Nefret ve Ayrımcılık Suçu Nedir?
Nefret ve ayrımcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen ve kişilerin dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığına dayanan nefret nedeniyle belirli haklardan yararlanmasının engellenmesini cezalandıran suç tipidir.
Demokratik hukuk devletinde bireylerin eşitlik ilkesi çerçevesinde kamuya sunulan mal ve hizmetlerden yararlanabilmesi, çalışma hayatına katılabilmesi ve ekonomik yaşam içerisinde yer alabilmesi temel hak ve özgürlükler arasında yer almaktadır.
Bu nedenle kanun koyucu, belirli özellikleri nedeniyle kişilere yönelik nefret saikiyle gerçekleştirilen ayrımcı uygulamaları yalnızca hukuka aykırı davranış olarak değil, belirli şartların varlığı hâlinde ceza yaptırımını gerektiren bir suç olarak düzenlemiştir.
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi, her türlü ayrımcı davranışı değil; kanunda sınırlı olarak sayılan ayrımcılık nedenlerine dayanan nefret saikiyle, yine kanunda belirtilen dört seçimlik hareketten birinin gerçekleştirilmesini cezalandırmaktadır.
Bu kapsamda;
- kamuya arz edilmiş bir malın satılmasının, devrinin veya kiraya verilmesinin engellenmesi,
- kamuya sunulan bir hizmetten yararlanmanın engellenmesi,
- işe alınmanın engellenmesi,
- olağan ekonomik faaliyette bulunmanın engellenmesi
suçun seçimlik hareketlerini oluşturmaktadır.
Dolayısıyla her eşitsiz davranış veya her haksız muamele Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında değerlendirilmez. Suçun oluşabilmesi için kanunda belirtilen korunan nedenlerden birine dayanan nefret saiki ile hareket edilmesi ve kanunda sayılan seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi gerekir.
Kanun Metni
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde nefret ve ayrımcılık suçu şu şekilde düzenlenmiştir:
Madde 122- (1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;
- a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
- b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
- c) Bir kişinin işe alınmasını,
- d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını,
engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde metninden de görüldüğü üzere suçun oluşabilmesi bakımından yalnızca ayrımcı bir davranış yeterli olmayıp, davranışın kanunda belirtilen ayrımcılık nedenlerinden kaynaklanan nefret saikiyle gerçekleştirilmiş olması da aranmaktadır.
Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Anayasal Dayanağı
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi, Anayasa’da güvence altına alınan birçok temel hak ve özgürlüğün ceza hukuku alanındaki tamamlayıcı korumasını oluşturmaktadır.
Özellikle Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin hukuk düzeni tarafından korunmasını öngörmektedir.
Bunun yanında Anayasa’nın;
- 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı,
- 48. maddesinde düzenlenen çalışma ve sözleşme hürriyeti,
- 49. maddesinde güvence altına alınan çalışma hakkı,
- 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkı
da Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesiyle yakından ilişkilidir.
Madde, bireylerin yalnızca eşit muamele görmesini değil; temel hak ve özgürlüklerden nefret saikiyle mahrum bırakılmamasını da güvence altına almaktadır.
Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Koruduğu Hukuki Değer
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi ile korunan temel hukuki değer, bireylerin eşitlik ilkesi çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmesi, insan onurunun korunması ve ayrımcılığın önlenmesidir.
Kanun koyucu, belirli özellikleri nedeniyle kişilerin ekonomik ve sosyal yaşama katılımının engellenmesini önlemeyi amaçlamaktadır.
Bu kapsamda korunan başlıca hukuki değerler şunlardır:
- Kanun önünde eşitlik,
- İnsan onuru,
- Ayrımcılık yasağı,
- Çalışma hakkı,
- Mülkiyet hakkı,
- Sözleşme özgürlüğü,
- Kamuya sunulan hizmetlerden eşit şekilde yararlanma hakkı,
- Ekonomik yaşama katılma özgürlüğü.
Madde ile korunan hukuki değer yalnızca bireysel menfaatler değildir. Aynı zamanda toplumsal barışın, birlikte yaşama kültürünün ve demokratik toplum düzeninin korunması da amaçlanmaktadır.
Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Unsurları
Fail
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen nefret ve ayrımcılık suçu bakımından kanunda herhangi bir özel fail öngörülmemiştir.
Bu nedenle ceza sorumluluğu bulunan her gerçek kişi bu suçun faili olabilir.
Failin kamu görevlisi, işveren, mal sahibi, hizmet sunucusu veya herhangi bir kişi olması tek başına önem taşımaz. Önemli olan, kanunda belirtilen seçimlik hareketlerden birini yine kanunda sayılan ayrımcılık nedenlerinden kaynaklanan nefret saikiyle gerçekleştirmiş olmasıdır.
Suçun işlenmesi bakımından fail ile mağdur arasında önceden herhangi bir hukuki ilişkinin bulunması zorunlu değildir.
Mağdur
Bu suçun mağduru, Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde koruma altına alınan nedenlerden biri dolayısıyla nefret saikiyle ayrımcı muameleye maruz bırakılan kişidir.
Mağdur;
- kamuya sunulan bir malı satın almak isteyen kişi,
- kiracı olmak isteyen kişi,
- kamuya arz edilen bir hizmetten yararlanmak isteyen kişi,
- iş başvurusunda bulunan kişi,
- ekonomik faaliyette bulunmak isteyen kişi
olabilir.
Korunan hukuki değer yalnızca mağdurun ekonomik menfaati değildir. Aynı zamanda insan onuru, eşitlik ilkesi ve temel haklardan ayrımcılığa uğramaksızın yararlanabilme hakkı da korunmaktadır.
Nefret Saiki Kavramı
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinin en önemli unsurlarından biri nefret saikidir.
Kanun koyucu, her ayrımcı davranışı suç olarak düzenlememiş; yalnızca belirli özelliklerden kaynaklanan nefret nedeniyle gerçekleştirilen ayrımcı davranışları cezalandırmıştır.
Ceza hukuku bakımından saik, faili suçu işlemeye yönelten özel amacı veya motivasyonu ifade eder.
Bu kapsamda nefret saiki, failin mağdura yönelik davranışını;
- dili,
- ırkı,
- milliyeti,
- rengi,
- cinsiyeti,
- engelliliği,
- siyasi düşüncesi,
- felsefi inancı,
- dini,
- mezhebi
nedeniyle gerçekleştirmesini ifade etmektedir.
Dolayısıyla suçun oluşabilmesi için yalnızca ayrımcı bir sonuç ortaya çıkması yeterli değildir. Kanunun aradığı özel saikin de somut olayda bulunması gerekir.
Nefret saiki, her olayda deliller ve olayın özellikleri birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir.
Ayrımcılık Kavramı
Ayrımcılık, benzer durumda bulunan kişiler arasında hukuken haklı ve objektif bir neden bulunmaksızın farklı muamele yapılmasını ifade etmektedir.
Ancak Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi bakımından her ayrımcı işlem ceza sorumluluğu doğurmaz.
Kanun koyucu yalnızca;
- belirli korunan nedenlere dayanan,
- nefret saikiyle gerçekleştirilen,
- kanunda sayılan seçimlik hareketlerden birini oluşturan
davranışları suç olarak düzenlemiştir.
Bu nedenle ayrımcılık kavramı, Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi bakımından genel anlamdaki eşitsiz davranışlardan daha dar kapsamlıdır.
Kanunda Sayılan Ayrımcılık Nedenleri
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde koruma altına alınan nedenler sınırlı olarak sayılmıştır.
Bunlar;
- Dil,
- Irk,
- Milliyet,
- Renk,
- Cinsiyet,
- Engellilik,
- Siyasi düşünce,
- Felsefi inanç,
- Din,
- Mezhep
farklılıklarından kaynaklanan nefrettir.
Madde metninde açıkça sayılan bu nedenler, suçun oluşumu bakımından önem taşımaktadır.
Somut olayda failin davranışının bu nedenlerden birine dayanan nefret saikiyle gerçekleştirildiğinin değerlendirilmesi hâlinde, diğer şartların da bulunması durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi uygulanabilecektir.
Kamuya Arz Edilmiş Malın Satılmasının, Devrinin veya Kiraya Verilmesinin Engellenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, kamuya arz edilmiş taşınır veya taşınmaz malların satılması, devri veya kiraya verilmesinin engellenmesi suç olarak düzenlenmiştir.
Burada korunan hukuki değer, bireylerin kamuya sunulan mal ve hizmet piyasasına eşit koşullarda erişebilmesidir.
Örneğin;
- satışa sunulmuş bir taşınmazın,
- kiraya verilmek üzere ilan edilmiş bir konutun,
- kamuya satışa çıkarılmış bir taşınır malın,
yalnızca kanunda belirtilen ayrımcılık nedenlerinden kaynaklanan nefret nedeniyle ilgili kişiye verilmemesi hâlinde, somut olayın özelliklerine göre Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi gündeme gelebilir.
Ancak mal sahibinin objektif ve hukuken kabul edilebilir nedenlere dayanan tercihleri ile kanunun aradığı nefret saiki birbirinden farklı değerlendirilmelidir.
Kamuya Sunulan Hizmetten Yararlanmanın Engellenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, bir kişinin kamuya arz edilmiş belirli bir hizmetten yararlanmasının engellenmesi suç olarak düzenlenmiştir.
Burada hizmetin kamuya sunulmuş olması önem taşımaktadır.
Hizmetten yararlanmak isteyen kişinin, yalnızca kanunda belirtilen nedenlerden kaynaklanan nefret sebebiyle hizmetten mahrum bırakılması hâlinde ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
Her hizmet uyuşmazlığı veya sözleşme ilişkisi bu kapsamda değerlendirilmez.
Hizmetin sunulamamasının objektif, hukuki veya fiilî nedenlerden kaynaklanması ile nefret saikiyle engellenmesi birbirinden farklı hukuki durumlardır.
Bir Kişinin İşe Alınmasının Engellenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde işe alınmanın engellenmesi seçimlik hareket olarak düzenlenmiştir.
Çalışma hakkı, Anayasa tarafından güvence altına alınan temel haklardan biridir.
Bu nedenle kişinin işe alınmasının;
- dili,
- ırkı,
- milliyeti,
- cinsiyeti,
- engelliliği,
- dini,
- mezhebi,
- siyasi düşüncesi,
- felsefi inancı
gibi nedenlerden kaynaklanan nefret saikiyle engellenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi uygulanabilecektir.
Ancak işe alım sürecinde adayların mesleki yeterlilikleri, deneyimleri veya işin gerektirdiği objektif kriterlere göre değerlendirilmesi tek başına bu suçun oluştuğu anlamına gelmez.
Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için kanunun aradığı nefret saiki ile seçimlik hareket arasında bağ bulunmalıdır.
Bir Kişinin Olağan Ekonomik Etkinlikte Bulunmasının Engellenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinin (d) bendinde düzenlenen son seçimlik hareket, kişinin olağan ekonomik etkinlikte bulunmasının engellenmesidir.
Ekonomik yaşam içerisinde herkes, hukukun izin verdiği faaliyetleri ayrımcılığa uğramaksızın sürdürebilme hakkına sahiptir.
Bir kişinin ticari faaliyette bulunmasının, mesleğini icra etmesinin veya ekonomik yaşam içerisindeki olağan faaliyetlerinin yalnızca kanunda belirtilen nedenlerden kaynaklanan nefret sebebiyle engellenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi uygulanabilecektir.
Ancak ekonomik faaliyetlerin hukuki düzenlemelerden, ruhsat şartlarından veya diğer objektif nedenlerden dolayı sınırlandırılması ile nefret saikiyle engellenmesi birbirine karıştırılmamalıdır.
Doğrudan Ayrımcılık ile TCK 122 Arasındaki İlişki
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, her ayrımcı davranışın doğrudan Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında suç oluşturduğunun düşünülmesidir.
Oysa ceza hukuku bakımından değerlendirme daha dar kapsamlıdır.
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinin uygulanabilmesi için birlikte gerçekleşmesi gereken başlıca unsurlar şunlardır:
- Kanunda sayılan korunan nedenlerden birinin bulunması,
- Bu nedene dayanan nefret saikiyle hareket edilmesi,
- Kanunda sayılan seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi,
- Suçun diğer kanuni unsurlarının somut olayda gerçekleşmesi.
Bu nedenle her eşitsiz uygulama, her haksız davranış veya her ayrımcılık iddiası otomatik olarak Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında değerlendirilemez.
Her somut olayın kendi delilleri, tarafların açıklamaları ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirilerek hukuki sonuca ulaşılması gerekir.
Nefret ve Ayrımcılık Suçunda Şikâyet
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen nefret ve ayrımcılık suçu bakımından şikâyet şartı öngörülmemiştir.
Bu nedenle söz konusu suç, resen soruşturulan suçlar arasında yer almaktadır.
Cumhuriyet savcılığı, suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüphenin öğrenilmesi hâlinde mağdurun şikâyeti bulunmasa dahi soruşturma başlatabilir.
Bununla birlikte, ayrımcılık iddiasına ilişkin yazılı belgelerin, elektronik kayıtların, tanık anlatımlarının ve diğer delillerin soruşturma makamlarına sunulması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından önem taşımaktadır.
Nefret ve Ayrımcılık Suçunda Deliller
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen suç bakımından en önemli inceleme konularından biri, ayrımcı davranışın kanunda belirtilen nedenlerden kaynaklanan nefret saikiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesidir.
Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamasında yalnızca ayrımcı sonucun değil, failin hareketinin nedeninin de araştırılması gerekmektedir.
Başvurulabilecek başlıca deliller şunlardır:
- Taraf beyanları,
- Tanık anlatımları,
- Yazılı sözleşmeler,
- İş başvuru belgeleri,
- İşe alım sürecine ilişkin kayıtlar,
- Elektronik posta yazışmaları,
- Mesajlaşma kayıtları,
- Kamera görüntüleri,
- Ses ve görüntü kayıtları (hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şartıyla),
- İlanlar ve duyurular,
- Ticari kayıtlar,
- Kurumsal yazışmalar,
- Bilirkişi incelemeleri (gerektiğinde),
- Diğer resmi belge ve kayıtlar.
Özellikle failin davranışının hangi gerekçeye dayandığı, objektif nedenlerin bulunup bulunmadığı ve nefret saikiyle hareket edilip edilmediği, deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir.
Nefret ve Ayrımcılık Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen nefret ve ayrımcılık suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise genel kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Yetkinin belirlenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanmaktadır.
Nefret ve Ayrımcılık Suçunda Zamanaşımı
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen suç bakımından öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında, olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
Ancak zamanaşımının durması, kesilmesi veya uzaması hâllerinde Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uygulanmaktadır.
Uygulamada Nefret ve Ayrımcılık Suçuna İlişkin Karşılaşılan Durumlar
Nefret ve ayrımcılık suçu, uygulamada çoğunlukla mal ve hizmetlere erişim, çalışma hayatı ve ekonomik faaliyetler bakımından ortaya çıkmaktadır.
Aşağıdaki durumlar, somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirmeye konu olabilir:
- Kamuya satışa sunulan bir taşınmazın, korunan nedenlerden kaynaklanan nefret sebebiyle belirli bir kişiye satılmaması,
- Kiraya verilmek üzere ilan edilen bir konutun aynı nedenle kiraya verilmemesi,
- Kamuya sunulan bir hizmetten yararlanmanın nefret saikiyle engellenmesi,
- İş başvurusunda bulunan kişinin, kanunda belirtilen nedenlerden kaynaklanan nefret nedeniyle işe alınmaması,
- Bir kişinin ticari veya ekonomik faaliyet yürütmesinin aynı nedenle engellenmesi.
Buna karşılık;
- Mesleki yeterlilik,
- Deneyim,
- Objektif işe alım kriterleri,
- Hukuki yükümlülükler,
- Ruhsat veya mevzuattan kaynaklanan zorunluluklar,
- Sözleşme serbestisinin hukuken geçerli sınırları içerisinde yapılan değerlendirmeler,
tek başına Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında suç oluşturmaz.
Her olay, kendi özellikleri çerçevesinde ve elde edilen deliller birlikte değerlendirilerek hukuki sonuca bağlanmalıdır.
Yargı Uygulaması ve Hukuki Değerlendirme
Nefret ve ayrımcılık suçu, insan onurunu ve eşitlik ilkesini koruyan en önemli ceza hukuku düzenlemelerinden biridir.
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi ile bireylerin yalnızca belirli haklardan yararlanması değil, bu haklardan nefret saikiyle yoksun bırakılmaması da güvence altına alınmıştır.
Bununla birlikte, her ayrımcı davranışın otomatik olarak bu suç kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Kanun koyucu, ceza sorumluluğunun doğabilmesi için korunan nedenlerden kaynaklanan nefret saiki ile kanunda sayılan seçimlik hareketlerin birlikte gerçekleşmesini aramaktadır.
Bu nedenle somut olayın değerlendirilmesinde yalnızca ortaya çıkan sonuca değil, failin hareket nedenine, olayın gerçekleşme biçimine ve tüm delillere birlikte bakılması gerekmektedir.
Nefret ve Ayrımcılık Suçuna İlişkin Sıkça Sorulan Sorular
Nefret ve ayrımcılık suçu nedir?
Nefret ve ayrımcılık suçu, dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle kişilerin belirli haklardan yararlanmasının engellenmesini cezalandıran suç tipidir. Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenmiştir.
Her ayrımcı davranış TCK 122 kapsamında suç oluşturur mu?
Hayır.
Her ayrımcı davranış ceza hukuku bakımından TCK’nın 122. maddesi kapsamında değerlendirilmez. Suçun oluşabilmesi için kanunda belirtilen korunan nedenler, nefret saiki ve seçimlik hareketlerin birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Nefret saiki neden önemlidir?
Çünkü Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi, failin davranışını belirli farklılıklardan kaynaklanan nefret nedeniyle gerçekleştirmesini aramaktadır. Bu unsurun bulunup bulunmadığı her somut olayda ayrıca değerlendirilir.
İşe almama kararı her zaman bu suçu oluşturur mu?
Hayır.
İşe alım sürecinde objektif kriterlere dayalı değerlendirmeler tek başına bu suçu oluşturmaz. Ancak kararın kanunda belirtilen nedenlerden kaynaklanan nefret saikiyle verilmesi hâlinde ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
Bu suç şikâyete tabi midir?
Hayır.
Nefret ve ayrımcılık suçu şikâyete tabi değildir ve Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.
Görevli mahkeme hangisidir?
Bu suça ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Sonuç
Nefret ve ayrımcılık suçu, bireylerin temel hak ve özgürlüklerden eşit şekilde yararlanabilmesini güvence altına alan önemli ceza hukuku düzenlemelerinden biridir.
Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi ile kamuya sunulan mal ve hizmetlerden yararlanma, çalışma hayatına katılma ve ekonomik faaliyetlerde bulunma gibi temel hakların; dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle engellenmesi yaptırıma bağlanmıştır.
Bununla birlikte, her ayrımcı davranış veya her eşitsiz uygulama bu suç kapsamında değerlendirilmez. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için kanunda belirtilen korunan nedenlerden kaynaklanan nefret saiki ile seçimlik hareketlerin birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu nedenle nefret ve ayrımcılık iddialarında, olayın yalnızca sonucu değil; hareketin nedeni, tarafların açıklamaları ve tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, suçun kanuni unsurlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği dikkatle incelenmelidir.

