildir.
TCK m.164 bakımından özellikle;
- bilginin gerçeğe aykırı olup olmadığı,
- önemli nitelikte bulunup bulunmadığı,
- failin yanlışlığı bilip bilmediği,
- bilginin doğruymuş gibi sunulup sunulmadığı,
- ilgililerin ekonomik zararına veya zarar tehlikesine elverişli olup olmadığı
araştırılmalıdır.
Şirketin Kârını Olduğundan Fazla Göstermek
Şirketin gerçekte elde etmediği bir kârın elde edilmiş gibi açıklanması, TCK m.164 bakımından tipik olarak değerlendirilmesi gereken durumlardan biridir.
Çünkü şirketin kârlılığı;
- yatırım kararlarını,
- ortakların kararlarını,
- şirket değerlemesini,
- alacaklıların değerlendirmelerini
etkileyebilir.
Ancak yine de yalnızca “kâr rakamı yanlış çıktı” demek yeterli değildir.
Bilginin bilerek gerçeğe aykırı şekilde sunulması ile ekonomik kararları etkileyebilecek öneme sahip olması birlikte değerlendirilmelidir.
Şirketin Borçlarını Gizlemek
Şirketin mali durumunu olduğundan daha güçlü göstermek amacıyla önemli borçların veya ekonomik yükümlülüklerin gizlenmesi de somut olayın özelliklerine göre TCK m.164 kapsamında değerlendirilebilir.
Örneğin şirketin ciddi miktarda borcu bulunduğu hâlde, kamuya veya genel kurula sunulan raporda şirketin ekonomik durumunun gerçeğe aykırı biçimde olumlu gösterilmesi, ilgili kişilerin ekonomik kararlarını etkileyebilecek nitelikte olabilir.
Burada özellikle “önemli bilgi” ölçütü belirleyicidir.
TCK m.164’te Zararın Gerçekleşmesi Şart mı?
Bu konuda dikkatli olmak gerekir.
Kanun, verilen bilginin “ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte” olmasını aramaktadır.
Dolayısıyla her durumda somut ve gerçekleşmiş bir malvarlığı zararının ortaya çıkmasını beklemek doğru değildir.
Önemli olan, gerçeğe aykırı bilginin ilgilileri ekonomik zarara uğratmaya elverişli olmasıdır.
Yargıtay uygulamasında da kişinin ekonomik menfaatinin gerçekten zarara uğramış olması yanında en azından zarara uğrama tehlikesinin bulunması gerektiğine işaret edilmektedir.
Bu nedenle;
“Kimse gerçekten zarar görmedi, o hâlde suç kesinlikle oluşmaz.”
şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Somut olayda gerçeğe aykırı bilginin yaratmış olduğu ekonomik tehlike ayrıca değerlendirilmelidir.
TCK m.164’te Kast Aranır mı?
Evet.
TCK m.164 bakımından failin gerçeğe aykırı bilgiyi bilerek ve gerçeğe uygunmuş gibi sunması önemlidir.
Yargıtay’ın aktarılan kararlarında da açıklamanın veya raporun gerçeğe aykırı olduğunun bilinerek doğruymuş gibi gösterilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu nedenle;
- muhasebe hatası,
- yanlış hesaplama,
- bilgi eksikliği,
- öngörünün gerçekleşmemesi
ile bilerek yanlış bilgi verme birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin yöneticinin elindeki verilerin gerçeğe uygun olduğuna makul biçimde inanarak yaptığı bir tahminin sonradan gerçekleşmemesi, tek başına TCK m.164 anlamında kasıtlı yanlış bilgi verme olarak kabul edilemez.
Yanlış Tahmin ile Gerçeğe Aykırı Bilgi Arasındaki Fark
Şirketler ticari faaliyetleri sırasında geleceğe ilişkin tahminlerde bulunabilir.
Örneğin:
“Önümüzdeki yıl satışlarımızın yüzde 20 artmasını bekliyoruz.”
şeklindeki bir açıklamanın gerçekleşmemesi tek başına suç anlamına gelmez.
Buna karşılık;
şirketin mevcut satış rakamlarını bilerek olduğundan yüksek göstermek,
gerçekte bulunmayan sözleşmeleri varmış gibi göstermek,
gerçekleşmemiş kârı gerçekleşmiş kâr gibi açıklamak
çok farklı bir durumdur.
Dolayısıyla ceza hukuku bakımından “sonuç gerçekleşmedi” ile “başlangıçta bilerek gerçeğe aykırı bilgi verildi” arasındaki fark son derece önemlidir.
TCK m.164 ile Dolandırıcılık Arasındaki Fark
Bu suçun dolandırıcılık ile karıştırılması mümkündür.
Dolandırıcılık suçunda TCK m.157 kapsamında;
hileli davranış → aldatma → mağdurun veya başkasının zararı → fail veya başkası lehine yarar
şeklinde bir yapı söz konusudur.
TCK m.164’te ise özel olarak;
şirket veya kooperatifin kanunda sayılan kişisi → kamuya veya genel kurula yönelik açıklama → gerçeğe aykırı önemli bilgi → ekonomik zarar veya zarar tehlikesi
üzerinden bir suç tipi oluşturulmuştur.
Bu nedenle her gerçeğe aykırı şirket açıklamasının dolandırıcılık olduğu söylenemez.
Bununla birlikte somut olayda ayrıca bir kişiyi hileli davranışlarla aldatıp haksız menfaat elde etme unsurları bulunuyorsa, dolandırıcılık hükümleri de ayrıca gündeme gelebilir.
Bu nedenle sitemizdeki Dolandırıcılık Suçu ve Cezası makalesine burada güçlü bir iç bağlantı vermek oldukça yerinde olacaktır.
TCK m.164 ile Hileli İflas Arasındaki İlişki
Şirketin mali durumunun gerçeğe aykırı gösterilmesi bazı olaylarda yalnızca TCK m.164 bakımından değil, başka suç tipleri bakımından da önem taşıyabilir.
Özellikle şirketin iflas sürecinde;
- gerçeğe aykırı bilanço,
- sahte muhasebe kayıtları,
- aktifin olduğundan az gösterilmesi
gibi davranışların bulunması hâlinde TCK m.161’deki hileli iflas hükümleri de somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Ancak TCK m.164 ile TCK m.161 aynı şey değildir.
TCK m.164 → şirket veya kooperatif hakkında önemli gerçeğe aykırı bilgi
TCK m.161 → malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflar ve hileli iflas
şeklinde temel bir ayrım kurulabilir.
Bu nedenle önceki Hileli İflas Suçu ve Cezası yazımızla doğrudan bağlantı kurulması SEO açısından da içerik kümesinin bütünlüğü açısından da güçlü olacaktır.
TCK m.164 ile Taksirli İflas Arasındaki Fark
TCK m.162’deki taksirli iflasta temel mesele, tacirin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle iflasa sebebiyet vermesidir.
TCK m.164’te ise gerçeğe aykırı önemli bilgi verilmesi veya verdirilmesi söz konusudur.
Dolayısıyla;
Taksirli iflas → ticari özen yükümlülüğünün ihlali
Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi → önemli gerçeğe aykırı bilginin açıklanması
şeklinde ayrım yapılabilir.
Aynı olay içerisinde farklı suçların unsurlarının oluşup oluşmadığı ise somut fiiller ayrı ayrı değerlendirilerek belirlenmelidir.
Şirketin Reklamında Yanlış Bilgi Vermek TCK m.164 Kapsamında mıdır?
Her durumda değil.
Öncelikle TCK m.164’ün fail ve hareket bakımından özel koşulları bulunmaktadır.
Açıklamayı yapan kişinin kanunda sayılan sıfatlardan birine sahip olup olmadığı ve açıklamanın TCK m.164’te belirtilen kamuya yapılan beyan veya genel kurula sunulan rapor/öneri niteliğinde bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Bunun yanında açıklamanın önemli ve gerçeğe aykırı olması ve ilgililerin ekonomik zararına elverişli bulunması gerekir.
Bu nedenle her ticari reklamda yer alan abartılı veya yanıltıcı ifadenin otomatik olarak TCK m.164 kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Somut olayda başka hukuki veya cezai düzenlemelerin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca incelenmelidir.
Sosyal Medyada Şirket Hakkında Gerçeğe Aykırı Açıklama Yapılması
Günümüzde şirket yöneticileri ve ortakları şirketleri hakkında sosyal medya üzerinden açıklamalar yapabilmektedir.
Ancak burada da “sosyal medyada yanlış bilgi verildi = TCK m.164” şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Öncelikle;
- açıklamayı kimin yaptığı,
- kişinin kanunda belirtilen sıfata sahip olup olmadığı,
- açıklamanın kamuya yönelik olup olmadığı,
- açıklanan bilginin önemli olup olmadığı,
- bilginin gerçeğe aykırı olup olmadığı,
- failin bunun farkında olup olmadığı,
- açıklamanın ilgililerin ekonomik zararına elverişli olup olmadığı
incelenmelidir.
Bu yönüyle sosyal medya paylaşımları da somut olayın koşullarına göre ceza hukuku bakımından önem kazanabilir.
Kooperatif Genel Kurulunda Yanlış Bilgi Vermek
Kooperatif genel kurulları bakımından TCK m.164 ayrıca önem taşımaktadır.
Örneğin kooperatifin;
- mali durumu,
- borçları,
- devam eden projeleri,
- taşınmazları,
- gelirleri,
- giderleri,
- üyelerin ekonomik durumunu etkileyen önemli hususlar
hakkında gerçeğe aykırı bilgilerin genel kurula sunulması, suçun diğer unsurlarının da bulunması hâlinde TCK m.164 kapsamında değerlendirilebilir.
Ticaret Bakanlığı da kooperatiflerde görev yapan kişilerin denetim sırasında istenilen bilgileri gerçeğe uygun ve eksiksiz vermekle yükümlü olduğunu belirtmektedir.
Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunda Deliller
Bu suç bakımından delillerin niteliği, açıklamanın nasıl yapıldığına göre değişebilir.
Özellikle;
- genel kurul tutanakları,
- faaliyet raporları,
- yönetim kurulu kararları,
- denetim raporları,
- bilançolar,
- mali tablolar,
- muhasebe kayıtları,
- şirket yazışmaları,
- kamuya yapılan açıklamalar,
- basın açıklamaları,
- elektronik posta yazışmaları,
- internet sitesi kayıtları,
- sosyal medya paylaşımları,
- ticaret sicili kayıtları,
- tanık anlatımları,
- bilirkişi incelemeleri
önem taşıyabilir.
Özellikle gerçeğe aykırı bilginin bilinerek verildiğinin ispatlanması bakımından, bilginin kaynağı ve failin bilgiye erişim düzeyi önemlidir.
Bilirkişi İncelemesi Gerekir mi?
Somut olayın niteliğine göre evet, bilirkişi incelemesi önemli olabilir.
Özellikle suçlamanın;
- şirketin mali durumu,
- bilanço,
- kârlılık,
- borç miktarı,
- aktif ve pasif değerleri,
- muhasebe kayıtları
üzerinden kurulması hâlinde teknik ve mali inceleme gerekebilir.
Ancak bilirkişinin görevi, teknik ve mali verileri incelemektir.
Bir bilginin “önemli bilgi” olup olmadığı, kastın bulunup bulunmadığı ve suçun hukuki unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir.
Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunda Etkin Pişmanlık
Burada serimizin önceki makaleleriyle önemli bir ayrım ortaya çıkıyor.
TCK m.168’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, TCK m.164’teki şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçunu açıkça saymamaktadır.
TCK m.168’in düzenlediği suçlar arasında hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas ve taksirli iflas gibi suçlar bulunurken TCK m.164 yer almamaktadır.
Dolayısıyla önceki makalelerimizdeki etkin pişmanlık mekanizmasını TCK m.164’e otomatik biçimde taşımamak gerekir.
Bu ayrım özellikle önemlidir.
Bir şirket veya kooperatif hakkında gerçeğe aykırı bilgi veren kişinin daha sonra bilgiyi düzeltmesi veya ortaya çıkan zararı gidermeye çalışması, somut olayın diğer hukuki sonuçları bakımından değerlendirilebilse de TCK m.168 anlamında etkin pişmanlık indirimi uygulanacağı sonucunu doğrudan doğurmaz.
TCK m.167’deki Akrabalık Hükümleri Uygulanır mı?
TCK m.167, malvarlığına karşı suçlarda belirli akrabalık ilişkileri bakımından şahsi cezasızlık veya cezada indirim öngören ortak hükümler arasında yer almaktadır.
Ancak TCK m.167’nin uygulanabilirliği değerlendirilirken suçun yapısı ve somut olay birlikte ele alınmalıdır.
Özellikle TCK m.164’ün özgü suç niteliği taşıması nedeniyle yalnızca fail ile mağdur arasındaki akrabalık ilişkisine bakılarak otomatik bir sonuç çıkarılması doğru değildir.
Bu nedenle aile şirketlerinde veya aile üyelerinin ortak olduğu kooperatiflerde TCK m.167’nin uygulanıp uygulanamayacağı, somut olayın tarafları, suçun mağduru ve kanuni koşullar üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.
Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunun Cezası
TCK m.164 kapsamında;
altı aydan üç yıla kadar hapis veya bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
Burada hapis cezası ile adli para cezasının uygulanma şekli bakımından mahkemenin somut olayda kanuni koşulları değerlendirmesi gerekir.
Ayrıca cezanın belirlenmesinde;
- suçun işleniş şekli,
- failin kastının yoğunluğu,
- bilginin niteliği,
- ortaya çıkan ekonomik tehlike,
- failin kişisel özellikleri
gibi TCK’nın genel hükümleri kapsamında dikkate alınabilecek hususlar ayrıca değerlendirilir.
Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu Şikâyete Tabi midir?
TCK m.164’te suçun soruşturulması için açık bir şikâyet şartı öngörülmemiştir.
Bu nedenle suç, kural olarak şikâyete bağlı suçlardan değildir.
Ortak, yatırımcı, alacaklı veya başka bir ilgili kişinin şikâyette bulunması soruşturmanın başlaması bakımından önem taşıyabilir; ancak suçun soruşturulması yalnızca şikâyet hakkına bağlanmış değildir.
Dolayısıyla şikâyetten vazgeçmenin kamu davasını kendiliğinden sona erdireceği şeklinde bir değerlendirme yapılamaz.
Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu Uzlaştırmaya Tabi midir?
TCK m.164 bakımından uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.
Bu nedenle mağdur veya ilgili kişinin şikâyetten vazgeçmesi ile uzlaştırma kurumunun sonuçları birbirine karıştırılmamalıdır.
Suçun kamuya veya genel kurula yönelik ekonomik güveni koruyan yapısı da burada önemlidir.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
TCK m.164’te öngörülen yaptırımın üst sınırı üç yıl hapis olduğundan yargılama bakımından kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir.
Yargıtay’ın iş bölümü kararlarında da TCK m.164, ekonomik suçlar kapsamında ilgili ceza dairesinin görev alanındaki suçlar arasında sayılmıştır.
Dava Zamanaşımı Ne Kadardır?
TCK m.164 bakımından öngörülen hapis cezasının üst sınırı üç yıl olduğundan, TCK m.66 kapsamında genel dava zamanaşımı bakımından sekiz yıllık süre gündeme gelir.
Ancak zamanaşımı hesabında;
- suç tarihi,
- soruşturma ve kovuşturma işlemleri,
- zamanaşımını kesen nedenler,
- zamanaşımını durduran nedenler
ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle somut dosya incelenmeden yalnızca suç tarihine bakılarak kesin bir zamanaşımı hesabı yapılmamalıdır.
Tüzel Kişi Hakkında Ceza Verilebilir mi?
Burada TCK m.169 ile bağlantı kurulması önemlidir.
TCK m.169, hırsızlık, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarının işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabileceğini düzenlemektedir.
Ancak TCK m.169’un saydığı suçlar arasında TCK m.164 bulunmamaktadır.
Dolayısıyla TCK m.164 bakımından tüzel kişinin kendisine doğrudan hapis veya adli para cezası verilmesi söz konusu değildir; suçun faili kanunda sayılan gerçek kişilerdir.
Bu da TCK m.164 ile önceki Dolandırıcılık Suçu makalemiz arasında önemli bir hukuki ayrım oluşturmaktadır.
Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunda Sık Yapılan Hatalar
“Şirket hakkında yanlış bir şey söyledim, suç işledim.”
Hayır. Her yanlış bilgi TCK m.164 kapsamında değildir.
“Şirketin bilançosunda hata varsa kesinlikle suç oluşur.”
Hayır. Bilginin niteliği, önem derecesi, yanlışlığın bilinip bilinmediği ve ekonomik zarar tehlikesi ayrıca incelenmelidir.
“Şirket ortağı olan herkes bu suçtan sorumludur.”
Hayır. Ortaklık sıfatı tek başına yeterli değildir. Failin kanunda belirtilen eylemi gerçekleştirmesi gerekir.
“Gerçek bir zarar oluşmadıysa suç oluşmaz.”
Her durumda doğru değildir. Kanun, ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte önemli bilgiyi esas almaktadır.
“Sonradan zararı ödersem etkin pişmanlıktan yararlanırım.”
TCK m.168, TCK m.164’ü açıkça etkin pişmanlık kapsamındaki suçlar arasında saymamaktadır.
“Bu suç sadece şirketlerde olur.”
Hayır. Kanun kooperatifleri de açıkça kapsamaktadır.
Ankara’da Şirket ve Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu
Ankara’da şirket veya kooperatif yöneticileri, ortakları, temsilcileri veya tasfiye memurları hakkında TCK m.164 kapsamında bir soruşturma yürütülürken dosyanın yalnızca ceza hukuku yönüyle incelenmesi yeterli olmayabilir.
Özellikle;
- şirketin veya kooperatifin ticari kayıtları,
- genel kurul tutanakları,
- faaliyet raporları,
- bilançolar,
- mali tablolar,
- yönetim kurulu kararları,
- denetim raporları,
- kamuya yapılan açıklamalar,
- açıklamanın yapıldığı tarih,
- açıklama sırasında şirketin gerçek mali durumu
birlikte değerlendirilmelidir.
Ankara’daki kooperatifler bakımından Ticaret Bakanlığı’nın denetim mekanizması da ayrıca önem taşımaktadır. Bakanlık, kooperatif denetimlerinin resen, şikâyet üzerine veya savcılık talebi üzerine gerçekleştirilebildiğini ve denetim sonucunda suç teşkil eden durumlar bakımından soruşturma raporu düzenlenebildiğini belirtmektedir.
Bu nedenle Ankara’da TCK m.164 kapsamında soruşturma veya ceza davası ile karşılaşan şirket yöneticileri, ortaklar ve kooperatif yöneticileri bakımından ceza dosyası ile şirket/kooperatif kayıtlarının birlikte incelenmesi büyük önem taşır.
Sıkça Sorulan Sorular
Şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçu nedir?
Şirket veya kooperatifin kanunda sayılan kişilerinin kamuya yaptığı beyanlarda veya genel kurula sunduğu rapor ve önerilerde, ilgilileri zarara uğratabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler vermesi veya verdirmesidir.
TCK m.164’ün cezası nedir?
Altı aydan üç yıla kadar hapis veya bin güne kadar adli para cezasıdır.
Her yanlış bilgi suç mudur?
Hayır. Bilginin önemli olması, gerçeğe aykırı bulunması ve ilgililerin ekonomik zararına veya zarar tehlikesine elverişli olması gerekir.
Şirket müdürü TCK m.164 kapsamında sorumlu olabilir mi?
Evet. Müdür, kanunda açıkça sayılan fail gruplarındandır. Ancak somut eylemin diğer suç unsurlarını da taşıması gerekir.
Şirket ortağı yanlış bilgi verirse suç oluşur mu?
Ortaklar kanunda sayılan kişiler arasındadır. Ancak yalnızca ortak olmak yeterli değildir; kanunda belirtilen nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgi verme eyleminin gerçekleştirilmesi gerekir.
Kooperatif yöneticileri de bu suçtan sorumlu olabilir mi?
Evet. TCK m.164 şirketlerin yanı sıra kooperatifleri de açıkça kapsamaktadır.
Gerçeğe aykırı bilanço hazırlamak suç mudur?
Somut olayın özelliklerine göre TCK m.164 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak her muhasebe veya bilanço hatası suç değildir.
Şirketin zarar etmesi TCK m.164 kapsamında suç oluşturur mu?
Hayır. Şirketin zarar etmesi veya ticari tahminlerin gerçekleşmemesi tek başına TCK m.164 anlamında suç oluşturmaz.
Gerçek zarar oluşmadan suç oluşabilir mi?
Kanundaki “zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte” ifadesi nedeniyle somut olayda zarar tehlikesinin bulunması da önem taşıyabilir.
TCK m.164 dolandırıcılık suçu mudur?
Hayır. Ayrı bir suç tipidir. Ancak somut olayda dolandırıcılığın unsurları da bulunuyorsa ayrıca değerlendirme yapılabilir.
Hileli iflas ile aynı suç mudur?
Hayır. Hileli iflas TCK m.161’de, şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme ise TCK m.164’te ayrı suçlar olarak düzenlenmiştir.
Etkin pişmanlık uygulanır mı?
TCK m.168, TCK m.164’ü açıkça etkin pişmanlık kapsamına almamaktadır. Bu nedenle TCK m.168’deki özel etkin pişmanlık indiriminin doğrudan uygulanması söz konusu değildir.
Suç şikâyete tabi midir?
TCK m.164’te şikâyet şartı öngörülmemiştir. Bu nedenle suç kural olarak şikâyete tabi değildir.
Hangi mahkeme görevlidir?
TCK m.164 bakımından kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir.
Sonuç
Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçu, ticari hayatta güvenilir ve doğru bilgi akışının korunması bakımından önemli bir ekonomik suçtur.
TCK m.164 yalnızca bir şirket veya kooperatif hakkında “yanlış bir şey söylenmesini” cezalandırmamaktadır.
Suçun oluşabilmesi için kanunda belirtilen failin, kamuya yaptığı beyan veya genel kurula sunduğu rapor ya da öneri içerisinde, ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı ve önemli bilgiyi vermesi veya verdirmesi gerekir. Yargıtay uygulamasında ayrıca bilginin yanlış olduğunun bilinerek doğruymuş gibi sunulması ve ekonomik zarar veya zarar tehlikesi yaratmaya elverişli olması üzerinde durulmaktadır.
Bu nedenle bir şirketin zarar etmesi, kâr tahmininin gerçekleşmemesi, bilanço üzerinde teknik bir hata bulunması veya bir yöneticinin yaptığı her açıklamanın gerçeği tam olarak yansıtmaması kendiliğinden TCK m.164 kapsamında suç anlamına gelmez.
Özellikle şirket ve kooperatif yöneticileri bakımından bilginin niteliği, açıklamanın yapıldığı ortam, failin sıfatı, kastı, bilginin ekonomik önemi ve ilgilileri zarara uğratma tehlikesi birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca TCK m.164’ün dolandırıcılık, hileli iflas ve taksirli iflas gibi ekonomik suçlardan ayrılması gerekir. Her suçun koruduğu hukuki değer ve oluşum şartları farklıdır.
Bu nedenle Ankara’da şirket veya kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçuna ilişkin bir soruşturma veya ceza davasıyla karşılaşılması hâlinde; genel kurul belgeleri, mali tablolar, bilanço ve muhasebe kayıtları, yönetim kurulu kararları, kamuya yapılan açıklamalar ve açıklamanın yapıldığı tarihte şirketin gerçek ekonomik durumu birlikte incelenmelidir.

