Kısırlaştırma Suçu Nedir?
Kısırlaştırma suçu, bir kişinin üreme yeteneğinin hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırılmasını cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde düzenlenen suç tipidir.
Kanun koyucu bu düzenleme ile bireyin vücut dokunulmazlığını, üreme hakkını ve kişinin kendi geleceğine ilişkin karar verme özgürlüğünü korumayı amaçlamaktadır.
Kısırlaştırma işlemi, tıbbi uygulamalar bakımından belirli şartlar altında hukuka uygun olarak gerçekleştirilebilmekle birlikte, kişinin rızası bulunmaksızın veya kanunen yetkili olmayan kişiler tarafından yapılması halinde cezai sorumluluk doğabilmektedir.
Bu nedenle her kısırlaştırma işlemi suç oluşturmaz. İşlemin hukuka uygun olup olmadığı, Türk Ceza Kanunu ve ilgili sağlık mevzuatı birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Kanun Metni
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde kısırlaştırma suçu şu şekilde düzenlenmiştir:
“Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Kanun ayrıca, kısırlaştırma işleminin bu işlemi yapma yetkisi bulunmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesi halinde cezaların artırılacağını hükme bağlamıştır.
Bunun yanında, kişinin rızası bulunsa dahi işlemin yetkisiz kişi tarafından yapılması da bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir.
Kısırlaştırma Suçunun Koruduğu Hukuki Değer
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesi ile birden fazla hukuki değer koruma altına alınmaktadır.
Bunlar;
- Vücut dokunulmazlığı,
- Üreme hakkı,
- Kişinin kendi bedeni üzerinde karar verme özgürlüğü,
- Sağlık hakkı,
- Hukuka uygun tıbbi müdahale düzeni,
olarak sıralanabilir.
Kanun koyucu, bireyin gelecekte çocuk sahibi olabilme imkanını etkileyen bu tür müdahalelerin ancak hukukun izin verdiği şartlarda gerçekleştirilmesini güvence altına almıştır.
Kısırlaştırma Suçunun Unsurları
Fail
Kısırlaştırma suçunun faili kural olarak herkes olabilir.
Ancak kanun, işlemin yetkili olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesi halinde ayrıca daha ağır yaptırımlar öngörmektedir.
Bu nedenle failin sağlık alanında yetkili olup olmaması, uygulanacak cezanın belirlenmesinde önem taşımaktadır.
Mağdur
Kısırlaştırma suçunun mağduru kadın veya erkek olabilir.
Kanun, cinsiyet ayrımı yapmaksızın her bireyin üreme hakkını ve vücut dokunulmazlığını koruma altına almıştır.
Rızanın Bulunmaması
Suçun temel şeklinin oluşabilmesi için kişinin geçerli rızasının bulunmaması gerekir.
Madde hükmüne göre;
“Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse…”
ifadesi kullanılmıştır.
Bu nedenle, özgür iradeye dayanmayan veya hukuken geçerli kabul edilmeyen rızalar somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.
Yetkisiz Kişi Tarafından Kısırlaştırma
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde, kısırlaştırma işleminin bu işlemi yapmaya yetkili olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesi ayrıca düzenlenmiştir.
Kanun koyucu, bu tür müdahalelerin yalnızca ilgili mevzuatta öngörülen usul ve esaslara uygun şekilde gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır.
Bu nedenle işlemi gerçekleştiren kişinin yetkisi, cezai sorumluluğun belirlenmesinde önemli unsurlardan biridir.
Kısırlaştırma Suçunun Cezası
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesine göre;
- Rızası olmaksızın bir kişinin kısırlaştırılması halinde üç yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
- Fiilin kısırlaştırma işlemini yapma yetkisi bulunmayan bir kişi tarafından gerçekleştirilmesi halinde ise bu ceza üçte bir oranında artırılır.
Ayrıca;
- Kişinin rızası bulunsa dahi, kısırlaştırma işleminin yetkili olmayan kişi tarafından yapılması halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bu düzenleme, hem bireyin özgür iradesini hem de tıbbi müdahalelerin yalnızca yetkili kişiler tarafından gerçekleştirilmesini korumayı amaçlamaktadır.
Rızası Olmaksızın Kısırlaştırma Suçu
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinin birinci fıkrasında, bir kişinin rızası olmaksızın kısırlaştırılması suç olarak düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre;
“Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu suçun oluşabilmesi için kişinin özgür iradesiyle verilmiş hukuken geçerli bir rızasının bulunmaması gerekir.
Rızanın;
- Baskı altında alınması,
- Aldatma sonucu verilmesi,
- Hukuken geçerli kabul edilmeyecek şekilde açıklanması,
halinde somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılır.
Kanun koyucu, bireyin gelecekte çocuk sahibi olabilme hakkını doğrudan etkileyen bu tür müdahaleleri sıkı güvencelere bağlamıştır.
Yetkisiz Kişi Tarafından Kısırlaştırma
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesi yalnızca rızayı değil, işlemi gerçekleştiren kişinin yetkisini de koruma altına almaktadır.
Madde hükmüne göre;
Kısırlaştırma işlemini yapma yetkisi bulunmayan bir kişi tarafından gerçekleştirilen müdahalelerde cezai sorumluluk doğmaktadır.
Bu kapsamda;
- Sağlık mevzuatına göre yetkili olmayan kişiler,
- Hukuken gerekli yetkiye sahip bulunmayan kişiler,
tarafından gerçekleştirilen işlemler ayrıca cezalandırılmaktadır.
Kanun koyucu böylece bireyin sağlığının korunmasını ve tıbbi müdahalelerin yalnızca yetkili kişiler tarafından gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır.
Rızaya Dayalı Olsa Bile Yetkisiz Kişi Tarafından Kısırlaştırma
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinin ikinci fıkrasında önemli bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Maddeye göre;
“Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Bu düzenleme göstermektedir ki yalnızca kişinin rızasının bulunması tek başına hukuka uygunluk sağlamamaktadır.
Müdahaleyi gerçekleştiren kişinin de ilgili mevzuata göre bu işlemi yapmaya yetkili olması gerekir.
Dolayısıyla;
- Geçerli rıza,
- Yetkili kişi,
- Hukuka uygun tıbbi şartlar,
birlikte değerlendirilmelidir.
Kısırlaştırma Suçunda Hukuka Uygunluk Halleri
Her kısırlaştırma işlemi ceza hukuku bakımından suç oluşturmaz.
Türk Ceza Kanunu ile ilgili sağlık mevzuatı birlikte değerlendirildiğinde, kanunda öngörülen şartlara uygun olarak gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler hukuka uygun kabul edilebilmektedir.
Bu nedenle;
- Kişinin hukuken geçerli rızasının bulunması,
- İşlemin yetkili kişiler tarafından gerçekleştirilmesi,
- İlgili mevzuata uygun hareket edilmesi,
cezai sorumluluğun değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.
Her somut olay kendi özellikleri çerçevesinde ayrıca incelenmelidir.
Kısırlaştırma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kısırlaştırma suçunda görevli mahkeme, suçun niteliği ve kanunda öngörülen ceza dikkate alınarak belirlenmektedir.
Yetkili mahkeme ise genel kural gereği suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olup, yeterli şüphenin bulunması halinde kamu davası açılmaktadır.
Bu tür davalarda;
- Sağlık kayıtları,
- Hastane belgeleri,
- Bilirkişi raporları,
- Uzman hekim görüşleri,
- Adli tıp raporları,
- Tanık beyanları,
önemli deliller arasında yer alabilmektedir.
Kısırlaştırma Suçunda Zamanaşımı
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde zamanaşımına ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle zamanaşımı bakımından Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uygulanmaktadır.
Zamanaşımı süresi belirlenirken;
- Suç için öngörülen ceza,
- Suç tarihi,
- Zamanaşımını kesen işlemler,
- Zamanaşımını durduran nedenler,
birlikte değerlendirilmektedir.
TCK 99, TCK 100 ve TCK 101 Arasındaki İlişki
Türk Ceza Kanunu’nun 99, 100 ve 101. maddeleri, bireyin üreme hakkı ve vücut dokunulmazlığı ile ilgili farklı hukuki durumları düzenlemektedir.
- TCK m.99, hukuka aykırı şekilde gebeliğin sonlandırılmasına (çocuk düşürtme) ilişkin cezai sorumluluğu düzenler.
- TCK m.100, kanunda belirtilen şartlar altında gebeliğini isteyerek sonlandıran kadının cezai sorumluluğunu konu alır.
- TCK m.101 ise kişinin üreme yeteneğini ortadan kaldıran kısırlaştırma işlemlerini düzenlemektedir.
Her üç madde birlikte değerlendirildiğinde, kanun koyucunun bireyin beden bütünlüğünü, üreme hakkını ve hukuka uygun tıbbi müdahale düzenini korumayı amaçladığı görülmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kısırlaştırma suçu nedir?
Kısırlaştırma suçu, bir kişinin üreme yeteneğinin Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen şartlara aykırı şekilde ortadan kaldırılması halinde oluşan suç tipidir.
Rızası olmadan kısırlaştırmanın cezası nedir?
Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesine göre, bir kişinin rızası olmaksızın kısırlaştırılması halinde üç yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Yetkisiz kişi tarafından kısırlaştırma suç mudur?
Evet. Kanun, kişinin rızası bulunsa dahi kısırlaştırma işleminin yetkili olmayan bir kişi tarafından yapılmasını bağımsız bir suç olarak düzenlemiştir.
Her kısırlaştırma işlemi suç oluşturur mu?
Hayır. Kanunda ve ilgili sağlık mevzuatında öngörülen şartlara uygun olarak gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler her zaman suç oluşturmaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Kısırlaştırma suçu şikâyete bağlı mıdır?
Hayır. Kısırlaştırma suçu şikâyete bağlı suçlardan değildir. Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.
Sonuç
Kısırlaştırma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde düzenlenen ve bireyin vücut dokunulmazlığını, üreme hakkını ve hukuka uygun tıbbi müdahale düzenini korumayı amaçlayan önemli suç tiplerinden biridir.
Kanun koyucu, kişinin rızası olmaksızın gerçekleştirilen kısırlaştırma işlemlerini ağır yaptırımlara bağlamış; ayrıca rıza bulunsa dahi işlemin yetkili olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesini bağımsız bir suç olarak düzenlemiştir.
Bu nedenle kısırlaştırmaya ilişkin hukuki değerlendirmelerde yalnızca kişinin rızası değil, müdahaleyi gerçekleştiren kişinin yetkisi ve işlemin ilgili mevzuata uygunluğu da dikkate alınmalıdır.
Her somut olay, kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmeli ve gerekli hukuki inceleme yapılmalıdır.
Sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için Ankara Ceza Avukatı desteği tavsiye edilmektedir.

