Giriş
Karşılıksız yararlanma suçu, kişinin bedelini ödemesi gereken belirli bir hizmetten, hizmet sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan ya da kanunda öngörülen özel koşulları ihlal ederek yararlanmasını yaptırım altına alan bir malvarlığı suçudur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163. maddesinde karşılıksız yararlanmanın üç farklı görünümü düzenlenmiştir:
- bedeli ödenerek yararlanılabilen otomat hizmetinden ödeme yapmadan yararlanma,
- telefon hatları, frekanslar veya elektromanyetik dalgalarla yapılan yayınlardan rıza dışında yararlanma,
- abonelik esasına göre sunulan elektrik, su veya doğal gazın, sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi.
TCK m.163/1 bakımından iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası, m.163/2 bakımından altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası, m.163/3 bakımından ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Ancak karşılıksız yararlanma suçunun özellikle elektrik, su ve doğal gaz kullanımı bakımından uygulaması oldukça teknik olabilir. Her borcun ödenmemesi, her usulsüz kullanım veya her abonelik ihlali otomatik olarak TCK m.163 kapsamında suç oluşturmaz.
Suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesinde hizmetin niteliği, abonelik ilişkisi, kullanım biçimi, sayaç veya ölçüm sistemine müdahale edilip edilmediği, tüketim miktarının belirlenip belirlenemediği ve failin kastı birlikte değerlendirilmelidir.
Karşılıksız Yararlanma Nedir?
Karşılıksız yararlanma, en genel anlamıyla bedeli ödenmesi gereken bir hizmetten hukuka aykırı biçimde bedel ödemeksizin yararlanılmasıdır.
Ancak TCK m.163’te kanun koyucu her türlü ücretsiz kullanım biçimini suç olarak düzenlememiştir.
Tam tersine, üç özel durum belirlenmiştir.
Bu nedenle TCK m.163’ün kapsamını doğru anlamak için her fıkrayı ayrı değerlendirmek gerekir.
Otomatlardan Ücretsiz Yararlanma
TCK m.163/1’e göre, otomatlar aracılığıyla sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanmak karşılıksız yararlanma suçunu oluşturabilir.
Burada önemli olan, otomatın ücret karşılığında bir hizmet sunması ve failin bu hizmetten bedel ödemeden yararlanmasıdır.
Örneğin ücret ödenmesi gereken otomatik bir hizmet sisteminin teknik işleyişinin devre dışı bırakılması ve böylece hizmetten ücretsiz yararlanılması somut olayın koşullarına göre TCK m.163/1 kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay’ın yaklaşımında bu tür durumlar hırsızlıktan ayrılmaktadır. Çünkü fail taşınır bir malı bulunduğu yerden almamakta; bir hizmetten bedelsiz şekilde yararlanmaktadır.
Otomat sistemini aşmak hırsızlık mıdır?
Her durumda değil.
Örneğin bir ulaşım sisteminde ücret ödenmesini sağlayan otomatik sistemin teknik işleyişinin devre dışı bırakılmasıyla hizmetten ücretsiz yararlanılması, olayın özelliklerine göre karşılıksız yararlanma kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay, bu tür olaylarda taşınabilir bir malın alınmaması ve bir kişinin ayrıca aldatılmasının söz konusu olmaması nedeniyle eylemin dolandırıcılık veya hırsızlık yerine TCK m.163 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul eden kararlar vermiştir.
Telefon Hatlarından ve Ücretli Yayınlardan Yararlanma
TCK m.163/2’de ikinci bir karşılıksız yararlanma biçimi düzenlenmiştir.
Buna göre kişinin;
- telefon hatlarından,
- telefon frekanslarından,
- elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli yayınlardan,
- elektromanyetik dalgalarla yapılan şifresiz yayınlardan
sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanması suç oluşturabilir.
Bu fıkra kapsamında altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir.
Burada suçun konusunun klasik anlamda taşınır bir mal olmadığı özellikle önemlidir.
TCK m.163’ün gerekçesinde de telefon şebekeleri ve elektromanyetik dalgalarla yapılan yayınlardan hukuka aykırı biçimde yararlanılması hâlinde hırsızlık suçunun oluşmadığı, bunun karşılıksız yararlanmanın tipik görünümünü oluşturduğu belirtilmektedir.
Kaçak Elektrik Kullanmak Karşılıksız Yararlanma Suçu mudur?
Belirli şartlarda evet.
TCK m.163/3, abonelik esasına göre yararlanılabilen;
- elektrik enerjisinin,
- suyun,
- doğal gazın
sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesini suç olarak düzenlemektedir.
Bu fıkra kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Fakat burada makalenin en önemli noktalarından biri ortaya çıkmaktadır:
Elektrik, su veya doğal gaz faturasını ödememek ile TCK m.163/3’teki karşılıksız yararlanma suçu aynı şey değildir.
TCK m.163/3 bakımından özellikle tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketim şartı aranır.
Yargıtay uygulamasında da bu ayrım önem taşımaktadır. Örneğin tüketilen elektrik miktarının sayaç üzerinden belirlenebildiği ve tüketimin tespitini engelleyen bir müdahalenin bulunmadığı durumlarda TCK m.163/3’ün unsurlarının oluşmadığı yönünde kararlar verilmiştir.
Faturayı Ödememek Karşılıksız Yararlanma Suçu mudur?
Tek başına değildir.
Bu konu özellikle elektrik, su ve doğal gaz bakımından sıkça yanlış anlaşılmaktadır.
Bir kişinin aboneliği bulunmasına rağmen faturayı zamanında ödememesi, kural olarak tek başına TCK m.163/3’te düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmaz.
Çünkü üçüncü fıkrada yalnızca ödeme yapılmaması değil;
“tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketim”
şartı da aranmıştır.
Dolayısıyla somut olayda;
- sayaçta değişiklik yapılıp yapılmadığı,
- sayaca müdahale edilip edilmediği,
- tüketimin ölçüm sisteminin dışında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği,
- tüketim miktarının sonradan belirlenip belirlenemediği
araştırılmalıdır.
Yargıtay, tüketim miktarının belirlenebildiği ve ölçüm sisteminin tüketimi göstermeye devam ettiği olaylarda suçun unsurlarının oluşmadığı yönünde kararlar vermiştir.
Sayaçla Oynamak Suç Oluşturur mu?
Somut olayın niteliğine göre evet.
Ancak burada da yalnızca “sayaçla oynandı” demek yeterli değildir.
Önemli olan müdahalenin tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek nitelikte olup olmadığıdır.
Örneğin;
- sayacın ölçümünü etkileyen müdahale,
- tüketimin eksik kaydedilmesini sağlayan düzenek,
- tüketimin sayaç dışından geçirilmesi,
- ölçüm sisteminin devre dışı bırakılması
gibi davranışlar TCK m.163/3 bakımından önem taşıyabilir.
Buna karşılık tüketim miktarı teknik olarak belirlenebiliyorsa, yalnızca usulsüzlük bulunduğu gerekçesiyle otomatik olarak TCK m.163/3 kapsamında mahkûmiyet kurulması doğru olmayabilir. Yargıtay kararlarında bu teknik ayrım özellikle vurgulanmaktadır.
Abonesiz Elektrik, Su veya Doğal Gaz Kullanımı
Abonelik ilişkisinin bulunmaması da ayrıca değerlendirilmelidir.
TCK m.163/3’ün lafzı “abonelik esasına göre yararlanılabilen” elektrik enerjisi, su veya doğal gazdan söz etmektedir.
Bu nedenle somut olayda;
- abonelik bulunup bulunmadığı,
- hizmetin hangi sistem üzerinden sunulduğu,
- tüketimin nasıl gerçekleştirildiği,
- tüketim miktarının belirlenip belirlenemediği
ayrıca araştırılmalıdır.
Yargıtay uygulamasında özellikle abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin taşınır mal olarak hırsızlık kapsamında değerlendirilmesi yerine TCK m.163/3 kapsamında ele alınması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu ayrım, özellikle 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında önem kazanmıştır.
Karşılıksız Yararlanma ile Hırsızlık Arasındaki Fark
Karşılıksız yararlanma suçunun hırsızlıktan ayrılması serinin önceki makalesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Hırsızlık suçunda başkasına ait taşınır malın zilyedin rızası olmadan alınması söz konusudur.
Karşılıksız yararlanma suçunda ise kanunun özel olarak belirlediği hizmetlerden bedelsiz veya rıza dışında yararlanma söz konusudur.
Örneğin:
Bir kişinin başkasına ait telefonu çalması → hırsızlık
Başkasına ait telefon hattından hukuka aykırı şekilde yararlanması → karşılıksız yararlanma
şeklinde temel bir ayrım kurulabilir.
Elektrik bakımından da 6352 sayılı Kanun sonrasında abonelik esasına göre yararlanılan elektrik enerjisinin belirli koşullarda TCK m.163/3 kapsamında değerlendirilmesi kabul edilmiştir.
Bu nedenle makalemizden Hırsızlık Suçu ve Cezası yazımıza güçlü bir site içi bağlantı vermek gerekir.
Karşılıksız Yararlanma ile Dolandırıcılık Arasındaki Fark
İki suçun birbirinden ayrılmasında hile önemli bir kriterdir.
Dolandırıcılıkta fail, hileli davranışlarla bir kişiyi aldatır ve bu aldatma sonucunda kendisi veya başkası lehine haksız yarar elde eder.
Karşılıksız yararlanmada ise özellikle TCK m.163/1 bakımından bir kişinin aldatılması şart değildir.
Yargıtay da otomatın teknik işleyişinin devre dışı bırakılarak hizmetten bedelsiz yararlanılması hâlinde, ortada ayrıca bir kişinin aldatılması bulunmadığı için eylemin dolandırıcılık değil karşılıksız yararlanma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu nedenle serimizdeki Dolandırıcılık Suçu ve Cezası makalesine de doğal bir iç bağlantı kurulabilir.
Karşılıksız Yararlanma ile Güveni Kötüye Kullanma Arasındaki Fark
Güveni kötüye kullanma suçunda fail, belirli bir hukuki ilişki kapsamında zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde devir amacı dışında tasarrufta bulunur veya devir olgusunu inkâr eder.
Karşılıksız yararlanmada ise TCK m.163’te özel olarak düzenlenen hizmetlerden hukuka aykırı şekilde yararlanma söz konusudur.
Dolayısıyla suçların konusu ve hareket biçimleri farklıdır.
Bu ayrım, özellikle şirket, abonelik, hizmet sağlayıcı ve müşteri ilişkilerinde somut olayın doğru suç tipi üzerinden değerlendirilmesi açısından önemlidir.
Karşılıksız Yararlanma Suçunda Kast
Karşılıksız yararlanma suçu kasten işlenebilen bir suçtur.
Failin, kanunda belirtilen hizmetten hukuka aykırı şekilde yararlandığını bilmesi ve buna rağmen hareket etmesi gerekir.
Özellikle elektrik, su ve doğal gaz dosyalarında;
- sayaca kimin müdahale ettiği,
- müdahalenin ne zaman gerçekleştiği,
- tüketimin kim tarafından yapıldığı,
- failin bu müdahaleden haberdar olup olmadığı,
- tüketim miktarının neden belirlenemediği
gibi sorular önem taşır.
Yargıtay kararlarında da karşılıksız yararlanma kastının belirlenebilmesi için teknik veriler ile kullanım sürecinin birlikte incelendiği görülmektedir.
Karşılıksız Yararlanma Suçunda Bilirkişi İncelemesi
Özellikle kaçak elektrik, kaçak su ve kaçak doğal gaz dosyalarında bilirkişi incelemesi büyük önem taşır.
Çünkü mahkemenin yalnızca bir tutanağa dayanarak;
“Kaçak kullanım var, dolayısıyla suç oluşmuştur.”
şeklinde sonuca ulaşması her olay bakımından yeterli değildir.
Teknik olarak;
- sayaç kayıtları,
- endeks değerleri,
- sayaç üzerinde yapılan müdahale,
- bağlantı şekli,
- tüketim miktarı,
- önceki ve sonraki tüketim değerleri,
- kayıtlı ve kayıtsız tüketim arasındaki fark,
- tüketimin ölçüm sisteminden geçip geçmediği
incelenebilir.
Yargıtay, bazı dosyalarda tüketim miktarının sayaçtan geçtiği ve kurumun tespitini engelleyen bir müdahalenin bulunmadığı teknik raporlar karşısında suçun oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu nedenle teknik bilirkişi raporu ile hukuki değerlendirme birbirinden ayrılmalıdır.
Karşılıksız Yararlanma Suçunda Etkin Pişmanlık
Bu suç bakımından en önemli hukuki sonuçlardan biri TCK m.168/5‘teki özel düzenlemedir.
TCK m.168/5’e göre karşılıksız yararlanma suçunda fail, azmettiren veya yardım eden kişi pişmanlık göstererek;
mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin ederse kamu davası açılmaz.
Zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi hâlinde ise verilecek cezada üçte birine kadar indirim yapılabilir.
Kanun ayrıca bu özel düzenlemeden iki defadan fazla yararlanılamayacağını öngörmektedir.
Bu nedenle karşılıksız yararlanma dosyalarında zararın ne zaman ve ne şekilde ödendiği son derece önemlidir.
Yargıtay da soruşturma aşamasında gerçek zararın bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi ve sanığa bu zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen giderdiği takdirde kamu davası açılmayacağının bildirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Soruşturma aşamasında ödeme neden önemli?
Çünkü iki farklı sonuç ortaya çıkabilir:
Soruşturma tamamlanmadan önce zararın tamamen giderilmesi → kamu davası açılmaz.
Kovuşturma sırasında ancak hükümden önce zararın tamamen giderilmesi → cezada üçte birine kadar indirim gündeme gelir.
Dolayısıyla karşılıksız yararlanma soruşturmasıyla karşılaşan kişinin, ödeme ve tazmin bakımından soruşturmanın hangi aşamasında bulunduğunu doğru şekilde değerlendirmesi gerekir.
Kısmi Ödeme Yapılması Hâlinde Ne Olur?
TCK m.168/5’te karşılıksız yararlanma bakımından tam tazmin esas alınmıştır.
Bu nedenle zararın yalnızca bir bölümünün ödenmesi, tek başına TCK m.168/5’teki özel sonucun doğması için yeterli değildir.
Ancak somut olayda diğer hukuki sonuçlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle;
- gerçek zararın miktarı,
- vergiler ve cezaların bu hesaba dahil edilip edilmeyeceği,
- kurumun gerçek zararının nasıl hesaplandığı,
- ödemenin hangi tarihte yapıldığı
dosya bakımından önem taşır.
Yargıtay, karşılıksız yararlanma dosyalarında cezasız ve gerçek zararın belirlenmesi ve buna göre ödeme imkânının değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Akrabalık İlişkilerinde Ceza İndirimi veya Cezasızlık Uygulanabilir mi?
Evet, somut olayın şartlarına göre TCK m.167 de değerlendirme konusu olabilir.
Karşılıksız yararlanma, TCK’nın malvarlığına karşı suçları düzenleyen bölümünde yer aldığından, TCK m.167’deki şahsi cezasızlık ve cezada indirim hükümleri bakımından değerlendirme yapılabilir.
Örneğin kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesi hâlinde;
- ayrılık kararı verilmemiş eşler,
- üstsoy veya altsoy,
- belirli kayın hısımları,
- evlat edinen veya evlatlık,
- aynı konutta yaşayan kardeşler
bakımından şahsi cezasızlık hükümleri gündeme gelebilir.
TCK m.167/2’de ise belirli diğer akrabalık ilişkileri bakımından cezanın yarı oranında indirilmesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır.
Ancak bu hükümlerin uygulanabilmesi için kanunda belirtilen akrabalık ve birlikte yaşama koşullarının somut olayda gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca incelenmelidir.
Karşılıksız Yararlanma Suçu Şikâyete Tabi midir?
TCK m.163’te suçun soruşturulması için şikâyet şartı öngörülmemiştir.
Bu nedenle karşılıksız yararlanma suçu kural olarak şikâyete tabi suçlardan değildir.
Bununla birlikte TCK m.168/5’te düzenlenen özel tazmin mekanizması, suçun soruşturma ve kovuşturma sürecinde zarar giderilmesine çok önemli sonuçlar bağlamaktadır.
Dolayısıyla “şikâyetçi vazgeçerse dosya kapanır” şeklinde genel bir değerlendirme yapmak doğru değildir.
Karşılıksız Yararlanma Suçu Uzlaştırmaya Tabi midir?
Burada da fıkra ayrımını doğru yapmak gerekir.
TCK m.163/1 ve m.163/2’nin ceza sınırları itibarıyla CMK m.251 kapsamında basit yargılama usulü gündeme gelebilir. Güncel uygulama listelerinde de TCK m.163/1 ve 163/2 açıkça basit yargılama kapsamında gösterilmektedir.
Buna karşılık TCK m.163/3’ün üst sınırı üç yıl olduğundan, yalnızca ceza üst sınırı kriteri üzerinden basit yargılama kapsamına girmez.
Karşılıksız yararlanmanın tüm fıkraları bakımından uzlaştırma ise ayrıca CMK m.253’teki suç listesi üzerinden değerlendirilmelidir; TCK m.163 bu kapsamda genel bir uzlaştırma suçu olarak düzenlenmemiştir.
Bu nedenle özellikle elektrik, su ve doğal gaz dosyalarında uygulamadaki asıl kritik mekanizma çoğu zaman TCK m.168/5’teki zararın tamamen giderilmesine bağlı özel sonuçtur.
Basit Yargılama Usulü Uygulanabilir mi?
TCK m.163/1 ve m.163/2 bakımından evet, şartları oluştuğunda basit yargılama usulü gündeme gelebilir.
CMK m.251, asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren ve kanunda öngörülen yaptırımın üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirdiği suçlar bakımından basit yargılama usulünü düzenlemektedir. TCK m.163/1’in üst sınırı altı ay, m.163/2’nin üst sınırı ise iki yıldır.
Bu nedenle:
- TCK m.163/1 → basit yargılama kapsamında olabilir.
- TCK m.163/2 → basit yargılama kapsamında olabilir.
- TCK m.163/3 → üst sınırı üç yıl olduğu için bu kapsamda değildir.
Basit yargılama uygulanıp mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde sonuç cezadan 1/4 oranında indirim yapılması öngörülmektedir.
Karşılıksız Yararlanma Suçunda Görevli Mahkeme
TCK m.163 kapsamında yargılama kural olarak Asliye Ceza Mahkemesinde yapılır.
Nitekim Yargıtay kararlarında karşılıksız yararlanma dosyalarının Asliye Ceza Mahkemelerinde görüldüğü ve Yargıtay’ın güncel iş bölümü kararında TCK m.163’ün İkinci Ceza Dairesinin görev alanında bulunduğu görülmektedir.
Karşılıksız Yararlanma Suçunda Zincirleme Suç
Aynı suç işleme kararının gerçekleştirilmesi kapsamında farklı tarihlerde aynı türden karşılıksız yararlanma fiillerinin gerçekleştirilmesi hâlinde, somut olayın koşullarına göre TCK m.43’teki zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir.
Özellikle elektrik, su veya doğal gaz kullanımına ilişkin birden fazla tespit tutanağının bulunduğu dosyalarda, her tutanağın otomatik olarak ayrı bir suç olarak kabul edilmesi yerine;
- kullanım dönemleri,
- tespit tarihleri,
- aynı abonelik veya tesis,
- eylemlerin sürekliliği,
- kesinleşmiş dosyalar,
- aynı suç işleme kararının bulunup bulunmadığı
birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay, birden fazla tespit tutanağı bulunan karşılıksız yararlanma dosyalarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının ayrıca araştırılması gerektiğine karar vermiştir.
Karşılıksız Yararlanma Suçunda Deliller Nelerdir?
Somut olayın niteliğine göre özellikle;
- sayaç,
- sayaç endeksleri,
- sayaç inceleme tutanakları,
- kaçak kullanım tespit tutanakları,
- abonelik sözleşmesi,
- tüketim kayıtları,
- geçmiş dönem tüketim değerleri,
- teknik bilirkişi raporu,
- fotoğraf ve görüntüler,
- bağlantı şemaları,
- elektrik/su/doğal gaz dağıtım kayıtları,
- ödeme belgeleri,
- banka kayıtları,
- tanık beyanları
delil olarak değerlendirilebilir.
Elektrik, su ve doğal gaz dosyalarında teknik tespit ile ceza hukuku bakımından gerekli unsurların birbirinden ayrılması özellikle önemlidir.
Ankara’da Karşılıksız Yararlanma Suçlarında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ankara’da kaçak elektrik, su veya doğal gaz kullanımı iddiasıyla yürütülen bir soruşturma ya da ceza davasında yalnızca düzenlenen tespit tutanağına bakılması yeterli olmayabilir.
Özellikle;
abonelik → sayaç → tüketim → teknik müdahale → tüketimin tespit edilebilirliği → gerçek zarar → ödeme tarihi
zincirinin birlikte incelenmesi gerekir.
Örneğin sayaçta bir usulsüzlük tespit edilmiş olması, tek başına TCK m.163/3’ün bütün unsurlarının kesin olarak oluştuğu anlamına gelmeyebilir. Tüketim miktarının belirlenip belirlenemediği ve müdahalenin gerçekten ölçümü engelleyip engellemediği teknik olarak ortaya konulmalıdır. Yargıtay kararlarında bu hususun özellikle araştırıldığı görülmektedir.
Bu nedenle Ankara’da karşılıksız yararlanma soruşturması veya davasıyla karşılaşan kişiler bakımından ceza dosyasının teknik tüketim kayıtları ve bilirkişi incelemesiyle birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Karşılıksız Yararlanma ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Karşılıksız yararlanma suçu nedir?
TCK m.163’te belirtilen hizmetlerden, bedel ödemeden veya sahibinin/zilyedinin rızası dışında yararlanılması ya da elektrik, su ve doğal gazın tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi hâlinde oluşabilen malvarlığı suçudur.
Kaçak elektrik kullanmak suç mudur?
TCK m.163/3’teki şartların oluşması hâlinde evet. Özellikle elektrik enerjisinin sahibinin rızası olmadan ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi gerekir.
Elektrik faturasını ödememek suç mudur?
Tek başına faturanın ödenmemesi TCK m.163/3’te düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunun oluşması için yeterli değildir. Tüketimin belirlenmesini engelleyen hukuka aykırı kullanımın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Sayaçla oynamak karşılıksız yararlanma suçu oluşturur mu?
Sayaç müdahalesinin tüketim miktarının belirlenmesini engelleyip engellemediği önemlidir. Teknik müdahalenin niteliği ve tüketimin belirlenebilirliği somut olayda araştırılmalıdır.
Kaçak su kullanmak suç mudur?
Abonelik esasına göre yararlanılabilen suyun, sahibinin rızası olmadan ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi TCK m.163/3 kapsamında değerlendirilebilir.
Kaçak doğal gaz kullanmak suç mudur?
Kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde evet. TCK m.163/3 elektrik ve su yanında doğal gazı da açıkça düzenlemektedir.
Karşılıksız yararlanmanın cezası nedir?
Fiilin hangi fıkraya girdiğine göre değişir:
- Otomat hizmeti: 2 aydan 6 aya kadar hapis veya adli para cezası.
- Telefon hatları/frekanslar/yayınlar: 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası.
- Elektrik, su veya doğal gaz: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.
Karşılıksız yararlanma suçunda zarar ödenirse ne olur?
TCK m.168/5’te özel bir düzenleme bulunmaktadır.
Zarar soruşturma tamamlanmadan önce tamamen giderilirse kamu davası açılmaz; hüküm verilinceye kadar tamamen giderilirse cezada üçte birine kadar indirim gündeme gelebilir.
Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlık var mı?
Evet. Ancak bu suç bakımından TCK m.168/5’te özel sonuçlar düzenlenmiştir. Özellikle tam zararın hangi aşamada giderildiği önemlidir.
Karşılıksız yararlanma hırsızlık mıdır?
Hayır. Kanunda ayrıca düzenlenmiş bağımsız bir suç tipidir. Özellikle telefon, yayın ve abonelik hizmetlerinden yararlanma bakımından hırsızlıktan farklı unsurlara sahiptir.
Karşılıksız yararlanma dolandırıcılık mıdır?
Her durumda değildir. Dolandırıcılıkta bir kimsenin hileli davranışlarla aldatılması gerekir. Karşılıksız yararlanmanın bazı tipik görünümlerinde ise böyle bir aldatma bulunmaz.
Karşılıksız yararlanma basit yargılamaya tabi midir?
TCK m.163/1 ve m.163/2 bakımından şartları oluştuğunda basit yargılama usulü uygulanabilir. TCK m.163/3 ise üç yıllık üst sınır nedeniyle bu kapsama girmez.
Karşılıksız yararlanma suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir.
Sonuç
Karşılıksız yararlanma suçu, TCK m.163 kapsamında farklı hizmet türlerine ilişkin üç ayrı davranış biçimini düzenleyen ve özellikle elektrik, su ve doğal gaz kullanımı bakımından teknik inceleme gerektiren bir malvarlığı suçudur.
Otomat hizmetinden bedel ödemeden yararlanmak, telefon hatlarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan yayınlardan sahibinin ya da zilyedinin rızası olmadan yararlanmak ve abonelik esasına göre sunulan elektrik, su veya doğal gazı tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketmek kanunda ayrı ayrı düzenlenmiştir.
Özellikle kaçak elektrik, kaçak su ve kaçak doğal gaz bakımından yalnızca fatura borcunun bulunması veya “kaçak kullanım” şeklinde bir tutanak düzenlenmesi, ceza sorumluluğunun otomatik olarak ortaya çıktığı anlamına gelmez.
Tüketimin nasıl gerçekleştirildiği, ölçüm sistemine müdahale edilip edilmediği ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyen bir durumun bulunup bulunmadığı teknik olarak araştırılmalıdır.
Yargıtay’ın kararlarında da bu hususların bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmesine önem verilmektedir.
Diğer taraftan TCK m.168/5, karşılıksız yararlanma suçları bakımından son derece önemli bir zararın giderilmesi mekanizması getirmektedir.
Gerçek zararın soruşturma tamamlanmadan önce tamamen giderilmesi hâlinde kamu davası açılmaması; hüküm verilmeden önce tamamen giderilmesi hâlinde ise cezada üçte birine kadar indirim yapılabilmesi, dosyanın hangi aşamada olduğunun büyük önem taşımasına neden olur.
Bu nedenle karşılıksız yararlanma iddiasıyla karşılaşan kişi bakımından dosyanın;
suçun hangi fıkraya girdiği + kullanım şekli + teknik tespit + tüketimin belirlenebilirliği + gerçek zarar + ödeme zamanı + etkin pişmanlık + deliller
birlikte değerlendirilmelidir.

