Giriş
Bedelsiz senedi kullanma suçu, borç ilişkisinin sona ermesine veya senedin tamamen ya da kısmen karşılıksız kalmasına rağmen, bu senedin hâlen geçerli ve alacağı temsil eder durumda olduğu izlenimiyle kullanılması hâlinde gündeme gelen bir malvarlığı suçudur.
Türk Ceza Kanunu’nun 156. maddesinde düzenlenen suç bakımından kanun:
“Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir.”
hükmünü içermektedir.
Maddenin gerekçesinde, özellikle borçlu tarafından ödenmiş olmasına rağmen elde kalan senedin yeniden kullanılmasının, örneğin icra takibine konulmasının veya başkasına devredilmesinin cezalandırılmak istendiği açıklanmaktadır. Borcun yalnızca bir kısmının ödenmiş olması hâlinde ise senedin ödenen kısım bakımından bedelsiz hâle gelmesi mümkündür.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu Nedir?
Bir senedin tamamen veya kısmen karşılıksız kalmasına rağmen, kişinin bu senedi hâlen geçerli bir alacağı temsil ediyormuş gibi kullanması bedelsiz senedi kullanma suçunu gündeme getirebilir.
Örneğin;
- borcu tamamen ödenmiş bir senedin icraya konulması,
- borcun bir kısmı ödendiği hâlde senedin tamamı üzerinden takip yapılması,
- karşılığı sona ermiş senedin üçüncü kişiye devredilmesi,
- bedelsiz hâle gelen senedin alacak varmış gibi kullanılması
somut olayın özelliklerine göre TCK m.156 kapsamında değerlendirilebilir.
Burada önemli olan yalnızca senedin kullanılmış olması değildir.
Senedin kullanıldığı sırada gerçekten bedelsiz kalmış olup olmadığı ve failin bu durumu bilerek hareket edip etmediği de değerlendirilmelidir.
Bedelsiz Senet Ne Demektir?
“Bedelsiz senet”, senette gösterilen alacağın tamamen veya ilgili miktar bakımından artık mevcut olmamasına rağmen senedin elde bulunmaya devam ettiği durumları ifade eder.
Örneğin 100.000 TL’lik bir borç için senet düzenlenmiş ve borç tamamen ödenmişse, bu senedin artık mevcut bir alacağı temsil etmemesi gerekir.
Buna rağmen senedin alacak varmış gibi kullanılması TCK m.156 kapsamında gündeme gelebilir.
Kısmen ödenmiş senetlerde de suç oluşabilir mi?
Evet.
Borç 100.000 TL iken 60.000 TL ödenmişse ve kalan 40.000 TL’lik borç devam ediyorsa, senedin tamamının 100.000 TL üzerinden kullanılması hâlinde ödenen 60.000 TL bakımından senedin bedelsiz kalan kısmı söz konusu olabilir.
Yargıtay uygulamasında da kısmen bedelsiz kalan senedin icraya konulması TCK m.156 kapsamında değerlendirilmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2023 tarihli kararında, kısmen bedelsiz kalan senedin icraya konulmasının güveni kötüye kullanma değil, bedelsiz senedi kullanma suçu oluşturduğu belirtilmiştir.
Ödenmiş Senedi İcraya Koymak Suç Mudur?
Somut olayın şartları gerçekleşmişse evet.
Özellikle senet bedeli tamamen ödenmiş olmasına rağmen senedin borçlu aleyhine icra takibine konulması, TCK m.156 bakımından en tipik uygulama alanlarından biridir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22 Ocak 2025 tarihli kararında da bedeli ödenen senedin iade edilmeyerek icra takibine konu edilmesi bedelsiz senedi kullanma suçu kapsamında değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla:
“Borcu ödedim ama senet geri verilmedi ve yeniden icraya konuldu.”
şeklindeki bir olayda TCK m.156 mutlaka değerlendirilmelidir.
Borcun Bir Kısmı Ödenmişse Ne Olur?
Borcun tamamının değil, yalnızca bir kısmının ödenmiş olması da önemlidir.
Örneğin:
- Senet bedeli: 500.000 TL
- Ödenen borç: 300.000 TL
- Kalan gerçek borç: 200.000 TL
Bu durumda senedin 500.000 TL’nin tamamı üzerinden kullanılması, 300.000 TL’lik bedelsiz kısım bakımından TCK m.156 kapsamında değerlendirilebilir.
Nitekim Yargıtay uygulamasında da kısmen bedelsiz kalan senedin kullanılması bu suç kapsamında ele alınmaktadır.
Teminat Senedini Amacı Dışında Kullanmak Suç Mudur?
Bu konu uygulamada oldukça önemlidir.
Örneğin işveren, çalışanından belirli bir zararın meydana gelmesi hâlinde kullanılmak üzere teminat senedi almış olabilir.
Daha sonra gerçekten gerçekleşen zarar senette belirtilen miktardan çok daha düşük olduğu hâlde senedin tamamı üzerinden icra takibi yapılması hâlinde, somut olayın özelliklerine göre bedelsiz senedi kullanma suçu gündeme gelebilir.
Yargıtay’ın geçmiş tarihli bir kararında da, işçiden araçta meydana gelebilecek zarar için teminat olarak alınan 10.000 TL’lik senedin, gerçekleşen 2.000 TL’lik zarar yerine 9.000 TL üzerinden icraya konulması olayında, senedin 7.000 TL’lik kısmının bedelsiz olması nedeniyle TCK m.156 kapsamında değerlendirme yapılmıştır.
Bu nedenle teminat senedi uyuşmazlıklarında senedin hangi amaçla verildiği, hangi koşulda kullanılabileceği ve gerçek zararın ne olduğu son derece önemlidir.
Her İcraya Konulan Senet Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu Oluşturur mu?
Hayır.
Bir senedin icra takibine konulması tek başına suç oluşturmaz.
Öncelikle;
- senedin dayandığı borcun bulunup bulunmadığı,
- borcun ödenip ödenmediği,
- borcun ne kadarının ödendiği,
- senedin hangi amaçla verildiği,
- senedin teminat senedi olup olmadığı,
- senedin kullanılmasına ilişkin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ne olduğu
belirlenmelidir.
Gerçekten mevcut bir alacağı temsil eden senedin icraya konulması, yalnızca borçlunun senede itiraz etmesi nedeniyle TCK m.156 kapsamında suç hâline gelmez.
Ceza sorumluluğu bakımından senedin bedelsiz olduğunun ve failin bunu bilerek senedi kullandığının ortaya konulması gerekir.
Senedin Bedelsiz Olduğunu Bilmek Neden Önemlidir?
Bedelsiz senedi kullanma suçunda failin kastı önem taşır.
Kişi senedin gerçekten geçerli bir alacağı temsil ettiğine inanıyorsa ve senedin bedelsiz olduğunu bilmiyorsa, suçun manevi unsuru bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
Örneğin taraflar arasında;
- ödeme konusunda uyuşmazlık,
- mahsup anlaşmazlığı,
- taksitlendirme,
- ibra,
- hesaplaşma,
- takas
bulunuyorsa, failin senedin bedelsiz olduğunu bilip bilmediği somut deliller üzerinden belirlenmelidir.
Senedin Bedelsiz Kaldığı Nasıl İspatlanır?
Bu suç bakımından ispat oldukça önemlidir.
Somut olayda;
- banka dekontları,
- EFT/havale kayıtları,
- ödeme makbuzları,
- ibraname,
- sözleşmeler,
- hesap hareketleri,
- yazılı anlaşmalar,
- WhatsApp yazışmaları,
- e-posta yazışmaları,
- icra dosyası,
- senet teslim kayıtları,
- tanık anlatımları
gibi deliller gündeme gelebilir.
Özellikle borcun ödendiğini gösteren banka kayıtları veya yazılı belgeler, senedin bedelsiz kaldığının ortaya konulmasında önemli olabilir.
Senedi Geri Vermemek ile Bedelsiz Senedi Kullanmak Aynı Şey midir?
Hayır.
Senedin geri verilmemesi ile bedelsiz senedin kullanılması farklı aşamalardır.
Örneğin borç tamamen ödenmiş olmasına rağmen alacaklının senedi elinde tutması, tek başına her durumda TCK m.156’nın tamamlandığı anlamına gelmez.
Ancak senedin;
- icraya konulması,
- devredilmesi,
- alacak varmış gibi kullanılması
gibi kanuni anlamda “kullanma” niteliği taşıyan bir eylemin gerçekleştirilmesi hâlinde TCK m.156 gündeme gelebilir.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Cezası Nedir?
TCK m.156 uyarınca:
Altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmektedir.
Kanun maddesi ayrıca suçun şikâyet üzerine soruşturulup kovuşturulacağını açıkça belirtmektedir.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu Şikâyete Tabi midir?
Evet.
TCK m.156 açıkça “şikâyet üzerine” ifadesini kullanmaktadır.
Şikâyete tabi suçlarda genel kural olarak şikâyet hakkı, yetkili kişinin fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. TCK m.73’te bu süre düzenlenmiştir.
Bu nedenle bedelsiz senet kullanıldığını öğrenen kişinin şikâyet süresi bakımından gecikmemesi önemlidir.
Şikâyetten Vazgeçilirse Dava Düşer mi?
TCK m.156 şikâyete tabi bir suç olduğundan, şikâyetten vazgeçmenin ceza yargılamasına etkisi ayrıca değerlendirilir.
TCK m.73/4 uyarınca, kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi düzenlenmedikçe suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür.
Ancak şikâyetten vazgeçme ile uzlaşma aynı hukuki kurum değildir. Adalet Bakanlığı da uzlaşmanın şikâyetten vazgeçmeden farklı olduğunu açıkça belirtmektedir.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Uzlaştırma Uygulanır mı?
Evet.
Bedelsiz senedi kullanma suçu uzlaştırma kapsamında bulunan suçlardan biridir.
Adalet Bakanlığı kaynaklarında TCK m.156, uzlaşma kapsamında bulunan suçlar arasında sayılmıştır.
Ayrıca Yargıtay uygulamasında da 6763 sayılı Kanun sonrasında bedelsiz senedi kullanma suçu bakımından uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiği açıkça kabul edilmiştir.
Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 15 Ekim 2025 tarihli kararında da bedelsiz senedi kullanma suçu nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği ve uzlaşmanın sağlanamadığı belirtilmiştir.
Dolayısıyla bedelsiz senedi kullanma suçu bakımından uzlaştırma, soruşturma ve kovuşturma sürecinde önem taşıyan kurumlardan biridir.
Uzlaşma Sağlanırsa Ne Olur?
Uzlaşma, mağdur ile şüpheli/sanık arasında kanunda öngörülen usul çerçevesinde anlaşma sağlanmasıdır.
Adalet Bakanlığı’nın mağdur bilgilendirme sayfasında da uzlaşmanın, suçtan mağdur olan kişinin şüpheliyle anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesine yönelik bir kurum olduğu belirtilmektedir.
Bu nedenle TCK m.156 bakımından uzlaştırma teklifinin değerlendirilmesi, tarafların uzlaşma iradesi ve uzlaşma sonucunda belirlenen edimin yerine getirilmesi önem taşır.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık Var mı?
TCK m.168 anlamında doğrudan etkin pişmanlık hükmü uygulanmaz.
Burada önceki makalelerimizden farklı ve önemli bir ayrım bulunmaktadır.
TCK m.168’de etkin pişmanlığın uygulanacağı suçlar tek tek sayılmıştır. Bu suçlar arasında;
- hırsızlık,
- mala zarar verme,
- güveni kötüye kullanma,
- dolandırıcılık,
- hileli iflas,
- taksirli iflas
yer almaktadır; bedelsiz senedi kullanma suçu ise TCK m.168’de sayılmamaktadır.
Bu nedenle:
“Senedi geri verdim veya zararı ödedim, TCK m.168’den etkin pişmanlık indirimi alırım.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Buna karşılık zararın giderilmesi ve senedin iadesi gibi davranışlar uzlaşma sürecinde veya somut olayın diğer hukuki değerlendirmelerinde önem taşıyabilir.
TCK m.167 Akrabalık Nedeniyle Cezasızlık Sağlar mı?
Kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde TCK m.167’nin uygulanması gündeme gelebilir.
TCK m.167, yağma ve nitelikli yağma hariç olmak üzere bu bölümde düzenlenen malvarlığı suçlarında belirli akrabalık ilişkileri bakımından şahsi cezasızlık veya cezada indirim öngörmektedir.
Bedelsiz senedi kullanma suçu da bu bölüm içerisinde yer aldığı için, somut olayın şartları gerçekleştiğinde TCK m.167 ayrıca değerlendirilmelidir.
Örneğin;
- ayrılık kararı verilmemiş eş,
- üstsoy veya altsoy,
- belirli derecedeki kayın hısımları,
- evlat edinen veya evlatlık,
- aynı konutta yaşayan kardeş
bakımından kanunun aradığı koşullar mevcutsa şahsi cezasızlık gündeme gelebilir.
TCK m.167/2’de belirtilen daha uzak veya farklı aile ilişkilerinde ise şikâyet üzerine verilecek cezanın yarısı oranında indirilmesi söz konusu olabilir.
Bedelsiz Senedi Kullanma ile Güveni Kötüye Kullanma Arasındaki Fark
Bu iki suç birbirine oldukça yakındır.
Her ikisinde de taraflar arasında önceden kurulmuş bir güven veya hukuki ilişki bulunabilir.
Ancak TCK m.156 özel olarak bedelsiz kalmış bir senedin kullanılmasını cezalandırmaktadır.
TCK m.155’te ise belirli bir amaçla teslim edilen başkasına ait mal üzerinde, teslim amacı dışında tasarrufta bulunulması veya devir olgusunun inkâr edilmesi söz konusudur.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi de kısmen bedelsiz kalan senedin icraya konulması eyleminin güveni kötüye kullanma değil, bedelsiz senedi kullanma suçu oluşturabileceğini belirtmiştir.
Bu nedenle somut olayda senedin kullanılması söz konusuysa, eylemin TCK m.156 bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bedelsiz Senedi Kullanma ile Dolandırıcılık Arasındaki Fark
Dolandırıcılık suçunda temel unsur hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve bu aldatma sonucunda mağdurun veya başkasının zararına bir yarar elde edilmesidir.
Bedelsiz senedi kullanma suçunda ise kanuni düzenleme, bedelsiz kalmış senedin kullanılmasını esas almaktadır.
Dolayısıyla her bedelsiz senet kullanma olayı otomatik olarak dolandırıcılık değildir.
Ancak failin senedi kullanırken ayrıca hileli davranışlarla kişileri aldatması ve dolandırıcılığın diğer unsurlarının da gerçekleşmesi hâlinde, somut olay bakımından suçların içtimaı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bedelsiz Senedi Kullanma ile İcra Hukuku Arasındaki İlişki
Bu suçun uygulamada en sık karşılaşıldığı alanlardan biri icra takipleridir.
Özellikle;
“Borcu ödedim, fakat alacaklı senedi geri vermedi ve senedi icraya koydu.”
şeklindeki uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile icra ve özel hukuk boyutu birlikte değerlendirilmelidir.
İcra takibinin başlatılmış olması tek başına TCK m.156’nın kesin olarak oluştuğu anlamına gelmez.
Öncelikle;
- senedin dayandığı borcun varlığı,
- ödemenin yapılıp yapılmadığı,
- ödeme miktarı,
- senedin bedelsiz kalıp kalmadığı,
- failin bu durumu bilip bilmediği
belirlenmelidir.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda İcra Takibi Delil Olur mu?
İcra dosyası, suçun maddi vakıasının ortaya konulması bakımından önemli bir delil kaynağı olabilir.
Örneğin;
- senedin icraya konulma tarihi,
- takip miktarı,
- ödeme emirleri,
- borç miktarı,
- yapılan ödemeler,
- itirazlar,
- icra dosyasındaki beyanlar
birlikte değerlendirilebilir.
Nitekim Yargıtay kararlarında da bedelsiz kalan senedin icra takibine konu edilmesi suçun tipik görünüm biçimlerinden biri olarak ele alınmaktadır.
Senedin Kısmen Bedelsiz Kalması Halinde Ne Olur?
Bu konu özellikle ticari ve taksitli borç ilişkilerinde önemlidir.
Örneğin 1.000.000 TL’lik senedin dayandığı borcun 700.000 TL’si ödenmişse, senedin 700.000 TL’lik kısmı bakımından bedelsizlik söz konusu olabilir.
Senedin tamamı üzerinden takip yapılması hâlinde, bedelsiz kalan bölüm bakımından TCK m.156 değerlendirmesi yapılabilir.
Yargıtay uygulamasının bu konuda kısmen bedelsiz senet kullanımını TCK m.156 kapsamında değerlendirdiği görülmektedir.
Teminat Senedi ile Borç Senedi Arasındaki Fark Neden Önemlidir?
Bir senedin teminat amacıyla verilmesi, senedin hangi koşullarda kullanılabileceğinin belirlenmesini gerektirir.
Örneğin;
“İşçi işverene 100.000 TL teminat senedi verdi.”
denildiğinde tek başına senedin bedelsiz olduğu veya suç oluştuğu söylenemez.
Öncelikle;
- senet neden verildi?
- hangi risk için verildi?
- risk gerçekleşti mi?
- gerçek zarar ne kadar?
- senedin tamamının veya bir bölümünün kullanılması kararlaştırılmış mıydı?
- senet hangi koşullarda iade edilecekti?
gibi sorular cevaplanmalıdır.
Yargıtay’ın teminat amacıyla alınan senedin gerçekleşen zarardan çok daha yüksek miktarda icraya konulmasına ilişkin kararında, bedelsiz kalan kısım bakımından TCK m.156 değerlendirmesi yapılmıştır.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Teşebbüs
Bedelsiz senedi kullanma suçunda teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, somut olayda “kullanma” hareketinin tamamlanıp tamamlanmadığı üzerinden değerlendirilmelidir.
Failin suçun icra hareketlerine başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamaması hâlinde TCK m.35 kapsamında değerlendirme yapılması mümkündür.
Ancak her senedin hazırlanması veya icraya koyma hazırlığı otomatik olarak teşebbüs anlamına gelmez. Somut olayın gelişimi ve icra hareketlerinin niteliği önemlidir.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda İştirak
Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi mümkündür.
Örneğin bedelsiz olduğunu bilen birden fazla kişinin birlikte hareket ederek senedi üçüncü kişiye devretmesi veya icra takibine konu etmesi hâlinde iştirak hükümleri gündeme gelebilir.
Her kişinin ceza sorumluluğu ise fiile yaptığı katkı ve kastı dikkate alınarak belirlenir.
Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Dava Zamanaşımı
TCK m.156’da öngörülen hapis cezasının üst sınırı iki yıl olduğundan dava zamanaşımı hesabında TCK’nın genel zamanaşımı hükümleri dikkate alınır.
Ancak somut olayda;
- suç tarihi,
- zamanaşımını kesen işlemler,
- uzlaştırma nedeniyle duran süreler,
- önceki kararlar ve bozma süreçleri
hesaba katılabileceğinden, yalnızca suçun kanundaki cezasına bakılarak kesin tarih vermek doğru değildir.
Nitekim Yargıtay’ın yakın tarihli kararlarında bedelsiz senedi kullanma dosyalarında olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı ayrıca değerlendirilmiştir.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
TCK m.156 kapsamında öngörülen ceza dikkate alındığında yargılama kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi görev alanında değerlendirilir.
Yargıtay’ın güncel kararlarında da bedelsiz senedi kullanma suçuna ilişkin dosyaların Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görüldüğü görülmektedir.
Yargıtay Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Nelere Dikkat Ediyor?
Yargıtay uygulamasında özellikle şu konuların önem taşıdığı görülmektedir:
Senedin gerçekten bedelsiz kalıp kalmadığı
Senedin dayandığı borcun tamamen veya kısmen ödenip ödenmediği araştırılmalıdır.
Senedin hangi amaçla verildiği
Özellikle teminat senetlerinde senedin kullanım koşulları önemlidir.
İcra takibinin içeriği
Senedin hangi miktar üzerinden takibe konulduğu incelenmelidir.
Kısmi ödeme
Senedin yalnızca bir bölümünün bedelsiz kalması da suç bakımından önem taşıyabilir.
Suç vasfı
Kısmen bedelsiz kalan senedin icraya konulması olayında Yargıtay, eylemin güveni kötüye kullanma değil bedelsiz senedi kullanma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ödenmiş senedi icraya koymak suç mudur?
Borcu tamamen veya ilgili kısmı bakımından sona ermiş bir senedin, bedelsiz olduğu bilinerek alacak varmış gibi kullanılması TCK m.156 kapsamında suç oluşturabilir.
Özellikle ödenmiş senedin icraya konulması Yargıtay kararlarında bu suç kapsamında değerlendirilmiştir.
Bedelsiz senedi kullanma suçunun cezası nedir?
Altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.
Bedelsiz senedi kullanma suçu şikâyete tabi mi?
Evet. TCK m.156 açıkça şikâyet şartı öngörmektedir.
Şikâyet süresi ne kadar?
Genel kural olarak şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır.
Bedelsiz senedi kullanma suçu uzlaştırmaya tabi mi?
Evet. TCK m.156 uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaktadır. Yargıtay da bu suç bakımından uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiğini kabul etmektedir.
Senedin tamamı değil bir kısmı ödenmişse suç oluşur mu?
Evet, somut olayın şartlarına göre senedin ödenen kısım bakımından bedelsiz kalması ve bu kısmın kullanılması TCK m.156 kapsamında değerlendirilebilir.
Teminat senedini icraya koymak suç mudur?
Her teminat senedinin icraya konulması suç değildir. Ancak senedin kullanım koşullarına aykırı şekilde ve bedelsiz kalan miktar üzerinden kullanılması somut olayın özelliklerine göre TCK m.156 kapsamında değerlendirilebilir.
Borcu ödedim ama senedimi geri vermediler, ne yapabilirim?
Ödeme belgeleri, banka kayıtları, yazışmalar ve senedin dayandığı hukuki ilişki önemlidir. Senedin daha sonra icraya konulması hâlinde TCK m.156 bakımından ceza hukuku yönünden değerlendirme yapılabileceği gibi, icra ve özel hukuk bakımından da ayrıca hukuki yollar gündeme gelebilir.
Senedi geri vermemek suç mudur?
Senedin yalnızca geri verilmemesi ile TCK m.156’daki “kullanma” eylemi aynı değildir. Ancak bedelsiz kalan senedin daha sonra icraya konulması veya başka şekilde kullanılması hâlinde suç gündeme gelebilir.
Bedelsiz senedi kullanma suçunda etkin pişmanlık var mı?
TCK m.168’de bedelsiz senedi kullanma suçu sayılmadığından, TCK m.168 anlamında etkin pişmanlık hükmü doğrudan uygulanmaz.
Senedin bedelini ödersem ceza almaz mıyım?
Hayır.
Ödeme yapılması tek başına TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık sonucu doğurmaz.
Ancak ödeme, uzlaşma sürecinde veya somut olayın diğer hukuki değerlendirmelerinde önem taşıyabilir.
Akrabalar arasında bedelsiz senet kullanılırsa ceza verilir mi?
TCK m.167’deki şartların gerçekleşmesi hâlinde şahsi cezasızlık veya cezada indirim hükümleri gündeme gelebilir.
Bedelsiz senedi kullanma ile güveni kötüye kullanma arasındaki fark nedir?
Bedelsiz senedi kullanma, özel olarak bedelsiz kalmış senedin kullanılmasını konu alır.
Güveni kötüye kullanma ise belirli amaçla teslim edilen başkasına ait mal üzerinde teslim amacına aykırı tasarrufu düzenler.
Yargıtay, kısmen bedelsiz kalan senedin icraya konulmasını TCK m.156 kapsamında değerlendirmiştir.
Bedelsiz senedi kullanma ile dolandırıcılık aynı suç mudur?
Hayır. Dolandırıcılıkta hileli davranışlarla aldatma ve bunun sonucunda yarar sağlama unsurları aranırken, TCK m.156 özel olarak bedelsiz kalan senedin kullanılmasını düzenler.
Sonuç
Bedelsiz senedi kullanma suçu, borç ilişkisinin sona ermesine veya senedin belirli bir kısmının karşılıksız kalmasına rağmen, senedin hâlen geçerli bir alacağı temsil ediyormuş gibi kullanılmasını cezalandırmayı amaçlayan bir malvarlığı suçudur.
TCK m.156 uyarınca bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kişi hakkında şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası uygulanabilir.
Özellikle ödenmiş senedin icraya konulması, kısmen ödenmiş senedin tamamı üzerinden takip yapılması ve teminat amacıyla verilen senedin kullanım koşullarına aykırı biçimde kullanılması, somut olayın şartlarına göre suç kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay uygulaması da kısmen bedelsiz kalan senedin icraya konulmasını TCK m.156 kapsamında ele almaktadır.
Suçun şikâyete tabi olması nedeniyle şikâyet süresi ayrıca önem taşımaktadır.
Genel kural olarak şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içerisinde kullanılmalıdır.
Bunun yanında uzlaştırma hükümleri TCK m.156 bakımından uygulanabilmektedir. Yargıtay kararlarında da bedelsiz senedi kullanma suçunun uzlaştırma kapsamında olduğu ve uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiği açıkça görülmektedir.
Buna karşılık TCK m.168’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri bedelsiz senedi kullanma suçunu sayılan suçlar arasında içermemektedir.
Bu nedenle senedin geri verilmesi veya zararın ödenmesi otomatik olarak TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlık indirimi sağlamaz.
TCK m.167 bakımından ise durum farklıdır. Bedelsiz senedi kullanma suçu, malvarlığına karşı suçların düzenlendiği bölümde yer aldığından, maddede öngörülen aile ilişkileri ve diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde şahsi cezasızlık veya cezada indirim hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.
Bu nedenle bir senedin bedelsiz olup olmadığı değerlendirilirken yalnızca senedin üzerinde yazan miktara bakmak yeterli değildir.
Borç ilişkisinin içeriği, yapılan ödemeler, senedin hangi amaçla verildiği, teminat niteliği, senedin ne zaman ve hangi miktar üzerinden kullanıldığı, failin senedin bedelsiz olduğunu bilip bilmediği ve icra dosyasındaki işlemler birlikte değerlendirilmelidir.
Ankara’da bedelsiz senedin icraya konulması, ödenmiş bir senedin yeniden kullanılması, kısmen ödenmiş senedin tamamı üzerinden takip yapılması veya teminat amacıyla verilen senedin kullanım koşullarına aykırı şekilde kullanılması nedeniyle ceza soruşturması gündeme geldiğinde; senedin hangi hukuki ilişki kapsamında düzenlendiği, borcun tamamen veya kısmen ödenip ödenmediği, senedin bedelsiz kalıp kalmadığı, failin bu durumu bilip bilmediği ve TCK m.156 kapsamında şikâyet ile uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Konuya dair uzman bir Ankara Ceza Avukatından destek alınması tavsiye edilmektedir.

