İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçu (TCK m.153)

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu, Türk Ceza Kanunu'nun malvarlığına karşı suçlar bölümünde, 153. maddede özel olarak düzenlenen bir suç tipidir. İbadethane nedir? camiye zarar nedir? ankara ceza avukatı, yenimahalle ceza avukatı

Giriş

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun malvarlığına karşı suçlar bölümünde, 153. maddede özel olarak düzenlenen bir suç tipidir.

TCK m.153 ile ibadethanelerin, bunların eklentilerinin ve içindeki eşyaların yanı sıra mezarların, mezarlık tesislerinin ve mezarlıkların korunmasına yönelik yapıların belirli saldırılara karşı korunması amaçlanmaktadır.

Kanun, yalnızca fiziksel olarak yıkma, bozma veya kırma fiillerini değil, bu yerlerin ve yapıların kirletilmesini de ayrıca suç olarak düzenlemiştir.

Ayrıca fiilin, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir etme amacıyla işlenmesi hâlinde daha ağır yaptırım öngörülmektedir.

Bu suç, ilk bakışta mala zarar verme suçunun özel bir görünümü gibi düşünülebilse de TCK m.153 bağımsız bir suç tipidir.

Bu ayrım özellikle TCK m.168’deki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı bakımından büyük önem taşır.

TCK m.153 İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçu Nedir?

TCK m.153/1’e göre;

ibadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyalara, mezarlara, mezarlar üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere veya mezarlıkların korunmasına yönelik yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar verilmesi suç olarak düzenlenmiştir.

Bu fiilin temel şeklinin yaptırımı bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, zarar verilen yerin veya eşyanın mutlaka belirli bir kişiye ait özel mülk olması gerekmediğidir.

Korunan alanın niteliği ve kanunda sayılan yerlerden biri olup olmadığı önem taşır.

TCK m.153’ün Koruduğu Yerler Nelerdir?

Kanun hükmünde oldukça geniş bir koruma alanı bulunmaktadır.

Bunlar arasında;

  • ibadethaneler,
  • ibadethanelerin eklentileri,
  • ibadethanelerde bulunan eşyalar,
  • mezarlar,
  • mezarlar üzerindeki yapılar,
  • mezarlıklardaki tesisler,
  • mezarlıkların korunmasına yönelik yapılar

yer almaktadır.

Dolayısıyla suç yalnızca ibadethanenin ana binasına zarar verilmesiyle oluşmaz.

Örneğin ibadethanenin eklentisinde bulunan bir unsurun kırılması veya mezarlığın korunması amacıyla yapılmış bir yapının tahrip edilmesi de somut olayın özelliklerine göre TCK m.153 kapsamında değerlendirilebilir.

İbadethane Nedir?

TCK m.153 bakımından ibadethanenin belirlenmesinde yapının ibadet amacıyla kullanılıp kullanılmadığı önem taşır.

Burada yalnızca binanın fiziksel görünümüne bakılması yeterli olmayabilir.

Bir yerin fiilen ibadet amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, kullanım biçimi ve somut olayın özellikleri değerlendirilmelidir.

Bu nedenle TCK m.153 bakımından “ibadethane” kavramının somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

Mezarlık ve Mezarların Korunması

TCK m.153 yalnızca ibadethaneleri değil, mezarları ve mezarlıkları da özel olarak korumaktadır.

Mezar taşlarının kırılması, mezar üzerindeki yapıların tahrip edilmesi veya mezarlığın korunmasına yönelik tesislerin zarar görmesi, somut olayın özelliklerine göre bu madde kapsamında değerlendirilebilir.

Burada korunan hukuki değer yalnızca ekonomik bir malvarlığı değeri değildir.

Mezarlıkların toplumsal ve manevi anlamı da dikkate alınmaktadır.

TCK m.153/1 Kapsamında Zarar Verme

TCK m.153/1 üç temel fiil üzerinden düzenlenmiştir:

Yıkmak

Bozmak

Kırmak

Bu fiillerden birinin kanunda belirtilen yer veya yapılara yönelik olarak gerçekleştirilmesi ve zarar meydana gelmesi hâlinde suçun temel şekli gündeme gelebilir.

Örneğin;

bir ibadethanenin kapısının kırılması,

ibadethane içerisindeki belirli bir eşyanın tahrip edilmesi,

mezar taşının kırılması,

mezarlık içerisindeki koruma yapısının yıkılması

gibi fiiller olayın diğer unsurları da mevcutsa TCK m.153/1 kapsamında değerlendirilebilir.

TCK m.153/1’in Cezası Ne Kadar?

İbadethanelere ve mezarlıklara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar verme suçunun temel şekli bakımından:

Bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Ancak suçun TCK m.153/3’te belirtilen özel amaçla işlenmesi hâlinde ceza üçte biri oranında artırılır.

TCK m.153/2: İbadethane veya Mezarlığı Kirletmek

Kanun, zarar verme ile kirletme fiillerini birbirinden ayırmıştır.

TCK m.153/2’ye göre birinci fıkrada belirtilen yerlerin ve yapıların kirletilmesi hâlinde;

üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanabilir.

Dolayısıyla bir ibadethanenin veya mezarlığın kirletilmesi her durumda TCK m.153/1 kapsamında değerlendirilmez.

Fiilin niteliğine göre TCK m.153/2’nin uygulanması gündeme gelebilir.

TCK m.153/3: Dini İnancı Tahkir Etme Amacı

TCK m.153/3, suçun özel bir amaçla işlenmesi hâlinde cezanın artırılmasını öngörmektedir.

Buna göre TCK m.153/1 veya m.153/2’de belirtilen fiillerin ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi hâlinde verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.

Burada yalnızca zarar verme veya kirletme fiilinin gerçekleşmiş olması yeterli değildir.

Ayrıca kanunda belirtilen tahkir amacı bakımından da somut olayın değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle failin amacı, olayın gerçekleşme biçimi, kullanılan ifadeler, davranışların niteliği ve diğer deliller önem taşıyabilir.

Her İbadethaneye Verilen Zarar TCK m.153 Kapsamında mıdır?

Her olayda otomatik olarak bu sonuca varılamaz.

Öncelikle;

  • zarar verilen yerin ibadethane olup olmadığı,
  • eklenti veya eşya niteliğinin bulunup bulunmadığı,
  • zarar verilen unsurun kanun kapsamında korunup korunmadığı,
  • fiilin yıkma, bozma, kırma veya kirletme niteliğinde olup olmadığı,
  • failin kastı,
  • TCK m.153/3 bakımından özel amacın bulunup bulunmadığı

değerlendirilmelidir.

Bu nedenle suç vasfının somut olayın bütün özellikleri dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.

TCK m.153 ile TCK m.151-152 Arasındaki Fark

Burası özellikle önemli.

TCK m.151 genel mala zarar verme suçunu, TCK m.152 ise bunun belirli nitelikli hâllerini düzenlemektedir.

TCK m.153 ise ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme fiillerini ayrıca ve bağımsız bir suç olarak düzenlemektedir.

Dolayısıyla ibadethane veya mezarlık niteliğindeki bir yere yönelik eylemde, doğrudan TCK m.151 veya m.152 uygulanacağı varsayılmamalıdır.

Yargıtay 17. Ceza Dairesi, bir caminin minaresindeki paratoner kablolarını çalmak amacıyla minareye açılan demir kapının camının kırılması olayında, eylemin TCK m.152/1 kapsamında kamu malına zarar verme yerine TCK m.153/1 kapsamında ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.

Bu karar, suç vasfının belirlenmesinde TCK m.153’ün özel niteliğinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

TCK m.153’te Manevi Unsur

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu kasten işlenebilen bir suçtur.

Failin kanunda belirtilen yere veya yapıya zarar veren hareketi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir.

Özellikle TCK m.153/3 bakımından ise ayrıca ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir etme amacı önem kazanmaktadır.

Dolayısıyla temel suçun kastı ile üçüncü fıkradaki özel amaç birbirinden ayrılmalıdır.

TCK m.153 Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?

TCK m.153 bakımından kanun maddesinde mağdurun şikâyeti üzerine şeklinde bir takip şartı öngörülmemiştir.

Bu nedenle TCK m.153’te düzenlenen suçun temel şekilleri bakımından soruşturma ve kovuşturmanın şikâyete bağlı suçlara ilişkin genel rejimden farklı değerlendirilmesi gerekir.

Bu husus, TCK m.151/1’deki mala zarar verme suçundan önemli bir ayrımdır. TCK m.151/1 açıkça mağdurun şikâyetini şart koşarken TCK m.153’te böyle bir ifade bulunmamaktadır.

Dolayısıyla “zararı karşılandı, mağdur da şikâyetçi değil” şeklindeki bir yaklaşım TCK m.153 bakımından tek başına davanın sonuçlanacağı anlamına gelmez.

TCK m.153’te TCK m.167 Uygulanır mı?

Evet, TCK m.167’nin uygulama alanı bakımından bağlantı kurulabilir.

TCK m.167, malvarlığına karşı suçların bulunduğu bölümdeki suçlar bakımından bazı aile ilişkilerinde şahsi cezasızlık veya ceza indirimi öngörmektedir.

Kanun, bu düzenlemenin kapsamı dışında açıkça yağma ve nitelikli yağma suçlarını bırakmaktadır.

TCK m.153 ise bu istisnalar arasında sayılmamaktadır.

Dolayısıyla TCK m.167’deki şartların gerçekleşmesi hâlinde TCK m.153 bakımından da bu hükmün uygulanması gündeme gelebilir.

TCK m.167/1 Kapsamında Cezasızlık

TCK m.167/1’de belirtilen koşullar gerçekleştiğinde;

  • ayrılık kararı verilmemiş eş,
  • üstsoy veya altsoy,
  • belirli derecedeki kayın hısımları,
  • evlat edinen veya evlatlık,
  • aynı konutta beraber yaşayan kardeş

bakımından şahsi cezasızlık sonucu doğabilir.

Burada yalnızca “akrabayız” denilmesi yeterli değildir.

Kanunun belirlediği akrabalık ve birlikte yaşama şartlarının somut olayda gerçekleşmesi gerekir.

TCK m.167/2 Kapsamında Ceza İndirimi

TCK m.167/2 ise bazı diğer aile ilişkileri bakımından şikâyet üzerine verilecek cezanın yarısı oranında indirilmesini düzenlemektedir.

Örneğin;

  • ayrılık kararı verilmiş eş,
  • aynı konutta yaşamayan kardeş,
  • aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze veya yeğen,
  • ikinci derece kayın hısımları

bakımından kanundaki koşullar gerçekleştiğinde bu düzenleme gündeme gelebilir.

Dolayısıyla TCK m.153 bakımından aile ilişkilerinin hukuki sonuçları somut olay özelinde mutlaka incelenmelidir.

TCK m.168 Etkin Pişmanlık TCK m.153’te Uygulanır mı?

Kural olarak hayır.

TCK m.168’de etkin pişmanlık uygulanabilecek suçlar kanun metninde tek tek sayılmıştır.

Bunlar arasında:

  • hırsızlık,
  • mala zarar verme,
  • güveni kötüye kullanma,
  • dolandırıcılık,
  • hileli iflas,
  • taksirli iflas

gibi suçlar bulunmaktadır.

Ancak TCK m.153’te düzenlenen ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu bu listede ayrıca yer almamaktadır.

TCK m.153 de TCK m.151’deki mala zarar verme suçundan ayrı ve bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.

Bu nedenle sırf TCK m.168’de “mala zarar verme” ifadesinin bulunmasından hareketle TCK m.153 bakımından etkin pişmanlık uygulanabileceği sonucuna varılamaz.

Yargıtay Uygulamasında TCK m.168 ve TCK m.153

Bu konuda Yargıtay uygulaması özellikle dikkat çekicidir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2020 tarihli bir kararında, sanık hakkında TCK m.153/1 ve m.168/2 birlikte uygulanarak ceza belirlenmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına ilişkin kısmı kaldırmıştır. Yargıtay, somut dosyada bu düzeltmeyi hukuka uygun bularak hükmü onamıştır.

Dolayısıyla güncel uygulama bakımından şu ayrımı net biçimde yapmak gerekir:

TCK m.151’deki mala zarar verme → TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık mümkün.

TCK m.153’teki ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme → TCK m.168 doğrudan uygulanmaz.

Bu ayrım makalenin en önemli hukuki sonuçlarından biridir.

Peki Zarar Giderilirse Hiçbir Hukuki Önemi Yok mu?

Burada da dikkatli olmak gerekir.

TCK m.168 kapsamında kanuni etkin pişmanlık indirimi uygulanmaması, zararın giderilmesinin hiçbir hukuki önem taşımadığı anlamına gelmez.

Zararın giderilmiş olması, somut olayın özelliklerine göre cezanın bireyselleştirilmesi bakımından mahkemenin değerlendirmesine konu olabilir.

Ancak bunu “TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık indirimi” olarak adlandırmamak gerekir.

Yani:

Zararın giderilmesi ≠ TCK m.168 etkin pişmanlığı

Bu ayrım hukuki açıdan son derece önemlidir.

TCK m.153’te Kısmi veya Tam Tazmin

TCK m.168/4’teki “kısmen geri verme veya tazmin hâlinde mağdurun rızası” düzenlemesi de TCK m.153 bakımından otomatik olarak uygulanmaz.

Çünkü önce TCK m.168’in suç bakımından uygulanabilir olması gerekir.

TCK m.153 bakımından TCK m.168 uygulanmadığından, “zararın tamamını ödedim”, “mağdur rıza gösterdi” veya “hasarı onardım” şeklindeki durumlar tek başına TCK m.168 indirimi doğurmaz.

TCK m.153’te Uzlaştırma Uygulanır mı?

Bu konuda da TCK m.151 ile TCK m.153 birbirinden ayrılmalıdır.

Temel mala zarar verme suçu olan TCK m.151/1, CMK m.253 kapsamında uzlaştırma bakımından ayrı bir düzenlemeye sahiptir.

TCK m.153 ise farklı ve bağımsız bir suçtur.

Adalet Bakanlığı’nın güncel uzlaştırma materyalinde TCK m.153/2 ayrıca uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında gösterilmektedir.

Bu nedenle özellikle TCK m.153/2’deki kirletme fiili bakımından uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı soruşturmanın niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Buna karşılık TCK m.153/1 bakımından aynı sonucu otomatik olarak söylemek doğru değildir.

Dolayısıyla makalede:

TCK m.153/1 → uzlaştırma bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

TCK m.153/2 → güncel uzlaştırma düzenlemelerinde kapsamda gösterilmektedir.

şeklinde ayrım yapmak daha doğru olacaktır.

TCK m.153’te Teşebbüs

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu, somut olayın özelliklerine göre teşebbüse elverişli olabilir.

Fail kanunda tanımlanan icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamamışsa TCK m.35 kapsamında teşebbüs hükümleri değerlendirilebilir.

Örneğin mezar taşını kırmaya başlayan failin müdahale nedeniyle eylemi tamamlayamaması gibi durumlarda teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı somut olay üzerinden değerlendirilir.

TCK m.153’te İştirak

Suç birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilebilir.

Bir kişinin ibadethanenin kapısını kırması, diğer kişinin içerideki eşyalara zarar vermesi gibi birlikte gerçekleştirilen fiillerde iştirak hükümleri gündeme gelebilir.

Her failin ceza sorumluluğu ise kendi katkısı, kastı ve suçun icrasındaki rolü dikkate alınarak belirlenir.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunda Deliller

Bu suç bakımından deliller özellikle fiilin niteliğinin ve failin kastının belirlenmesi açısından önemlidir.

Somut olaya göre;

  • güvenlik kamerası kayıtları,
  • fotoğraf ve video görüntüleri,
  • olay yeri inceleme tutanakları,
  • tanık anlatımları,
  • mağdur veya suçtan zarar gören beyanları,
  • hasar tespit raporları,
  • bilirkişi incelemeleri,
  • dijital mesajlaşmalar,
  • sosyal medya paylaşımları,
  • olay öncesi ve sonrası iletişim kayıtları

değerlendirilebilir.

Özellikle TCK m.153/3 bakımından tahkir amacı tartışılıyorsa, failin olaydan önce ve olay sırasında gerçekleştirdiği davranışlar ile kullandığı ifadeler ayrıca önem kazanabilir.

Yargıtay Uygulaması: Camiye Verilen Zarar

Yargıtay’ın bir kararında sanığın minaredeki paratoner kablolarını çalmak amacıyla minareye açılan demir kapının camını kırması değerlendirilmiş ve eylemin TCK m.153/1 kapsamında ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Bu karar bize önemli bir şey gösteriyor:

Bir ibadethanenin malına zarar verilmişse, olayın sadece “kamu malına zarar verme” veya “mala zarar verme” şeklinde değerlendirilmesi yeterli değildir.

Zarar verilen yerin özel niteliği suç vasfını değiştirebilir.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme ile Mala Zarar Verme Arasındaki Fark

TCK m.151 genel mala zarar verme suçunu düzenler.

TCK m.153 ise ibadethaneler ve mezarlıklar bakımından özel bir koruma sağlamaktadır.

Bu nedenle;

Genel mal → TCK m.151

Belirli nitelikli kamu malları veya tesisler → TCK m.152

İbadethane, mezar ve kanunda sayılan mezarlık unsurları → TCK m.153

şeklinde temel bir ayrım yapılabilir.

Ancak somut olayın özellikleri ve diğer suçlarla içtima ihtimali ayrıca değerlendirilmelidir.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme ile Hırsızlık Arasındaki Fark

Bir ibadethaneye girilerek eşya alınması ile ibadethanenin eşyasına zarar verilmesi aynı şey değildir.

Örneğin bir camide bulunan eşyanın çalınması bakımından hırsızlık hükümleri gündeme gelebilirken, aynı olay sırasında kapının veya başka bir unsurun kırılması TCK m.153 bakımından ayrıca değerlendirilebilir.

Nitekim Yargıtay kararlarında hırsızlık ile ibadethanelere zarar verme suçlarının birlikte değerlendirildiği örnekler bulunmaktadır.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunda Dava Zamanaşımı

TCK m.153/1’de öngörülen cezanın üst sınırı dört yıl olduğundan dava zamanaşımı bakımından TCK’nın genel hükümleri dikkate alınır.

Ancak failin yaşı, suçun nitelikli hâli, zamanaşımını kesen veya durduran nedenler ve diğer özel durumlar süre hesabını etkileyebilir.

Nitekim Yargıtay kararlarında TCK m.153 bakımından dava zamanaşımı hesaplamalarının yapıldığı görülmektedir.

Bu nedenle zamanaşımı hesabı yalnızca suç maddesine bakılarak yapılmamalıdır.

Görevli Mahkeme

TCK m.153 kapsamında düzenlenen suç bakımından görevli mahkemenin belirlenmesinde suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırları dikkate alınır.

TCK m.153’te temel hâl bakımından bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmesi nedeniyle yargılama görevi bakımından genel görev kuralları uygulanır.

Somut olayda başka suçların da bulunması görev değerlendirmesini etkileyebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu nedir?

İbadethanelere, bunların eklentilerine veya eşyalarına ya da mezarlara ve kanunda sayılan mezarlık unsurlarına yıkma, bozma veya kırma suretiyle zarar verilmesi veya belirli yerlerin kirletilmesi TCK m.153 kapsamında suç olarak düzenlenmiştir.

TCK 153 cezası ne kadar?

TCK m.153/1 kapsamındaki temel suçun cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir. TCK m.153/2’de kirletme fiili için üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.

İbadethaneye zarar vermek hangi suçtur?

Fiilin niteliğine göre TCK m.153 kapsamında ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu gündeme gelebilir.

Camiye zarar vermek TCK 153 kapsamında mıdır?

Somut olayın özelliklerine göre evet. Cami ve caminin kanun kapsamında korunan unsurlarına yönelik yıkma, bozma veya kırma suretiyle zarar verme TCK m.153 kapsamında değerlendirilebilir.

Mezarlıkta mezar taşını kırmak suç mudur?

Evet. Mezarlara ve üzerlerindeki yapılara yıkma, bozma veya kırma suretiyle zarar verilmesi TCK m.153 kapsamında değerlendirilebilir.

İbadethaneyi kirletmenin cezası nedir?

TCK m.153/2’ye göre üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir.

Dini inanç nedeniyle tahkir amacı varsa ceza artar mı?

Evet. TCK m.153/3 kapsamında, fiilin ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi hâlinde ceza üçte biri oranında artırılır.

TCK 167 ibadethanelere zarar verme suçunda uygulanır mı?

TCK m.167’nin kapsamı bakımından TCK m.153 için uygulama imkânı bulunmaktadır. Ancak kanunda belirtilen akrabalık, birlikte yaşama ve diğer koşulların somut olayda gerçekleşmesi gerekir.

TCK 168 etkin pişmanlık ibadethanelere zarar verme suçunda uygulanır mı?

Kural olarak hayır. TCK m.168’de etkin pişmanlık uygulanacak suçlar tek tek sayılmış olup TCK m.153 ayrıca bu listede yer almamaktadır. Yargıtay uygulamasında da TCK m.153 ile birlikte uygulanan TCK m.168/2’nin kaldırıldığı örnek bulunmaktadır.

Zararın tamamını ödersem TCK 168’den yararlanabilir miyim?

TCK m.153 bakımından yalnızca zararın giderilmiş olması TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık indirimi doğurmaz. Ancak zararın giderilmesinin somut olayın diğer hukuki sonuçları bakımından ayrıca değerlendirilmesi mümkündür.

İbadethanelere zarar verme suçu ile mala zarar verme aynı mı?

Hayır. TCK m.153, ibadethaneler ve mezarlıklara yönelik belirli zarar verme fiillerini bağımsız bir suç olarak düzenlemektedir.

İbadethanelere zarar verme suçu şikâyete bağlı mı?

TCK m.153’te şikâyet şartı öngörülmemiştir. Bu nedenle TCK m.151/1’deki genel mala zarar verme suçundan farklı bir takip rejimi söz konusudur.

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunda uzlaştırma var mı?

TCK m.153 bakımından fıkralara göre ayrı değerlendirme yapılmalıdır. Adalet Bakanlığı’nın güncel uzlaştırma materyalinde TCK m.153/2 ayrıca uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında gösterilmektedir.

İbadethaneye zarar verirken başka bir eşya da çalınırsa ne olur?

Somut olayın özelliklerine göre hırsızlık ile TCK m.153 kapsamında ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçları ayrı ayrı gündeme gelebilir. Yargıtay uygulamasında bu iki suçun birlikte değerlendirildiği örnekler bulunmaktadır.

Sonuç

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu, TCK m.153’te özel olarak düzenlenmiş ve ibadethaneler ile mezarlıklara yönelik belirli saldırıları diğer mala zarar verme fiillerinden ayrı bir suç olarak koruma altına almıştır.

TCK m.153/1 kapsamında ibadethanelere, eklentilerine, buralardaki eşyalara, mezarlara, mezarlar üzerindeki yapılara ve kanunda belirtilen diğer unsurlara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar verilmesi hâlinde bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Kirletme fiili ise m.153/2’de üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile ayrıca düzenlenmiştir. Fiilin ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir amacıyla gerçekleştirilmesi hâlinde ise ceza üçte biri oranında artırılmaktadır.

Bu suç bakımından özellikle TCK m.167 ve TCK m.168 arasındaki farkın doğru kurulması gerekir.

TCK m.167’nin malvarlığına karşı suçlar bakımından öngördüğü aile ilişkilerine dayalı şahsi cezasızlık veya ceza indirimi düzenlemeleri, kanunda yağma ve nitelikli yağma için getirilen istisna nedeniyle TCK m.153 bakımından ayrıca değerlendirilebilir.

Buna karşılık TCK m.168’deki etkin pişmanlık hükümleri TCK m.153 bakımından doğrudan uygulanmaz.

Bunun temel nedeni, TCK m.168’in etkin pişmanlık uygulanacak suçları tek tek sayması ve TCK m.153’teki bağımsız suç tipinin bu listede yer almamasıdır. Yargıtay uygulamasında da TCK m.153 ile birlikte uygulanan TCK m.168/2 hükmünün kaldırıldığı görülmektedir.

Bu nedenle ibadethane veya mezarlığa verilen zararın sonradan giderilmesi ile TCK m.168 anlamında etkin pişmanlık birbirine karıştırılmamalıdır.

Ayrıca suçun TCK m.151 veya m.152 yerine TCK m.153 kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği de büyük önem taşır.

Yargıtay’ın camiye yönelik zarar verme eylemlerinde TCK m.153’ü özel hüküm olarak değerlendiren kararları, doğru suç vasfının belirlenmesinin ceza miktarı ve uygulanabilecek diğer hükümler bakımından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

TELİF HAKKI VE İÇERİK KULLANIM UYARISI

TELİF HAKKI VE İÇERİK KULLANIM UYARISI

Bu internet sitesinde yer alan tüm makale, hukuki değerlendirme, bilgi notu, görsel, tablo ve diğer içerikler; aksi açıkça belirtilmedikçe Av. Aybüke Uyma / Uyma Hukuk & Danışmanlık tarafından hazırlanmış olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, ilgili diğer mevzuat ve uluslararası telif hakkı düzenlemeleri kapsamında korunmaktadır.

Sitemizde yayımlanan içerikler düzenli olarak arşivlenmekte, elektronik kayıt altına alınmakta ve gerektiğinde içeriklerin oluşturulma tarihini ispatlamaya elverişli dijital kayıtlar muhafaza edilmektedir. Ayrıca internet ortamındaki izinsiz kopyalamalara karşı periyodik kontroller gerçekleştirilmektedir. İçeriklerin tamamının veya herhangi bir bölümünün; izinsiz şekilde kopyalanması, çoğaltılması, yeniden yayımlanması, farklı internet sitelerinde paylaşılması, yapay zekâ sistemlerine toplu veri olarak aktarılması, ticari amaçla kullanılması veya kaynak gösterilmeksizin aynen ya da büyük ölçüde benzer şekilde yayımlanması hukuka aykırıdır.

İzinsiz kullanımın tespiti hâlinde; ihlalin niteliğine göre erişimin engellenmesi, içeriğin kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talepleri ile gerekli görülen diğer hukuki ve cezai başvurular dâhil olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Meslektaşlarımızın; bilimsel çalışma, hukuki araştırma ve dilekçelerinde, kaynak göstermek, meslek etik kurallarına uymak ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun hareket etmek kaydıyla makale içeriklerinden yararlanmaları bakımından sakınca bulunmamaktadır. Bu sitede yer alan içeriklerin izinsiz çoğaltılması veya yeniden yayımlanması yerine, ilgili makalenin bağlantısının (URL) paylaşılması tavsiye edilmektedir.