Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Nedir?
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen ve çalışanların sendika kurma, sendikaya üye olma, sendikadan ayrılma, sendikal faaliyetlere katılma veya katılmama konusundaki özgür iradelerini koruma altına alan bir suç tipidir.
Çalışma hayatında sendikal haklar, yalnızca bireysel çalışma özgürlüğünün değil; aynı zamanda örgütlenme özgürlüğünün, toplu pazarlık hakkının ve çalışma barışının da temel unsurlarından biridir.
Bu nedenle kişilerin sendikal tercihlerini cebir veya tehditle yönlendirmeye yönelik davranışlar ya da sendikaların faaliyetlerini hukuka aykırı şekilde engelleyen fiiller, ceza hukuku bakımından yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi iki farklı suç tipini düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasında, bir kişinin sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya ya da sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlanması suç olarak kabul edilmiştir.
İkinci fıkrada ise daha geniş kapsamlı bir koruma öngörülmüş; cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeyle kanun koyucu, hem çalışanların bireysel sendikal tercihlerini hem de sendikaların hukuka uygun faaliyetlerini güvence altına alarak demokratik toplum düzeninin ve çalışma hayatındaki örgütlenme özgürlüğünün korunmasını amaçlamaktadır.
İş ve çalışma hayatında yaşanan her sendikal uyuşmazlık ceza sorumluluğunu doğurmaz. Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinin uygulanabilmesi için kanunda belirtilen cebir, tehdit veya diğer hukuka aykırı davranışların somut olayda gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Kanun Metni
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu şu şekilde düzenlenmiştir:
“(1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Kanun koyucu bu düzenleme ile çalışanların sendikal tercihlerini özgür iradeleriyle yapabilmelerini ve sendikaların hukuka uygun faaliyetlerini serbestçe yürütebilmelerini ceza hukuku koruması altına almıştır.
Sendikal Hakların Anayasal Güvencesi
Sendikal haklar, demokratik hukuk devletinin ve sosyal devlet ilkesinin en önemli unsurlarından biridir. Çalışanların ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini koruyabilmeleri, ancak örgütlenme özgürlüğünün etkin şekilde güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 51. maddesi, çalışanlar ile işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla önceden izin almaksızın sendika kurma, sendikaya üye olma, üyelikten ayrılma ve sendikal faaliyetlerde bulunma hakkına sahip olduklarını düzenlemektedir.
Bunun yanında Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan çalışma ve sözleşme hürriyeti ile 49. maddesinde düzenlenen çalışma hakkı da sendikal haklarla yakın ilişki içerisindedir.
Zira çalışanların haklarını kolektif şekilde koruyabilmeleri, çalışma hayatındaki temel hak ve özgürlüklerin etkili biçimde kullanılabilmesinin önemli araçlarından biridir.
Öte yandan sendikal haklar yalnızca Anayasa ile değil; Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında da koruma altındadır.
Özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ile örgütlenme özgürlüğü ve sendikal haklara ilişkin uluslararası standartlar oluşturulmuştur.
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi de Anayasa ve uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınan bu hakların ceza hukuku alanındaki tamamlayıcı korumasını sağlamaktadır.
Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Koruduğu Hukuki Değer
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi ile korunan temel hukuki değer, kişilerin sendikal tercihlerini özgür iradeleriyle belirleyebilme hakkı ile sendikaların hukuka uygun faaliyetlerini serbestçe sürdürebilme özgürlüğüdür.
Bu kapsamda korunan hukuki değerler arasında özellikle;
- Sendika kurma özgürlüğü,
- Sendikaya üye olma hakkı,
- Sendikaya üye olmama hakkı,
- Sendikadan ayrılma özgürlüğü,
- Sendikal faaliyetlere katılma veya katılmama özgürlüğü,
- Örgütlenme özgürlüğü,
- Çalışma barışı,
- Demokratik toplum düzeni,
- Çalışanların ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini koruma hakkı
yer almaktadır.
Kanun koyucu, bireylerin sendikal tercihlerini baskı altında bırakacak cebir ve tehdit fiillerini cezalandırmakla yetinmemiş; sendikaların hukuka uygun faaliyetlerinin engellenmesini de bağımsız bir suç olarak düzenleyerek örgütlenme özgürlüğünü daha geniş kapsamda koruma altına almıştır.
Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Unsurları
Fail
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun faili bakımından kanunda herhangi bir özel sıfat öngörülmemiştir. Bu nedenle ceza sorumluluğu bulunan her gerçek kişi bu suçun faili olabilir.
Suçun faili işveren, işveren vekili, çalışan, sendika yöneticisi, üçüncü kişiler veya herhangi bir gerçek kişi olabilir. Kanun, failin belirli bir meslek grubuna veya hukuki statüye sahip olmasını aramamıştır.
Ancak uygulamada suçun çoğunlukla çalışma hayatı içerisinde ortaya çıkması nedeniyle, fiillerin işverenler, işveren vekilleri, çalışanlar veya sendikal faaliyetlerle bağlantılı kişiler tarafından işlendiği görülmektedir.
Önemli olan failin kim olduğu değil; kanunda belirtilen cebir, tehdit veya hukuka aykırı davranışları gerçekleştirerek sendikal hakların kullanılmasına müdahale edip etmediğidir.
Mağdur
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun mağduru, sendikal hak ve özgürlükleri ihlal edilen gerçek kişi veya belirli hâllerde sendikanın kendisidir.
Birinci fıkra bakımından mağdur;
- sendikaya üye olmaya zorlanan,
- sendikaya üye olmamaya zorlanan,
- sendikal faaliyetlere katılmaya zorlanan,
- sendikal faaliyetlere katılmamaya zorlanan,
- sendikadan ayrılmaya zorlanan,
- sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlanan
kişidir.
İkinci fıkrada ise doğrudan sendikanın hukuka uygun faaliyetleri korunmaktadır. Bu nedenle cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla faaliyetleri engellenen sendika bakımından da maddenin koruma alanı söz konusu olmaktadır.
Sendikal Hak Kavramı
Sendikal haklar, çalışanların ve işverenlerin ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini koruyabilmek amacıyla oluşturdukları sendikalara ilişkin temel hak ve özgürlükleri ifade etmektedir.
Bu haklar yalnızca sendikaya üye olma hakkından ibaret değildir. Aynı zamanda bireyin;
- sendikaya üye olmama,
- istediği sendikayı seçme,
- üyelikten ayrılma,
- sendika yönetiminde görev alma,
- sendikal faaliyetlere katılma,
- sendikal faaliyetlere katılmama
özgürlüklerini de kapsamaktadır.
Dolayısıyla sendikal özgürlük, pozitif bir hak olduğu kadar negatif bir hak niteliği de taşımaktadır. Başka bir ifadeyle kişi, bir sendikaya üye olabileceği gibi hiçbir sendikaya üye olmamayı da özgür iradesiyle tercih edebilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi de bu özgür iradeyi korumayı amaçlamaktadır.
Sendikaya Üye Olmaya veya Olmamaya Zorlama (TCK m.118/1)
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinin birinci fıkrasında, kişilerin sendikal tercihlerini özgür iradeleriyle yapabilmeleri güvence altına alınmıştır.
Kanun hükmüne göre;
- bir sendikaya üye olmaya,
- bir sendikaya üye olmamaya
zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanılması suç oluşturmaktadır.
Bu düzenleme sayesinde kanun koyucu, yalnızca sendikaya üye olmayı değil; sendikaya üye olmamayı tercih eden kişilerin iradesini de eşit şekilde koruma altına almıştır.
Dolayısıyla failin belirli bir sendikaya üye yapılmak istenmesi kadar, kişinin sendikal örgütlenmeden uzak durmaya zorlanması da aynı madde kapsamında değerlendirilmektedir.
Burada korunan temel değer, bireyin sendikal tercihlerini hiçbir baskı altında kalmaksızın serbestçe belirleyebilmesidir.
Suçun oluşabilmesi için cebir veya tehdidin, mağdurun sendikal iradesini etkilemeye yönelik olarak kullanılması gerekir.
Sendikal Faaliyetlere Katılmaya veya Katılmamaya Zorlama
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi yalnızca sendika üyeliğini değil, sendikal faaliyetlere katılma veya katılmama konusundaki özgür iradeyi de koruma altına almaktadır.
Sendikal faaliyetler;
- genel kurul toplantıları,
- eğitim faaliyetleri,
- sendikal organizasyonlar,
- hukuka uygun gösteri ve toplantılar,
- temsilcilik faaliyetleri,
- üyelerin katılımına açık diğer sendikal çalışmalar
gibi birçok faaliyeti kapsayabilir.
Bir kişinin bu faaliyetlere katılması için cebir veya tehditle baskı altına alınması suç oluşturabileceği gibi, hukuka uygun sendikal faaliyetlere katılmasının cebir veya tehditle engellenmesi de aynı kapsamda değerlendirilmektedir.
Kanun koyucu burada herhangi bir sendikal tercihi korumamış; kişinin özgür iradesini korumayı esas almıştır.
Sendikadan veya Sendika Yönetimindeki Görevinden Ayrılmaya Zorlama
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinin birinci fıkrasında ayrıca kişinin;
- sendikadan ayrılmaya,
- sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya
zorlanması da suç olarak düzenlenmiştir.
Bu düzenleme sayesinde yalnızca sendikaya giriş aşaması değil, sendikal üyeliğin devamı ve sendika yönetiminde görev alma hakkı da ceza hukuku koruması altına alınmıştır.
Örneğin;
- bir sendika yöneticisinin tehdit edilerek görevinden istifa ettirilmek istenmesi,
- bir çalışanın sendika üyeliğini sonlandırmaya zorlanması,
- üyelikten ayrılmaması hâlinde zarar göreceği yönünde tehdit edilmesi,
gibi fiiller, somut olayın özelliklerine göre bu suç kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak sendika üyeliği konusunda hukuki bilgilendirme yapılması, tavsiyede bulunulması veya hukuka uygun yöntemlerle ikna edilmeye çalışılması tek başına bu suçun oluştuğu anlamına gelmez. Suçun oluşabilmesi için kanunda açıkça aranan cebir veya tehdidin bulunması gerekmektedir.
Bir Sendikanın Faaliyetlerinin Engellenmesi (TCK m.118/2)
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinin ikinci fıkrası, bireysel sendikal haklardan farklı olarak doğrudan sendikanın tüzel kişilik olarak faaliyet özgürlüğünü korumaktadır.
Kanun hükmüne göre bir sendikanın faaliyetlerinin;
- cebir kullanılarak,
- tehdit kullanılarak veya
- hukuka aykırı başka bir davranışla
engellenmesi hâlinde fail hakkında hapis cezasına hükmolunmaktadır.
Buradaki “hukuka aykırı başka bir davranış” ibaresi, cebir ve tehdit dışında kalan ancak sendikanın hukuka uygun faaliyetlerini fiilen engelleyen diğer hukuka aykırı müdahaleleri de kapsayabilecek niteliktedir.
Örneğin;
- hukuka uygun bir sendika toplantısının zor kullanılarak engellenmesi,
- sendikanın faaliyetlerini yürüttüğü binaya hukuka aykırı şekilde erişimin engellenmesi,
- sendikal organizasyonların hukuka aykırı müdahalelerle gerçekleştirilememesi,
gibi durumlar, olayın tüm özellikleri dikkate alınarak bu fıkra kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak her sendikal uyuşmazlık veya sendika ile işveren arasında yaşanan her anlaşmazlık ceza hukuku anlamında bu suçu oluşturmaz. Suçun oluşabilmesi için cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla sendikal faaliyetin gerçekten engellenmiş olması gerekir.
Olumlu ve Olumsuz Sendika Özgürlüğü
Sendikal özgürlük, yalnızca bir sendikaya üye olabilme hakkından ibaret değildir. Demokratik toplum düzeninde sendikal özgürlük, bireyin sendikal tercihlerini herhangi bir baskı altında kalmaksızın serbestçe belirleyebilmesini ifade eder.
Bu kapsamda öğretide sendika özgürlüğü olumlu sendika özgürlüğü ve olumsuz sendika özgürlüğü olmak üzere iki yönüyle ele alınmaktadır.
Olumlu sendika özgürlüğü, kişinin dilediği sendikaya üye olabilmesini, sendikal faaliyetlere katılabilmesini, sendika yönetiminde görev alabilmesini ve sendikal haklarını serbestçe kullanabilmesini ifade eder.
Olumsuz sendika özgürlüğü ise kişinin hiçbir sendikaya üye olmamayı tercih edebilmesini, mevcut üyeliğini sona erdirebilmesini veya herhangi bir sendikal faaliyete katılmama yönünde özgür iradesiyle karar verebilmesini ifade etmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi de bu iki özgürlüğü birlikte koruma altına almaktadır. Bu nedenle kanun koyucu yalnızca kişilerin sendikaya üye olmalarının engellenmesini değil; aynı zamanda sendikaya üye olmaya zorlanmalarını veya sendikaya üye olmamaya zorlanmalarını da suç olarak kabul etmiştir.
Böylece bireyin sendikal tercihinin yönü değil, özgür iradesi korunmaktadır.
Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Şikâyet
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda şikâyet şartı öngörülmemiştir.
Bu nedenle maddenin hem birinci hem de ikinci fıkrasında düzenlenen suçlar resen soruşturulan suçlar arasında yer almaktadır.
Cumhuriyet savcılığı, suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüphenin öğrenilmesi hâlinde mağdurun şikâyeti bulunmasa dahi soruşturma başlatabilir.
Bununla birlikte mağdurun olayı yetkili mercilere bildirmesi veya delillerin soruşturma makamlarına sunulması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından önem taşımaktadır.
TCK m.119 Kapsamında Ortak Hüküm
Türk Ceza Kanunu’nun 119. maddesi, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun da içerisinde bulunduğu bazı hürriyete karşı suçlar bakımından ortak ağırlaştırıcı nedenleri düzenlemektedir.
Buna göre suçun;
- Silahla,
- Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle,
- Birden fazla kişi tarafından birlikte,
- Suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
- Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle
işlenmesi hâlinde verilecek ceza artırılmaktadır.
Ayrıca suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin meydana gelmesi durumunda, fail hakkında ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanacaktır.
Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamasında yalnızca TCK’nın 118. maddesindeki temel suç tipi değil, olayın özelliklerine göre TCK’nın 119. maddesinde düzenlenen ağırlaştırıcı nedenlerin bulunup bulunmadığı da ayrıca değerlendirilmektedir.
Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Deliller
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda deliller, olayın gerçekleşme biçimine göre farklılık gösterebilmektedir.
Ceza yargılamasında başvurulabilecek başlıca deliller şunlardır:
- Mağdur beyanları,
- Şüpheli veya sanık savunmaları,
- Tanık anlatımları,
- Kamera kayıtları,
- Ses ve görüntü kayıtları (hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şartıyla),
- Elektronik posta yazışmaları,
- Mesajlaşma kayıtları,
- Sendika üyelik kayıtları,
- Sendika karar defterleri,
- Toplantı tutanakları,
- Kolluk tutanakları,
- Bilirkişi incelemeleri,
- Diğer resmi belge ve kayıtlar.
Özellikle cebir veya tehdidin varlığına ilişkin deliller ile sendikal faaliyetlerin gerçekten engellenip engellenmediğini ortaya koyan belgeler, soruşturma ve kovuşturma sürecinde büyük önem taşımaktadır.
Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek suçun kanuni unsurlarının oluşup oluşmadığını her somut olay bakımından ayrı ayrı incelemektedir.
Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise genel kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Yetkinin belirlenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanmaktadır.
Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Zamanaşımı
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen suç bakımından öngörülen ceza miktarları dikkate alındığında, olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
Ancak zamanaşımının durması, kesilmesi veya uzaması gibi hususlarda Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uygulanmaktadır.
Uygulamada Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesine İlişkin Karşılaşılan Durumlar
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, çalışma hayatında farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Ancak her iş yeri uyuşmazlığı veya sendikal anlaşmazlık ceza hukuku bakımından suç oluşturmaz.
Uygulamada değerlendirmeye konu olabilecek bazı örnekler şunlardır:
- Bir çalışanın sendikaya üye olması için tehdit edilmesi,
- Bir çalışanın sendika üyeliğinden ayrılmaya zorlanması,
- Sendikal faaliyete katılması hâlinde işten çıkarılacağı yönünde tehditte bulunulması,
- Sendika yönetimindeki görevinden istifa etmesi için baskı uygulanması,
- Hukuka uygun sendika toplantılarının cebir kullanılarak engellenmesi,
- Sendika binasına hukuka aykırı şekilde girişin engellenmesi,
- Sendikal organizasyonların cebir veya tehditle yapılamaz hâle getirilmesi.
Buna karşılık işveren ile sendika arasında yaşanan her hukuki uyuşmazlık veya toplu iş sözleşmesine ilişkin her anlaşmazlık doğrudan Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi kapsamında değerlendirilmez.
Suçun oluşabilmesi için cebir, tehdit veya kanunda belirtilen diğer hukuka aykırı davranışların somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir.
Yargı Uygulaması ve Hukuki Değerlendirme
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, bireylerin örgütlenme özgürlüğünü ve sendikaların hukuka uygun faaliyetlerini koruyan önemli ceza hukuku düzenlemelerinden biridir.
Kanun koyucu, kişilerin sendikal tercihlerini baskı altında bırakacak müdahaleleri suç olarak düzenlemekle birlikte, sendikaların kurumsal faaliyetlerini engelleyen fiilleri de ayrıca cezalandırarak hem bireysel hem de kolektif sendikal özgürlükleri güvence altına almıştır.
Öte yandan çalışma hayatında yaşanan her sendikal uyuşmazlığın ceza sorumluluğu doğurduğu söylenemez. Ceza hukuku, ancak kanunda belirtilen cebir, tehdit veya diğer hukuka aykırı müdahalelerin varlığı hâlinde devreye girer.
Bu nedenle somut olayın değerlendirilmesinde sendikal hakkın kapsamı, tarafların davranışları, kullanılan yöntemler ve elde edilen deliller birlikte incelenerek suçun kanuni unsurlarının oluşup oluşmadığı belirlenmektedir.
Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçuna İlişkin Sıkça Sorulan Sorular
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu nedir?
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, kişilerin sendikaya üye olma, sendikaya üye olmama, sendikal faaliyetlere katılma veya katılmama, sendikadan ayrılma ya da sendika yönetimindeki görevlerini sürdürme konusundaki özgür iradelerine cebir veya tehdit yoluyla müdahale edilmesini ve sendikaların faaliyetlerinin hukuka aykırı şekilde engellenmesini cezalandıran suç tipidir. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenmiştir.
Sendikaya üye olmaya zorlamak suç mudur?
Evet.
Bir kişinin cebir veya tehdit kullanılarak belirli bir sendikaya üye olmaya zorlanması, Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinin birinci fıkrası kapsamında suç oluşturmaktadır.
Kanun, kişinin sendikaya üye olma özgürlüğünü koruduğu gibi, bu konuda özgür iradesi dışında hareket etmeye zorlanmasını da cezalandırmaktadır.
Sendikaya üye olmamaya zorlamak da suç mudur?
Evet.
Kanun koyucu yalnızca sendikaya üye olmaya zorlamayı değil, sendikaya üye olmamaya zorlamayı da suç olarak düzenlemiştir.
Bunun nedeni, Türk hukukunda hem olumlu sendika özgürlüğünün hem de olumsuz sendika özgürlüğünün anayasal koruma altında bulunmasıdır.
Sendikal faaliyetlere katılmaya zorlamak suç oluşturur mu?
Evet.
Bir kişinin cebir veya tehdit kullanılarak sendikal faaliyetlere katılmaya ya da katılmamaya zorlanması hâlinde, Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi kapsamında ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
Sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi ne anlama gelir?
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinin ikinci fıkrasında, cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla sendikanın hukuka uygun faaliyetlerini yerine getirmesinin engellenmesi bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir.
Ancak her sendikal uyuşmazlık bu kapsamda değerlendirilmez. Suçun oluşabilmesi için kanunda belirtilen hukuka aykırı müdahalelerin bulunması gerekir.
Bu suç şikâyete tabi midir?
Hayır.
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu şikâyete tabi değildir.
Cumhuriyet savcılığı, suçun işlendiğini öğrenmesi hâlinde resen soruşturma başlatabilir.
Görevli mahkeme hangisidir?
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Sonuç
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, demokratik toplum düzeninin ve sosyal devlet ilkesinin temel unsurlarından biri olan örgütlenme özgürlüğünü ceza hukuku güvencesi altına almaktadır.
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi ile bireylerin sendikal tercihlerini özgür iradeleriyle yapabilmeleri, sendikal faaliyetlere katılıp katılmama konusunda serbestçe karar verebilmeleri ve sendikaların hukuka uygun faaliyetlerini sürdürebilmeleri korunmaktadır.
Bu kapsamda kanun koyucu yalnızca çalışanların bireysel sendikal haklarını değil, sendikaların kurumsal faaliyet özgürlüğünü de güvence altına almıştır. Böylece çalışma hayatında baskı, cebir ve tehdit yoluyla sendikal iradeye müdahale edilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Bununla birlikte, çalışma hayatında ortaya çıkan her sendikal uyuşmazlık ceza sorumluluğunu doğurmaz. Ceza yaptırımının uygulanabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen suçun maddi ve manevi unsurlarının somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir.
Bu nedenle sendikal hakların ihlal edildiğinin düşünüldüğü durumlarda veya bu suç nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, olayın hukuki niteliğinin doğru şekilde değerlendirilmesi ve hak kayıplarının önlenebilmesi bakımından alanında uzman bir ceza hukuku avukatından hukuki destek alınması önem arz etmektedir.
