Hakaret Suçu Nedir?
Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125 ilâ 131. maddeleri arasında düzenlenen ve kişilerin onurunu, şerefini ve toplum içerisindeki saygınlığını korumayı amaçlayan suç tipidir.
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesine göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövmek suretiyle kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırılması hâlinde hakaret suçu oluşabilir.
Hakaret suçu yalnızca yüz yüze söylenen sözlerden ibaret değildir.
Kanunda açıkça düzenlendiği üzere;
- sözlü ifadeler,
- yazılı beyanlar,
- elektronik mesajlar,
- sosyal medya paylaşımları,
- görüntülü veya sesli iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen ifadeler
de belirli şartların bulunması hâlinde hakaret suçunun konusunu oluşturabilir.
Ancak her kaba söz, her sert eleştiri veya her kırıcı ifade otomatik olarak hakaret suçunu oluşturmaz.
Bir ifadenin hakaret suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, kullanılan sözlerin niteliği, söylendiği ortam, taraflar arasındaki ilişki ve olayın tüm özellikleri birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir.
TCK 125-131 Kanun Metinleri
Türk Ceza Kanunu’nun hakaret suçuna ilişkin hükümleri 125 ilâ 131. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Bu maddelerde sırasıyla;
- hakaret suçunun temel şekli,
- mağdurun belirlenmesi,
- isnadın ispatı,
- iddia ve savunma dokunulmazlığı,
- haksız fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret,
- kişinin hatırasına hakaret,
- soruşturma ve kovuşturma koşulları
ayrıntılı şekilde hüküm altına alınmıştır.
Kanun koyucu böylece yalnızca hakaret fiilini değil, hakaret suçuna ilişkin istisnaları, özel durumları ve muhakeme şartlarını da ayrı maddelerde düzenlemiştir.
Hakaret Suçunun Anayasal Dayanağı
Hakaret suçuna ilişkin düzenlemeler, Anayasa’da güvence altına alınan çeşitli temel hak ve özgürlüklerle doğrudan bağlantılıdır.
Özellikle;
- Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı,
- Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü,
- Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti,
hakaret suçunun değerlendirilmesinde birlikte dikkate alınmaktadır.
Hakaret suçuna ilişkin hükümler uygulanırken, bir taraftan bireyin şeref ve saygınlığı korunurken diğer taraftan ifade özgürlüğünün de gereksiz şekilde sınırlandırılmaması önem taşımaktadır.
Bu nedenle uygulamada her somut olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hakaret Suçunun Koruduğu Hukuki Değer
Türk Ceza Kanunu’nun 125 ilâ 131. maddeleri ile korunan temel hukuki değer, bireyin onuru, şerefi, saygınlığı ve kişilik haklarıdır.
Kanun koyucu, kişilerin toplum içerisindeki itibarlarının hukuka aykırı saldırılara karşı korunmasını amaçlamaktadır.
Bu kapsamda korunan başlıca hukuki değerler şunlardır:
- Kişilik hakları,
- İnsan onuru,
- Şeref ve haysiyet,
- Toplumsal saygınlık,
- Manevi bütünlük.
Hakaret suçuna ilişkin hükümler aynı zamanda ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki hassas dengenin korunmasına da hizmet etmektedir.
Hakaret Suçunun Unsurları
Fail
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunda kanun koyucu bakımından özel bir fail öngörülmemiştir.
Bu nedenle ceza sorumluluğu bulunan her gerçek kişi hakaret suçunun faili olabilir.
Hakaret suçunun işlenebilmesi için fail ile mağdur arasında önceden herhangi bir hukuki ilişkinin bulunması zorunlu değildir.
Hakaret;
- yüz yüze,
- telefonla,
- elektronik posta yoluyla,
- sosyal medya üzerinden,
- mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla,
- görüntülü veya sesli iletişim araçları kullanılarak
işlenebilir.
Mağdur
Hakaret suçunun mağduru, onuru, şerefi ve saygınlığı saldırıya uğrayan gerçek kişidir.
Kural olarak yalnızca gerçek kişiler bu suçun mağduru olabilir.
Ancak Türk Ceza Kanunu’nun 130. maddesinde düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçu ile ölen kişinin manevi hatırası da ayrıca korunmaktadır.
Ayrıca kamu görevlilerine görevlerinden dolayı yöneltilen hakaretler bakımından kanunda özel düzenlemeler bulunmaktadır.
Onur, Şeref ve Saygınlık Kavramı
Hakaret suçu ile korunan temel hukuki değer, kişinin onuru, şerefi ve toplum içerisindeki saygınlığıdır.
Onur, bireyin insan olmasından kaynaklanan manevi değerini ifade ederken; şeref ve saygınlık, kişinin toplum içerisindeki itibarı ve sosyal kişiliğiyle ilgilidir.
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi, bireyin manevi kişiliğine yönelen hukuka aykırı saldırıları yaptırım altına almaktadır.
Bu nedenle değerlendirme yapılırken yalnızca kullanılan kelimeler değil; sözün söylendiği ortam, taraflar arasındaki ilişki, sözün bağlamı ve olayın bütün özellikleri birlikte dikkate alınmalıdır.
Somut Fiil veya Olgu İsnadı
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde hakaret suçunun seçimlik hareketlerinden ilki, kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesidir.
Somut fiil veya olgu isnadı, belirli ve doğrulanabilir bir davranışın mağdura yüklenmesini ifade eder.
Bu isnadın kişinin toplum içerisindeki itibarını zedeleyebilecek nitelikte olması gerekir.
Kanun koyucu, her olumsuz değerlendirmeyi değil; kişinin şeref ve saygınlığını hedef alan belirli isnatları yaptırım altına almıştır.
Sövme Suretiyle Hakaret
Hakaret suçunun ikinci seçimlik hareketi sövmedir.
Sövme, belirli bir somut fiil isnat edilmeksizin doğrudan kişinin onur ve saygınlığını hedef alan küçük düşürücü söz ve ifadeleri kapsamaktadır.
Ancak kaba hitap tarzı ile hakaret niteliğindeki ifadelerin birbirinden ayrılması gerekir.
Her nezaketsiz ifade veya her kırıcı söz otomatik olarak hakaret suçunu oluşturmaz.
Bir ifadenin hakaret suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, kullanılan sözlerin niteliği ve olayın bütün koşulları dikkate alınarak belirlenmektedir.
Hakaret Suçunda Kast
Hakaret suçu, kasten işlenebilen bir suçtur.
Failin kullandığı söz veya davranışın mağdurun onur, şeref ve saygınlığını hedef aldığını bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir.
Bununla birlikte kastın bulunup bulunmadığı her somut olay bakımından tarafların ilişkisi, olayın gelişimi, kullanılan ifadeler ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir.
Gıyapta Hakaret
Hakaret suçunun mağdurun bulunmadığı ortamda işlenmesi de mümkündür.
Ancak Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde bu durum bakımından özel bir şart öngörülmüştür.
Kanuna göre mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi gerekir.
Bu düzenleme, mağdurun bulunmadığı ortamlarda yapılan her olumsuz değerlendirmenin hakaret suçunu oluşturmasını önlemeyi amaçlamaktadır.
Gıyapta hakaret bakımından bu kanuni şartın gerçekleşip gerçekleşmediği her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Sesli, Yazılı veya Görüntülü İletiyle Hakaret
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin ikinci fıkrasında, hakaret suçunun sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi ayrıca düzenlenmiştir.
Günümüzde iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte hakaret suçu yalnızca yüz yüze gerçekleştirilen sözlerden ibaret değildir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- kısa mesajlar,
- elektronik postalar,
- mesajlaşma uygulamaları,
- görüntülü görüşmeler,
- ses kayıtları,
- dijital iletişim araçları
vasıtasıyla gerçekleştirilen ifadeler de bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak her yazılı mesaj veya her sosyal medya paylaşımı doğrudan hakaret suçunu oluşturmaz.
Kullanılan ifadelerin niteliği ile olayın bütün koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Alenen Hakaret
Hakaret suçunun alenen işlenmesi, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren bir neden olarak düzenlenmiştir.
Aleniyet, fiilin belirli olmayan veya kolaylıkla belirlenebilecek sayıdaki kişiler tarafından algılanabilecek şekilde gerçekleştirilmesini ifade eder.
Hakaretin alenen işlenmesi hâlinde verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
Aleniyetin bulunup bulunmadığı ise olayın gerçekleştiği yer, kullanılan iletişim aracı ve fiilin ulaşabildiği kişi çevresi dikkate alınarak belirlenmektedir.
Sosyal Medyada Hakaret
Hakaret suçunun en sık gündeme geldiği alanlardan biri sosyal medya platformlarıdır.
Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar, yorumlar, mesajlar veya diğer dijital içerikler; kullanılan ifadelerin niteliği, paylaşımın kapsamı ve olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirmeye konu olabilir.
Ancak sosyal medyada dile getirilen her sert eleştiri veya her olumsuz yorum otomatik olarak hakaret suçunu oluşturmaz.
İfade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasındaki denge gözetilerek, her somut olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.
Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin üçüncü fıkrasında, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.
Burada korunan hukuki değer yalnızca kamu görevlisinin kişilik hakları değil; aynı zamanda kamu hizmetinin saygınlığı ve kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesidir.
Bu nedenle kanunda, bu durumda verilecek cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağı hükme bağlanmıştır.
Dinî Değerler ve İnançlar Nedeniyle Hakaret
Kanun koyucu, kişinin;
- dinî,
- siyasi,
- sosyal,
- felsefi inanç ve kanaatlerini açıklaması,
- değiştirmesi,
- yaymaya çalışması,
- mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranması
nedeniyle hakaret edilmesini de nitelikli hâl olarak düzenlemiştir.
Ayrıca kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle gerçekleştirilen hakaretler de aynı kapsamda değerlendirilmektedir.
Bu düzenlemelerle bireylerin inanç ve düşünce özgürlüklerinin dolaylı olarak korunması amaçlanmıştır.
Kurul Hâlinde Çalışan Kamu Görevlilerine Hakaret
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin beşinci fıkrasında, kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi özel olarak düzenlenmiştir.
Bu durumda suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılmakta ve zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanmaktadır.
Bu düzenleme özellikle kurul hâlinde görev yapan kamu organlarının görevlerini baskı altında kalmadan yerine getirebilmelerini sağlamayı amaçlamaktadır.
Mağdurun Belirlenmesi (TCK m.126)
Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesi, hakaret suçunda mağdurun isminin açıkça belirtilmediği durumlarda hangi hâllerde suçun oluşabileceğini düzenlemektedir.
Maddeye göre;
Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş hem de hakaret açıklanmış sayılır.
Bu düzenleme ile kanun koyucu, yalnızca mağdurun adının açıkça söylenmesini aramamıştır.
Önemli olan, kullanılan ifadelerin hangi kişiye yöneldiğinin objektif olarak anlaşılabilmesidir.
Dolayısıyla;
- mağdurun adı hiç söylenmese bile,
- lakabı kullanılsa,
- görevi belirtilse,
- olayın geçtiği çevrede herkes tarafından kimin kastedildiği açıkça anlaşılabilse,
Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesi kapsamında mağdurun belirlenebilir olduğu kabul edilebilir.
Her somut olay, kullanılan ifadeler ve olayın gerçekleştiği koşullar birlikte değerlendirilerek incelenmelidir.
İsnadın İspatı (TCK m.127)
Hakaret suçuna ilişkin en önemli istisnalardan biri isnadın ispatıdır.
Türk Ceza Kanunu’nun 127. maddesine göre;
isnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması hâlinde kişiye ceza verilmez.
Ayrıca, isnat edilen fiil nedeniyle hakaret edilen kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunuyorsa, isnat ispat edilmiş sayılır.
Bunun dışında isnadın ispat edilebilmesi ise kanunda belirli şartlara bağlanmıştır.
Buna göre isnadın ispatına;
- isnat edilen fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunması veya
- şikâyetçinin ispata rıza göstermesi
hâlinde izin verilebilir.
Ancak kanun koyucu önemli bir sınırlama daha getirmiştir.
İspat edilmiş bir fiilden söz edilmesi sırasında dahi kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde ifadeler kullanılması hâlinde yine hakaret suçundan sorumluluk doğabilir.
Bu nedenle isnadın doğru olması, her durumda kullanılan ifadelerin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırdığı anlamına gelmez.
İddia ve Savunma Dokunulmazlığı (TCK m.128)
Türk Ceza Kanunu’nun 128. maddesinde, hak arama özgürlüğünün korunması amacıyla iddia ve savunma dokunulmazlığı düzenlenmiştir.
Maddeye göre;
yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kişiler hakkında somut isnatlarda veya olumsuz değerlendirmelerde bulunulması hâlinde ceza verilmez.
Ancak bunun için iki temel şart birlikte bulunmalıdır.
Birincisi;
ileri sürülen isnat veya değerlendirmenin gerçek ve somut vakıalara dayanması gerekir.
İkincisi ise;
bu isnat veya değerlendirmenin uyuşmazlıkla bağlantılı olması zorunludur.
Dolayısıyla dava konusu ile ilgisi bulunmayan, sırf karşı tarafı küçük düşürmeye yönelik ifadeler bu koruma kapsamında değerlendirilemez.
Bu düzenleme özellikle;
- dava dilekçeleri,
- cevap dilekçeleri,
- savunmalar,
- idari başvurular,
- disiplin başvuruları
bakımından uygulamada büyük önem taşımaktadır.
Haksız Fiil Nedeniyle Hakaret (TCK m.129/1)
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinin birinci fıkrasında, hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi özel olarak düzenlenmiştir.
Kanun koyucu, böyle bir durumda hâkime takdir yetkisi tanımıştır.
Buna göre verilecek ceza;
- üçte birine kadar indirilebilir veya
- tamamen ceza verilmesinden vazgeçilebilir.
Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için hakaretin gerçekten haksız bir fiile tepki niteliğinde olması gerekmektedir.
Her somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kasten Yaralamaya Tepki Olarak Hakaret (TCK m.129/2)
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinin ikinci fıkrasında daha özel bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Buna göre hakaret suçunun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi hâlinde kişiye ceza verilmez.
Bu hüküm, kanunda açıkça düzenlenmiş özel bir cezasızlık nedenidir.
Ancak hangi olayların bu kapsamda değerlendirileceği, olayın gelişimi ve deliller dikkate alınarak belirlenmelidir.
Karşılıklı Hakaret (TCK m.129/3)
Uygulamada sık karşılaşılan durumlardan biri de karşılıklı hakaret iddialarıdır.
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinin üçüncü fıkrasına göre;
hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi hâlinde, olayın özelliklerine göre;
- taraflardan biri,
- her ikisi
hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza verilmesinden de vazgeçilebilir.
Bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı, olayın bütün özellikleri dikkate alınarak hâkim tarafından değerlendirilmektedir.
Kişinin Hatırasına Hakaret (TCK m.130)
Türk Ceza Kanunu’nun 130. maddesi ile ölen kişinin manevi hatırası da ceza hukuku koruması altına alınmıştır.
Maddeye göre;
bir kimsenin öldükten sonra hatırasına, en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi cezalandırılır.
Hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ise ceza ayrıca artırılmaktadır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise;
bir ölünün cesedini veya kemiklerini alma ya da bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunma ayrıca suç olarak düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile yalnızca yaşayan kişilerin değil, ölen kişinin manevi hatırasının da korunması amaçlanmıştır.
Hakaret Suçunda Şikâyet (TCK m.131)
Hakaret suçunda soruşturma ve kovuşturma şartı Türk Ceza Kanunu’nun 131. maddesinde düzenlenmiştir.
Maddeye göre;
kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret suçu hariç olmak üzere, hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
Şikâyet hakkı, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca kanunda öngörülen süre içerisinde kullanılmalıdır.
Kanun ayrıca önemli bir özel düzenleme daha getirmiştir.
Mağdur şikâyette bulunmadan önce ölürse veya suç ölmüş kişinin hatırasına karşı işlenmişse;
- ikinci dereceye kadar üstsoyu,
- ikinci dereceye kadar altsoyu,
- eşi,
- kardeşleri
şikâyet hakkını kullanabilir.
Hakaret Suçu ile İfade Özgürlüğü Arasındaki Denge
Hakaret suçunun uygulanmasında en önemli hukuki değerlendirmelerden biri, bireyin şeref ve saygınlığının korunması ile ifade özgürlüğü arasında kurulması gereken dengedir.
Anayasa’nın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına alırken, Anayasa’nın 17. maddesi de bireyin maddi ve manevi varlığının korunmasını güvence altına almaktadır.
Bu nedenle hakaret suçunun değerlendirilmesinde yalnızca kullanılan kelimeler değil;
- ifadenin söylendiği ortam,
- açıklamanın amacı,
- kullanılan dil,
- taraflar arasındaki ilişki,
- açıklamanın kamu yararına ilişkin olup olmadığı,
- olayın bütün koşulları
birlikte değerlendirilmelidir.
İfade özgürlüğü, demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biridir. Bununla birlikte bu özgürlük, başkalarının onur, şeref ve saygınlığına hukuka aykırı müdahalede bulunma hakkı tanımamaktadır.
Bu nedenle her somut olayda ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki denge gözetilerek hukuki değerlendirme yapılmalıdır.
Hakaret ile Eleştiri Arasındaki Fark
Uygulamada en sık karıştırılan konulardan biri, hakaret ile eleştiri arasındaki ayrımdır.
Eleştiri, düşünce ve kanaat açıklamasının doğal bir sonucudur.
Bir kişinin davranışlarının, kararlarının veya kamuoyunu ilgilendiren faaliyetlerinin sert biçimde eleştirilmesi, tek başına hakaret suçunun oluştuğu anlamına gelmez.
Hakaret ise kişinin onur, şeref ve saygınlığını hedef alan ifadeleri kapsamaktadır.
Bu nedenle;
- rahatsız edici olması,
- sert olması,
- kırıcı bulunması
tek başına bir açıklamayı hakaret suçuna dönüştürmez.
Bunun yanında, eleştiri sınırlarını aşarak doğrudan kişinin onur ve saygınlığını hedef alan ifadeler ise somut olayın özelliklerine göre Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında değerlendirilebilir.
Her olay, kullanılan ifadeler ve açıklamanın bağlamı birlikte incelenerek değerlendirilmelidir.
Hakaret ile İftira Suçu Arasındaki Fark
Hakaret suçu ile iftira suçu, uygulamada zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır.
Ancak bu iki suç farklı hukuki değerleri korumaktadır.
Hakaret suçunda korunan temel değer, kişinin onuru, şerefi ve saygınlığıdır.
İftira suçunda ise korunan hukuki değer, kişinin haksız yere suç isnadıyla ceza soruşturması veya idari yaptırım tehdidi altında bırakılmamasıdır.
Hakaret suçunda kullanılan ifadeler kişinin şeref ve saygınlığını hedef alırken, iftira suçunda kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat edilerek hakkında soruşturma veya yaptırım uygulanması amacı söz konusudur.
Bu nedenle her somut olayda hangi suç tipinin oluştuğu, isnadın niteliği ve meydana gelen hukuki sonuçlar dikkate alınarak belirlenmektedir.
Hakaret ile Tehdit Suçu Arasındaki Fark
Hakaret suçu ile tehdit suçu da uygulamada sıkça karıştırılan suç tiplerindendir.
Hakaret suçunda kişinin manevi kişiliğine yönelik saldırı söz konusudur.
Tehdit suçunda ise mağdurun gelecekte uğrayacağı bir zarar bildirilerek korkutulması amaçlanmaktadır.
Dolayısıyla;
hakaret suçunda aşağılayıcı ifadeler ön plandayken,
tehdit suçunda mağdur üzerinde korku ve endişe oluşturabilecek bir zarar bildirimine yer verilmektedir.
Bazı olaylarda aynı açıklama içerisinde hem hakaret hem de tehdit niteliğinde ifadeler bulunabilir.
Bu durumda uygulanacak ceza hukuku hükümleri, somut olayın özellikleri ve suçların unsurları dikkate alınarak belirlenmektedir.
Hakaret Suçunda Deliller
Hakaret suçunda en önemli inceleme konusu, hakaret niteliği taşıdığı iddia edilen söz veya davranışın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve içeriğinin doğru şekilde tespit edilmesidir.
Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamasında farklı delil türlerinden yararlanılabilmektedir.
Başlıca deliller şunlardır:
- Tanık beyanları,
- Ses kayıtları (hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şartıyla),
- Görüntü kayıtları,
- Mesajlaşma kayıtları,
- Elektronik posta yazışmaları,
- Sosyal medya paylaşımları,
- Yorumlar,
- Ekran görüntüleri,
- Telefon kayıtları,
- Kolluk tutanakları,
- Dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri,
- Diğer elektronik ve fiziki deliller.
Özellikle dijital iletişim araçlarıyla işlendiği iddia edilen hakaret suçlarında, elektronik delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve güvenilirliğinin değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Hakaret Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Türk Ceza Kanunu’nun 125 ilâ 131. maddelerinde düzenlenen hakaret suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece Asliye Ceza Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise genel kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Yetkinin belirlenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanmaktadır.
Hakaret Suçunda Zamanaşımı
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen temel ceza dikkate alındığında, hakaret suçu bakımından olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
Ancak zamanaşımının durması veya kesilmesi gibi hâllerde Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uygulanmaktadır.
Uygulamada Hakaret Suçuna İlişkin Karşılaşılan Durumlar
Hakaret suçu günlük yaşamda ve dijital platformlarda farklı şekillerde gündeme gelebilmektedir.
Ancak her tartışma, her sert ifade veya her olumsuz değerlendirme hakaret suçunu oluşturmaz.
Somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye konu olabilecek örnekler şunlardır:
- Sosyal medya üzerinden yapılan hakaret içerdiği iddia edilen paylaşımlar,
- Mesajlaşma uygulamalarında kullanılan aşağılayıcı ifadeler,
- Yüz yüze gerçekleşen sözlü tartışmalar,
- Telefon görüşmeleri sırasında sarf edilen sözler,
- Toplantılarda veya kalabalık ortamlarda kullanılan ifadeler,
- Yazılı dilekçelerde veya başvurularda yer alan açıklamalar.
Her olay, kullanılan ifadelerin anlamı, söylendiği bağlam ve olayın bütün özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Yargı Uygulaması ve Hukuki Değerlendirme
Hakaret suçu, kişilik haklarının korunması ile ifade özgürlüğü arasındaki hassas dengenin en belirgin şekilde ortaya çıktığı suç tiplerinden biridir.
Türk Ceza Kanunu’nun 125 ilâ 131. maddelerinde yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, kanun koyucunun yalnızca kişilik haklarını değil; hak arama özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve hukuki güvenliği de gözettiği görülmektedir.
Bu nedenle hakaret suçuna ilişkin her olayın; kullanılan ifadeler, olayın gerçekleşme şekli, tarafların konumu ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek çözümlenmesi gerekir.
Hakaret Suçunun Cezası
Türk Ceza Kanunu’nun 125 ilâ 131. maddelerinde hakaret suçunun temel şekli, nitelikli hâlleri, cezada artırım ve indirim nedenleri ile bazı özel cezasızlık düzenlemeleri ayrıntılı olarak hüküm altına alınmıştır.
Hakaret suçunda uygulanacak yaptırım, suçun işleniş şekline, mağdurun sıfatına ve olayın özelliklerine göre değişiklik gösterebilmektedir.
Hakaret Suçunun Temel Cezası
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasına göre;
bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi hakkında;
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunabilir.
Bu temel yaptırım, suçun işleniş biçimi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenmektedir.
Sesli, Yazılı veya Görüntülü İletiyle Hakaret
Hakaret suçunun mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde de aynı ceza uygulanmaktadır.
Bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre;
- kısa mesajlar,
- elektronik postalar,
- sosyal medya mesajları,
- çevrim içi mesajlaşma uygulamaları,
- görüntülü veya sesli iletişim araçları
üzerinden gerçekleştirilen hakaret içerikli ifadeler de değerlendirmeye konu olabilir.
Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret
Hakaret suçunun;
- kamu görevlisine görevinden dolayı,
- kişinin dini, siyasi, sosyal veya felsefi inanç ve kanaatlerini açıklaması ya da değiştirmesi nedeniyle,
- mensup olduğu dinin kutsal saydığı değerlere ilişkin ifadeler sebebiyle
işlenmesi hâlinde kanun koyucu daha ağır yaptırım öngörmüştür.
Bu durumlarda cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
Alenen Hakaret
Hakaret suçunun alenen işlenmesi durumunda verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
Aleniyet değerlendirilirken fiilin, belirli olmayan veya kolaylıkla belirlenebilecek sayıdaki kişiler tarafından algılanabilecek şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Haksız Fiile Tepki Olarak Hakaret
Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde;
mahkeme, verilecek cezayı üçte birine kadar indirebilir veya ceza verilmesinden vazgeçebilir.
Bu değerlendirme, olayın özellikleri dikkate alınarak yapılmaktadır.
Kasten Yaralamaya Tepki Olarak Hakaret
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinin ikinci fıkrasında özel bir cezasızlık nedeni düzenlenmiştir.
Hakaret suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi hâlinde kişiye ceza verilmez.
Ancak bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı her somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Karşılıklı Hakaret
Karşılıklı hakaret hâlinde mahkeme;
- taraflardan biri,
- her iki taraf
hakkında verilecek cezayı üçte birine kadar indirebilir veya ceza verilmesinden vazgeçebilir.
Bu konuda hâkime takdir yetkisi tanınmıştır.
Kişinin Hatırasına Hakaret
Türk Ceza Kanunu’nun 130. maddesinde düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunda;
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası öngörülmüştür.
Hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza ayrıca altıda biri oranında artırılır.
Hakaret Suçunda Uzlaştırma
Hakaret suçu bakımından uzlaştırma kurumu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir.
Kural olarak, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer almaktadır.
Bu nedenle soruşturma aşamasında, kanunda öngörülen istisnalar dışında, Cumhuriyet savcılığı tarafından doğrudan iddianame düzenlenmeden önce dosya uzlaştırma bürosuna gönderilebilir.
Uzlaştırma sürecinde taraflar, uzlaştırmacı aracılığıyla bir araya gelerek uyuşmazlığı anlaşma yoluyla çözme imkânına sahiptir.
Tarafların uzlaşması hâlinde, ceza yargılamasının devam etmesine gerek kalmaksızın dosya kanunda öngörülen usule göre sonuçlandırılır.
Buna karşılık tarafların uzlaşamaması durumunda soruşturma veya kovuşturma genel hükümlere göre devam eder.
Ancak hakaret suçunun uzlaştırmaya tabi olup olmadığı değerlendirilirken, suçun işleniş şekli, mağdurun sıfatı ve ilgili özel kanun hükümleri de dikkate alınmalıdır.
Örneğin, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu bakımından soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı olmamakla birlikte, uzlaştırma değerlendirmesi yapılırken Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki düzenlemeler ve somut olayın özellikleri birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle her dosyada uzlaştırma sürecine ilişkin hukuki durum ayrıca değerlendirilmelidir.
Uzlaştırmanın Taraflar Bakımından Sonuçları
Uzlaştırma, tarafların ceza yargılaması dışında, karşılıklı iradeleriyle uyuşmazlığı çözmelerini amaçlayan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Uzlaştırma sürecinde taraflar;
- maddi bir edimin yerine getirilmesini,
- özür dilenmesini,
- belirli bir davranışın yerine getirilmesini,
- bağış yapılmasını,
- kamu yararına bir yükümlülüğün üstlenilmesini
veya kanunun izin verdiği başka bir edimi kararlaştırabilirler.
Uzlaşma teklifinin kabul edilmesi, tarafların serbest iradelerine bağlıdır. Hiç kimse uzlaşmaya zorlanamaz.
Uzlaştırma görüşmelerinin gizli yürütülmesi, tarafların beyanlarının korunması ve sürecin tarafsız şekilde yürütülmesi de uzlaştırma kurumunun temel ilkeleri arasında yer almaktadır.
Hakaret Suçuna İlişkin Sıkça Sorulan Sorular
Hakaret suçu nedir?
Hakaret suçu, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövmek suretiyle kişinin manevi kişiliğine saldırılmasıdır. Suç, Türk Ceza Kanunu’nun 125 ilâ 131. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Her ağır eleştiri hakaret suçu oluşturur mu?
Hayır.
Her sert, rahatsız edici veya kırıcı ifade hakaret suçunu oluşturmaz. Kullanılan ifadelerin niteliği, söylendiği bağlam ve olayın tüm özellikleri birlikte değerlendirilerek hukuki sonuca ulaşılır.
Sosyal medya üzerinden hakaret suçu işlenebilir mi?
Evet.
Sosyal medya paylaşımları, yorumlar, özel mesajlar veya diğer dijital iletişim araçları üzerinden kullanılan ifadeler, somut olayın özelliklerine göre hakaret suçuna ilişkin değerlendirmeye konu olabilir.
Hakaret suçunda mağdurun isminin açıkça belirtilmesi gerekir mi?
Hayır.
Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesi uyarınca mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş olsa bile, kullanılan ifadelerden hangi kişinin hedef alındığı tereddütsüz şekilde anlaşılabiliyorsa hakaret suçunun oluşması mümkündür.
Hakaret suçu şikâyete tabi midir?
Kural olarak evet.
Ancak kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret suçu bakımından soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı değildir. Diğer hâllerde ise Türk Ceza Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca mağdurun şikâyeti aranır.
Hakaret ile iftira arasındaki fark nedir?
Hakaret suçunda kişinin onur, şeref ve saygınlığı hedef alınmaktadır.
İftira suçunda ise kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat edilerek hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanması amacı söz konusudur.
Hakaret ile tehdit arasındaki fark nedir?
Hakaret suçunda kişinin manevi kişiliğine yönelik saldırı bulunmaktadır.
Tehdit suçunda ise mağdurun gelecekte uğrayacağı bir zarar bildirilmekte ve bu yolla korku veya endişe oluşturulmaktadır.
Hakaret suçu uzlaştırmaya tabi midir?
Kural olarak evet. Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen şartlar çerçevesinde uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer almaktadır. Ancak somut olayın özellikleri ve mağdurun sıfatı dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
Uzlaşma sağlanırsa hakaret davası açılır mı?
Uzlaştırmaya tabi bir hakaret suçunda tarafların kanuna uygun şekilde uzlaşması hâlinde, dosya uzlaştırma hükümleri doğrultusunda sonuçlandırılır. Buna karşılık uzlaşmanın sağlanamaması durumunda soruşturma veya kovuşturma genel hükümlere göre devam edebilir.
Sonuç
Hakaret suçu, bireyin onurunu, şerefini ve toplum içindeki saygınlığını koruyan temel ceza hukuku düzenlemelerinden biridir.
Türk Ceza Kanunu’nun 125 ilâ 131. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kanun koyucunun yalnızca hakaret fiilini değil; mağdurun belirlenmesi, isnadın ispatı, iddia ve savunma dokunulmazlığı, haksız fiile tepki olarak hakaret, kişinin hatırasına hakaret ve soruşturma koşulları gibi pek çok özel durumu da ayrıntılı şekilde düzenlediği görülmektedir.
Öte yandan hakaret suçuna ilişkin değerlendirmelerde, kişilik haklarının korunması ile ifade özgürlüğü arasındaki hassas dengenin gözetilmesi büyük önem taşımaktadır.
Her sert eleştiri veya rahatsız edici ifade hakaret suçunu oluşturmayacağı gibi, her olay da kendi somut koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.
Bu nedenle hakaret suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, kullanılan ifadelerin niteliği, söylendiği bağlam, taraflar arasındaki ilişki ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hukuki sonuca ulaşılmalıdır.
