Giriş
Güveni kötüye kullanma suçu, başkasına ait bir malın belirli bir amaçla muhafaza edilmek veya kullanılmak üzere kişiye teslim edilmesinden sonra, bu mal üzerinde teslim amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunulması veya malın teslim alındığının inkâr edilmesi hâlinde gündeme gelir.
Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenen suçun temelinde, malın sahibinin veya hak sahibinin faille kurduğu güvene dayalı zilyetlik ilişkisi bulunmaktadır.
Burada mal, başlangıçta fail tarafından hukuka aykırı şekilde ele geçirilmiş değildir. Aksine malın zilyetliği belirli bir amaç doğrultusunda iradi olarak devredilmiştir.
Ancak daha sonra fail, kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak mal üzerinde kendisine verilen yetkinin sınırlarını aşan bir tasarrufta bulunur.
Güveni kötüye kullanma suçunun temel şekli TCK m.155/1’de; meslek, sanat, ticaret, hizmet ilişkisi veya başkasının mallarını idare etme yetkisi kapsamında işlenen nitelikli şekli ise m.155/2’de düzenlenmiştir.
24 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle motorlu kara, deniz veya hava taşıtlarının suçun konusu olması ayrıca ağırlaştırıcı bir hâl olarak m.155/3’e eklenmiştir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?
TCK m.155/1’e göre başkasına ait bir mal;
- muhafaza edilmek,
- belirli bir şekilde kullanılmak
üzere kişiye teslim edilmişse ve kişi bu mal üzerinde teslim amacının dışında tasarrufta bulunursa veya malın kendisine teslim edildiğini inkâr ederse güveni kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir.
Kanun hükmü, temel şekil bakımından şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörmektedir.
Buradaki en önemli nokta şudur:
Malın başlangıçta failin eline hukuka uygun ve rızaya dayalı olarak geçmiş olması gerekir.
Bu özellik, güveni kötüye kullanma suçunu birçok malvarlığı suçundan ayırır.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Temel Unsurları
Bir olayın TCK m.155 kapsamında değerlendirilebilmesi için somut olayın özelliklerine göre özellikle şu hususlar incelenmelidir:
Mal başkasına ait olmalıdır.
Suçun konusu başkasına ait bir maldır.
Malın zilyetliği faile devredilmiş olmalıdır.
Fail malı başlangıçta sahibinin veya hak sahibinin rızasıyla elde etmelidir.
Devir belirli bir amaca dayanmalıdır.
Malın muhafaza edilmesi veya belirli bir şekilde kullanılması amacıyla teslim edilmesi önemlidir.
Fail teslim amacına aykırı hareket etmelidir.
Malın satılması, devredilmesi, kullanılması veya başka şekilde üzerinde tasarrufta bulunulması somut olayın özelliklerine göre suç oluşturabilir.
Failin kendisine veya başkasına yarar sağlama amacı bulunmalıdır.
TCK m.155/1, mal üzerindeki tasarrufun failin veya başka bir kişinin yararına olmasını aramaktadır.
Zilyetlik Neden Bu Kadar Önemlidir?
Güveni kötüye kullanma suçunun merkezinde zilyetlik kavramı bulunmaktadır.
Çünkü malın failin eline nasıl geçtiği, olayın hırsızlık mı, dolandırıcılık mı yoksa güveni kötüye kullanma mı olduğunu belirlemede son derece önemlidir.
Örneğin kişi bir arkadaşına:
“Arabamı iki saatliğine kullan.”
diyerek aracı teslim etmişse, araç başlangıçta sahibinin rızasıyla teslim edilmiştir.
Buna karşılık kişi aracı sahibinin bilgisi ve rızası olmadan alıp götürmüşse, olayın güveni kötüye kullanma değil hırsızlık bakımından değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Dolayısıyla yalnızca “başkasının malı kullanıldı” demek suçun niteliğini belirlemeye yetmez.
Malın faile hangi koşullarda teslim edildiği araştırılmalıdır.
Malın Teslim Amacı Dışında Kullanılması Ne Demektir?
Malın belirli bir amaçla teslim edilmesinden sonra bu amaca aykırı şekilde kullanılması, güveni kötüye kullanma suçunun en önemli görünüm biçimlerindendir.
Örneğin;
- belirli bir süre kullanılması için verilen aracın satılması,
- teslim edilmek üzere alınan malın başka bir kişiye devredilmesi,
- muhafaza edilmesi için teslim edilen eşyanın satılması,
- belirli bir işte kullanılmak üzere verilen malın failin kendi işi için kullanılması
somut olayın diğer unsurları da mevcutsa TCK m.155 kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak her sözleşmeye aykırı davranış otomatik olarak güveni kötüye kullanma suçu oluşturmaz.
Ceza hukuku bakımından ayrıca suçun kanuni unsurlarının gerçekleşmesi gerekir.
Teslim Alınan Malı Satmak Güveni Kötüye Kullanma Suçu mudur?
Somut olayın özelliklerine göre evet, olabilir.
Örneğin bir kişi, başkasına ait bir eşyayı belirli bir süre muhafaza etmek amacıyla teslim almış ve daha sonra bu eşyayı kendi malıymış gibi üçüncü bir kişiye satmışsa, malın kendisine hangi amaçla teslim edildiği ve üzerindeki tasarrufun bu amaca aykırı olup olmadığı değerlendirilir.
Burada önemli olan yalnızca satışın gerçekleşmesi değildir.
Malın faile hangi amaçla teslim edildiği belirleyicidir.
Malı İade Etmemek Güveni Kötüye Kullanma Suçu mudur?
Her iade etmeme olayı otomatik olarak suç oluşturmaz.
Öncelikle;
- malın neden teslim edildiği,
- ne zaman geri verilmesi gerektiği,
- taraflar arasında nasıl bir hukuki ilişki bulunduğu,
- failin mal üzerindeki zilyetliğinin niteliği,
- malın teslim amacının ne olduğu,
- failin iade etmeme davranışının suç kastını ortaya koyup koymadığı
araştırılmalıdır.
Özellikle kira, ödünç, vekâlet, hizmet veya başka bir sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile özel hukuk arasındaki sınırın dikkatle belirlenmesi gerekir.
Malın Teslim Alındığını İnkar Etmek
TCK m.155/1’de yalnızca teslim amacı dışında tasarruf değil, devir olgusunun inkâr edilmesi de ayrıca düzenlenmiştir.
Örneğin kişinin kendisine belirli bir amaçla teslim edilen malı hiç teslim almadığını ileri sürmesi, somut olayın diğer unsurlarıyla birlikte değerlendirilerek güveni kötüye kullanma kapsamında ele alınabilir.
Burada da malın gerçekten teslim edildiğinin ispatlanması önemlidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Cezası Ne Kadar?
TCK m.155’in temel şekli bakımından:
Altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmektedir.
Ancak suçun TCK m.155/2’deki nitelikli hâli söz konusu olduğunda ceza:
Bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasıdır.
Motorlu kara, deniz veya hava taşıtlarının suçun konusu olması hâlinde ise 2025 yılında eklenen TCK m.155/3 uyarınca ilgili fıkradaki ceza bir kat artırılır.
Meslek veya Ticari Faaliyet Sırasında İşlenen Güveni Kötüye Kullanma
TCK m.155/2, suçun daha ağır cezayı gerektiren özel bir görünümünü düzenlemektedir.
Buna göre suç;
- meslek ve sanat,
- ticaret,
- hizmet ilişkisi
kapsamında veya kişinin başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak kendisine tevdi ve teslim edilmiş eşya üzerinde işlenirse daha ağır yaptırım uygulanır.
Bu durumda:
1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 3.000 güne kadar adli para cezası söz konusu olur.
İşverenin Malını Kötüye Kullanmak
Örneğin bir çalışana işverenin malını muhafaza etmek veya işin gereği olarak kullanmak üzere teslim edilmiş olması ve çalışanın bu mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunması hâlinde TCK m.155/2 gündeme gelebilir.
Ancak her işçi-işveren uyuşmazlığı güveni kötüye kullanma suçu değildir.
Somut olayda;
- malın çalışana neden teslim edildiği,
- çalışanın yetkileri,
- iş tanımı,
- mal üzerindeki fiili hâkimiyeti,
- yapılan tasarrufun yetki kapsamında olup olmadığı
araştırılmalıdır.
Şirket Müdürü veya Yetkilisinin Şirket Malları Üzerindeki Tasarrufu
Bir kişinin şirket adına veya şirket mallarını idare etmek üzere kendisine verilen yetkiyi aşarak şirket malvarlığı üzerinde kendisi veya başkası lehine tasarrufta bulunması hâlinde, somut olayın özelliklerine göre TCK m.155/2 gündeme gelebilir.
Burada özellikle “başkasının mallarını idare etmek yetkisi” ifadesi önemlidir.
Yetkinin kapsamı;
- şirket sözleşmeleri,
- görev tanımı,
- vekâletname,
- yönetim kurulu kararları,
- ticari kayıtlar,
- teslim belgeleri
gibi deliller üzerinden belirlenebilir.
Araç Teslim Edilirse Güveni Kötüye Kullanma Suçu Oluşur mu?
Somut olayın şartlarına göre oluşabilir.
Örneğin bir kişinin aracını belirli bir süre kullanmak amacıyla başka bir kişiye teslim etmesi ve aracın teslim amacı dışında satılması veya başkasına devredilmesi hâlinde TCK m.155 kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Burada 2025 yılında yapılan değişiklik ayrıca önemlidir.
Çünkü artık suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde ilgili fıkradaki ceza bir kat artırılmaktadır.
Bu yeni düzenleme nedeniyle özellikle emanet verilen araç, kiralanan araç veya kullanım amacıyla teslim edilen taşıtlar bakımından TCK m.155’in güncel hâli ayrıca incelenmelidir.
Motorlu Taşıtlarda Ceza Neden Daha Ağır?
24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla TCK m.155’e eklenen üçüncü fıkra, güveni kötüye kullanma suçunun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde ilgili fıkraya göre belirlenen cezanın bir kat artırılmasını öngörmektedir. TBMM tutanaklarında düzenlemenin 155. maddeye yeni üçüncü fıkra olarak eklendiği görülmektedir.
Bu nedenle örneğin TCK m.155/1 kapsamındaki bir fiilin motorlu kara taşıtı üzerinde işlenmesi hâlinde temel ceza aralığı iki katına çıkmaktadır.
Aynı şekilde TCK m.155/2 kapsamındaki nitelikli hâlde suçun konusu motorlu taşıt ise ikinci fıkradaki ceza bir kat artırılır.
Araç Satıldıysa Ceza Nasıl Belirlenir?
Burada iki ayrı aşama bulunmaktadır.
Öncelikle olayın TCK m.155 kapsamında olup olmadığı belirlenir.
Daha sonra;
- temel hâlin mi,
- meslek, ticaret, hizmet veya mal idaresi ilişkisi nedeniyle nitelikli hâlin mi,
- motorlu kara, deniz veya hava taşıtına ilişkin artırıcı hükmün mü
uygulanacağı belirlenir.
Bu nedenle “aracımı verdim, geri getirmedi” şeklindeki tek bir cümle üzerinden kesin ceza hesabı yapmak mümkün değildir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Şikâyete Tabi midir?
Burada da temel hâl ile nitelikli hâli birbirinden ayırmak gerekir.
Temel hâl
TCK m.155/1 açıkça şikâyet üzerine soruşturma ve kovuşturmayı öngörmektedir.
Nitelikli hâl
TCK m.155/2’de ise şikâyet şartı bulunmamaktadır.
Adalet Bakanlığının uzlaştırma tablosunda da TCK m.155/1 şikâyete tabi, TCK m.155/2 ise şikâyete tabi olmayan suç olarak gösterilmektedir.
Bu ayrım, özellikle suçun hangi fıkra kapsamında değerlendirileceğinin belirlenmesini son derece önemli hâle getirir.
Uzlaştırma Uygulanır mı?
TCK m.155/1 bakımından uzlaştırma uygulanabilir.
Adalet Bakanlığının güncel uzlaştırma materyalinde güveni kötüye kullanma suçunun 155/1 fıkrası uzlaştırma kapsamında gösterilmektedir.
Buna karşılık TCK m.155/2 uzlaştırma kapsamında değildir. Resmî tabloda 155/2 açıkça uzlaştırma kapsamı dışında gösterilmiştir.
Bu nedenle:
Güveni kötüye kullanma suçu uzlaştırmaya tabi mi?
sorusunun cevabı tek kelimeyle “evet” değildir.
Doğru değerlendirme:
Temel şekil olan TCK m.155/1 uzlaştırma kapsamındadır; TCK m.155/2 ise uzlaştırma kapsamında değildir.
Motorlu taşıtlara ilişkin yeni üçüncü fıkranın uygulanacağı olaylarda ise suçun hangi temel fıkra üzerinden nitelendirildiği ve buna bağlı usul hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık Var mı?
Evet.
Bu suç bakımından TCK m.168’in özel bir önemi vardır.
TCK m.168/1’de güveni kötüye kullanma açıkça etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceği suçlar arasında sayılmıştır.
Suç tamamlandıktan sonra fakat bu nedenle kovuşturma başlamadan önce fail, azmettiren veya yardım eden kişi pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı tamamen giderirse, verilecek cezanın üçte ikisine kadar indirim yapılabilir.
Kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce zararın giderilmesi hâlinde ise cezanın yarısına kadar indirim yapılabilir.
Burada önemli olan, zararın giderilmesinin kendiliğinden ve otomatik olarak belirli oranda indirim sağlamadığıdır.
Kanun “kadar” ifadesini kullanmaktadır. Dolayısıyla somut olayın koşulları ve diğer yasal şartlar değerlendirilir.
Zararın Bir Kısmı Ödenirse Etkin Pişmanlık Uygulanır mı?
TCK m.168/4 bu konuda özel bir düzenleme içermektedir.
Zararın kısmen geri verilmesi veya tazmin edilmesi hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.
Dolayısıyla;
Tam zarar giderme ile
kısmi zarar giderme
aynı hukuki durumda değildir.
Özellikle kısmi ödeme veya kısmi iade söz konusu olduğunda mağdurun rızasının bulunup bulunmadığı önem kazanır.
Malı Geri Vermek Davayı Ortadan Kaldırır mı?
Bu sorunun cevabı olayın hangi aşamada olduğuna ve hangi hükümlerin uygulanabileceğine göre değişir.
TCK m.155/1 şikâyete bağlı bir suç olduğundan, şikâyetten vazgeçme ve uzlaştırma gibi kurumlar ayrıca değerlendirilir.
Bunun yanında zararın giderilmesi, TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık bakımından önem taşıyabilir.
Ancak:
“Malı geri verdim, dava kesin olarak düşer.”
şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Özellikle TCK m.155/2 bakımından suç şikâyete bağlı olmadığından, mağdurun şikâyetçi olmaması tek başına ceza soruşturmasını ortadan kaldırmaz.
TCK m.167 Akrabalık Nedeniyle Cezasızlık Sağlar mı?
Evet, kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde uygulanabilir.
TCK m.167, malvarlığına karşı suçlar bakımından belirli aile ilişkilerinde şahsi cezasızlık veya cezada indirim öngörmektedir.
Maddede açıkça yağma ve nitelikli yağma istisna tutulmuştur. Güveni kötüye kullanma bu istisna içerisinde değildir.
Bu nedenle somut olayın diğer şartları da gerçekleştiğinde TCK m.167’nin güveni kötüye kullanma suçu bakımından uygulanması gündeme gelebilir.
Eşler Arasında Güveni Kötüye Kullanma Suçu İşlenirse Ne Olur?
TCK m.167/1’de belirtilen şartların bulunması hâlinde, ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına işlenen malvarlığı suçlarında ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmayabilir.
Aynı düzenleme;
- üstsoy,
- altsoy,
- belirli derecedeki kayın hısımları,
- evlat edinen,
- evlatlık,
- aynı konutta yaşayan kardeşler
bakımından da belirli şartlarla uygulanmaktadır.
Ancak her aile içi malvarlığı uyuşmazlığı otomatik olarak cezasızlık sonucunu doğurmaz.
Kanunda öngörülen akrabalık ve birlikte yaşama şartlarının tek tek incelenmesi gerekir.
Akrabalık Nedeniyle Ceza Yarı Oranında İnebilir mi?
Bazı durumlarda evet.
TCK m.167/2’de;
- ayrılık kararı verilmiş eşler,
- aynı konutta yaşamayan kardeşler,
- aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze veya yeğen,
- ikinci derece kayın hısımları
bakımından kanuni şartların oluşması hâlinde şikâyet üzerine verilecek cezanın yarısı oranında indirilmesi öngörülmektedir.
Dolayısıyla aile içindeki malvarlığı uyuşmazlıklarında TCK m.167’nin kapsamı mutlaka ayrıca incelenmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma ile Hırsızlık Arasındaki Fark Nedir?
Bu iki suç arasındaki en önemli fark malın failin eline nasıl geçtiğidir.
Hırsızlıkta
Mal, zilyedinin rızası olmadan alınır.
Güveni kötüye kullanmada
Malın zilyetliği başlangıçta rızayla ve belirli bir amaç doğrultusunda devredilir.
Daha sonra fail bu güven ilişkisini kötüye kullanır.
Örneğin:
Bir kişinin masasındaki telefonu gizlice almak → hırsızlık
Arkadaşının telefonunu belirli bir süre kullanmak üzere alıp sonrasında kendisine aitmiş gibi satmak → somut olayın şartlarına göre güveni kötüye kullanma
Bu ayrım, suç vasfının belirlenmesinde temel öneme sahiptir.
Güveni Kötüye Kullanma ile Dolandırıcılık Arasındaki Fark Nedir?
Dolandırıcılıkta fail, mağduru hileli davranışlarla aldatarak malvarlığı bakımından bir tasarrufta bulunmasını sağlar.
Güveni kötüye kullanmada ise malın zilyetliği, başlangıçta mağdurun veya hak sahibinin güvenine ve rızasına dayalı olarak faile bırakılmıştır.
Bu nedenle:
Hileyle malın teslim edilmesini sağlamak → dolandırıcılık
Güven nedeniyle teslim edilen malı sonradan amacı dışında kullanmak → güveni kötüye kullanma
şeklinde temel bir ayrım yapılabilir.
Ancak somut olaylarda suçların unsurları birbirine yaklaşabileceğinden, olayın başlangıcından itibaren tüm süreç değerlendirilmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma ile Mala Zarar Verme Arasındaki Fark
Mala zarar verme suçunda malın;
- yıkılması,
- tahrip edilmesi,
- yok edilmesi,
- bozulması,
- kullanılamaz hâle getirilmesi,
- kirletilmesi
gibi fiiller söz konusudur.
Güveni kötüye kullanmada ise temel mesele, zilyetliği belirli bir amaçla devredilen mal üzerinde teslim amacına aykırı tasarrufta bulunulmasıdır.
Aynı olayda hem güveni kötüye kullanma hem de mala zarar verme suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilebilir.
Güveni Kötüye Kullanma ile Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Arasındaki Fark
TCK m.154’te taşınmaz üzerindeki hakka aykırı işgal, sınır ihlali veya kullanımın engellenmesi söz konusudur.
TCK m.155 ise başkasına ait malın zilyetliğinin belirli bir amaçla devredilmesinden sonra bu güven ilişkisinin kötüye kullanılmasını konu alır.
Dolayısıyla:
Taşınmazın haksız işgali → TCK m.154
Belirli amaçla teslim edilen malın amacı dışında kullanılması → TCK m.155
şeklinde temel bir ayrım yapılabilir.
Güveni Kötüye Kullanma ile Bedelsiz Senedi Kullanma Arasındaki Fark
TCK m.156, bedelsiz kalmış bir senedin kullanılması fiilini ayrıca düzenlemektedir.
Güveni kötüye kullanma ise esas olarak başkasına ait mal üzerindeki zilyetliğin belirli amaçla devredilmesi ve bu güven ilişkisinin kötüye kullanılmasıyla ilgilidir.
Bu nedenle senetle ilgili uyuşmazlıklarda olayın hangi suçun unsurlarını taşıdığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Her Sözleşmeye Aykırılık Güveni Kötüye Kullanma Suçu mudur?
Hayır.
Bu, uygulamada en çok karıştırılan konulardan biridir.
Bir kişinin sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemesi her zaman ceza hukuku bakımından suç oluşturmaz.
Örneğin;
- borcun ödenmemesi,
- malın geç teslim edilmesi,
- sözleşmenin ihlal edilmesi,
- ticari anlaşmazlık,
- kira bedelinin ödenmemesi
tek başına güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğu anlamına gelmez.
Ceza hukuku bakımından öncelikle malın zilyetliğinin hangi amaçla devredildiği ve failin bu devrin amacı dışında nasıl tasarrufta bulunduğu belirlenmelidir.
Bu ayrım özellikle ticari uyuşmazlıklarda son derece önemlidir.
Ödünç Alınan Malı Geri Vermemek Suç Mudur?
Somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Ödünç ilişkisi kapsamında malın zilyetliğinin nasıl ve hangi şartlarla devredildiği, failin malı iade etmeme iradesinin ne zaman ortaya çıktığı ve mal üzerinde teslim amacına aykırı bir tasarruf bulunup bulunmadığı önemlidir.
Bu nedenle yalnızca:
“Eşyayı geri vermedi.”
şeklindeki bir bilgi üzerinden kesin suç vasfı belirlenemez.
Kiralanan Aracı Geri Vermemek Güveni Kötüye Kullanma mıdır?
Her olayda otomatik olarak evet denilemez.
Kiralama ilişkisinin içeriği, aracın teslim şartları, sözleşme, kullanım süresi, iade yükümlülüğü ve failin sonradan gerçekleştirdiği davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.
Ancak özellikle motorlu taşıtların suç konusu olması hâlinde 2025 yılında getirilen TCK m.155/3 düzenlemesi nedeniyle, olayın ceza hukuku bakımından nitelendirilmesi ayrıca önem kazanmıştır.
Suçun Manevi Unsuru
Güveni kötüye kullanma suçu kasten işlenebilen bir suçtur.
Failin kendisine belirli bir amaçla teslim edilen mal üzerinde, bu teslimin amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir.
Özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin veya teslim ilişkisinin kapsamı tartışmalıysa, failin kastının belirlenmesi önem taşır.
Bu nedenle;
- yazılı sözleşmeler,
- teslim tutanakları,
- mesajlaşmalar,
- e-postalar,
- banka kayıtları,
- kamera kayıtları,
- tanık anlatımları
gibi deliller olayın niteliğine göre önem kazanabilir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Deliller
Somut olayın özelliklerine göre;
- teslim tutanağı,
- sözleşme,
- kira sözleşmesi,
- vekâletname,
- banka kayıtları,
- fatura,
- şirket kayıtları,
- WhatsApp ve diğer mesajlaşmalar,
- e-posta yazışmaları,
- kamera görüntüleri,
- tanık beyanları,
- araç teslim kayıtları,
- araç takip/GPS kayıtları,
- noter belgeleri
değerlendirilebilir.
Özellikle suçun temelini oluşturan zilyetlik devrinin hangi amaçla yapıldığını ortaya koyan belgeler önem taşır.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Teşebbüs Mümkün mü?
Somut olayın özelliklerine göre teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.
Ancak güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için malın zilyetliğinin belirli bir amaçla faile devredilmiş olması gerektiğinden, teşebbüs değerlendirmesi suçun hangi hareketinin gerçekleştirilmeye çalışıldığına göre yapılmalıdır.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda İştirak
Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi mümkündür.
Örneğin bir kişinin kendisine teslim edilen malı başka bir kişinin yararına devretmesi ve diğer kişinin bu tasarrufa bilerek katılması hâlinde, somut olayın özelliklerine göre iştirak hükümleri değerlendirilebilir.
Her kişinin sorumluluğu kendi kastı ve fiile katkısı üzerinden belirlenir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Dava Zamanaşımı
Dava zamanaşımı bakımından suçun hangi fıkra kapsamında kaldığı önemlidir.
TCK m.155/1’de üst sınır iki yıl, m.155/2’de ise yedi yıl hapis cezasıdır. Motorlu taşıta ilişkin m.155/3 artırımı da suçun hangi temel fıkra üzerinden değerlendirildiğine göre zamanaşımı hesabını etkileyebilir. Güncel kanun metninde m.155/3’ün cezayı bir kat artırdığı açıkça düzenlenmiştir.
Bu nedenle zamanaşımı hesabı yalnızca “TCK 155” denilerek tek bir süre üzerinden yapılmamalıdır.
Görevli Mahkeme
Güveni kötüye kullanma suçunda görevli mahkemenin belirlenmesinde, somut olayda uygulanması gereken suç tipi ve cezanın alt-üst sınırları dikkate alınır.
Özellikle TCK m.155/2’deki nitelikli hâl ile 2025 yılında eklenen motorlu taşıt düzenlemesinin uygulanması hâlinde ceza miktarı değişebileceğinden görev bakımından da somut olayın doğru nitelendirilmesi önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Güveni kötüye kullanma suçu nedir?
Başkasına ait bir malın muhafaza edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere teslim edilmesinden sonra, mal üzerinde teslim amacına aykırı tasarrufta bulunulması veya teslim olgusunun inkâr edilmesi TCK m.155 kapsamında güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir.
Güveni kötüye kullanma suçunun cezası nedir?
Temel hâlde altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmektedir. Meslek, sanat, ticaret, hizmet ilişkisi veya başkasının mallarını idare etme yetkisi kapsamında işlenen nitelikli hâlde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasıdır.
Güveni kötüye kullanma suçu şikâyete tabi midir?
TCK m.155/1 bakımından evet. TCK m.155/1 açıkça şikâyet üzerine soruşturma ve kovuşturma yapılmasını öngörmektedir. TCK m.155/2 ise şikâyete tabi değildir.
Güveni kötüye kullanma suçu uzlaştırmaya tabi midir?
TCK m.155/1 uzlaştırma kapsamındadır. TCK m.155/2 ise uzlaştırma kapsamında değildir.
Güveni kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlık var mı?
Evet. TCK m.168, güveni kötüye kullanma suçunu açıkça etkin pişmanlık kapsamına almaktadır. Zararın tamamen giderilmesi soruşturma/kovuşturma aşamasına göre cezada indirim sağlayabilir.
Zarar tamamen ödenirse ceza ortadan kalkar mı?
Hayır. Zararın giderilmesi TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık bakımından sonuç doğurabilir; ancak cezanın otomatik olarak tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
Kısmi ödeme yapılırsa etkin pişmanlık uygulanır mı?
Kısmi geri verme veya tazmin hâlinde TCK m.168’in uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası gerekir.
Emanet verilen arabayı satmak suç mudur?
Aracın belirli bir amaçla teslim edilmesinden sonra fail tarafından kendisinin veya başkasının yararına ve teslim amacı dışında satılması, somut olayın şartlarına göre güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Motorlu taşıtların suç konusu olması hâlinde TCK m.155/3’teki ceza artırımı ayrıca değerlendirilir.
Aracı geri getirmemek güveni kötüye kullanma suçu mudur?
Tek başına aracın geç veya hiç geri getirilmemesi kesin olarak suç anlamına gelmez. Aracın hangi amaçla, ne kadar süreyle ve hangi şartlarla teslim edildiği ile failin sonraki davranışları birlikte değerlendirilmelidir.
Güveni kötüye kullanma ile hırsızlık arasındaki fark nedir?
Hırsızlıkta mal zilyedinin rızası olmadan alınırken, güveni kötüye kullanmada mal başlangıçta belirli bir amaçla ve rıza gösterilerek faile teslim edilir; daha sonra teslim amacı dışında tasarrufta bulunulur.
Güveni kötüye kullanma ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?
Dolandırıcılıkta hileli davranışlarla mağdurun malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması sağlanır. Güveni kötüye kullanmada ise mal başlangıçta güven ilişkisi nedeniyle faile teslim edilmiştir.
Her sözleşme ihlali güveni kötüye kullanma suçu mudur?
Hayır. Her sözleşmeye aykırı davranış ceza hukuku bakımından suç oluşturmaz. Malın zilyetliğinin hangi amaçla devredildiği ve failin bu amaca aykırı ne yaptığı ayrıca incelenmelidir.
Akraba arasında güveni kötüye kullanma suçu işlenirse ceza verilir mi?
TCK m.167’deki şartların gerçekleşmesi hâlinde şahsi cezasızlık veya cezada indirim gündeme gelebilir. Kanundaki akrabalık ve birlikte yaşama koşulları somut olayda ayrıca incelenmelidir.
Şirket malını kendi yararına kullanmak suç mudur?
Kişiye şirket mallarını idare etme yetkisi verilmişse ve bu yetki kapsamında kendisine teslim edilen mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunmuşsa TCK m.155/2 gündeme gelebilir.
Ancak şirket içi her uyuşmazlık otomatik olarak suç oluşturmaz.
Motorlu taşıtlar bakımından yeni düzenleme nedir?
24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla TCK m.155’e eklenen üçüncü fıkra uyarınca suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde ilgili fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Sonuç
Güveni kötüye kullanma suçu, malın başlangıçta fail tarafından hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesinden değil, kendisine belirli bir amaçla teslim edilen mal üzerindeki güven ilişkisinin sonradan kötüye kullanılmasından kaynaklanan bir malvarlığı suçudur.
TCK m.155/1 kapsamında, başkasına ait malın muhafaza edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere teslim edilmesinden sonra teslim amacı dışında tasarrufta bulunulması veya teslim olgusunun inkâr edilmesi hâlinde altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmektedir. Bu temel hâl şikâyete tabidir.
Suçun meslek, sanat, ticaret, hizmet ilişkisi veya başkasının mallarını idare etme yetkisi kapsamında işlenmesi hâlinde TCK m.155/2 uygulanmakta ve ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasına yükselmektedir. Bu hâl şikâyete tabi değildir.
2025 yılındaki önemli değişiklik ise motorlu kara, deniz veya hava taşıtlarının suç konusu olması hâlinde ilgili fıkradaki cezanın bir kat artırılmasını öngören TCK m.155/3’tür. Bu nedenle özellikle emanet verilen, kullanım amacıyla teslim edilen veya belirli bir iş kapsamında kişiye bırakılan araçlara ilişkin uyuşmazlıklarda güncel düzenlemenin dikkate alınması gerekir.
Bunun yanında güveni kötüye kullanma suçunun TCK m.167’deki aile ilişkilerine dayalı şahsi cezasızlık ve ceza indirimi hükümleriyle, TCK m.168’deki etkin pişmanlık hükümleriyle bağlantısı bulunmaktadır.
Özellikle zararın giderilmesi bakımından TCK m.168’in uygulanabilmesi, soruşturma ve kovuşturmanın hangi aşamada olduğu ve zararın tamamen mi yoksa kısmen mi giderildiği önem taşır.
Son olarak, TCK m.155 bakımından şikâyet, uzlaştırma ve suçun nitelikli hâli arasındaki ayrım dikkatle yapılmalıdır. TCK m.155/1 uzlaştırma kapsamında iken m.155/2 uzlaştırma kapsamında değildir.
Bu nedenle bir olayda “güveni kötüye kullanma” suçunun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken yalnızca malın geri verilip verilmediğine bakılması yeterli değildir.
Malın nasıl teslim edildiği, teslim amacı, failin zilyetlik yetkisi, yapılan tasarruf, taraflar arasındaki hukuki ilişki, failin kastı, zararın giderilip giderilmediği ve suçun hangi fıkra kapsamında kaldığı birlikte değerlendirilmelidir.
Ankara’da güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle soruşturma veya kovuşturma yürütülen olaylarda; malın hangi amaçla teslim edildiği, teslim ilişkisinin hukuki niteliği, eylemin TCK m.155/1 veya m.155/2 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, motorlu taşıtlar bakımından yeni ceza artırımının uygulanıp uygulanmayacağı, şikâyet ve uzlaştırma şartlarının bulunup bulunmadığı ile TCK m.167 ve m.168 hükümlerinin uygulanabilirliği somut olayın özelliklerine göre incelenmelidir.
Konuya dair sürecin sağlıklı yürütülebilmesi adına alanında uzman Ankara Ceza Avukatından destek alınması tavsiye edilmektedir.

