Israrlı Takip Suçu (TCK m.123/A)

ısrarlı takip suçu, dijital takip, ceza hukuku, ankara ceza avukatı

Israrlı Takip Suçu Nedir?

Israrlı takip suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenen ve bir kimsenin ısrarlı şekilde fiziksel olarak takip edilmesi veya haberleşme ve iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler kullanılarak sürekli temas kurulmaya çalışılması sonucunda mağdur üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına veya kendisinin ya da yakınlarından birinin güvenliği konusunda endişe duymasına neden olunmasını cezalandıran suç tipidir.

Bu suç, 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’na eklenmiştir.

Düzenlemenin temel amacı; özellikle ayrılık sonrası yaşanan takip vakaları, dijital ortamda gerçekleştirilen sistematik rahatsız etmeler, fiziksel takip, sosyal medya üzerinden sürekli iletişim kurma girişimleri ve benzeri davranışlar karşısında bireylerin güvenliğini daha etkin şekilde korumaktır.

Israrlı takip suçu ile yalnızca mağdurun günlük huzuru değil; aynı zamanda özgürce hareket edebilme, güven içinde yaşayabilme ve özel yaşamını sürdürebilme hakkı da ceza hukuku güvencesi altına alınmaktadır.

Ancak her takip davranışı veya her iletişim kurma girişimi bu suçu oluşturmaz.

Kanunda belirtilen unsurların birlikte gerçekleşmesi ve davranışların mağdur üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşturması ya da güvenliğinden endişe duymasına neden olması gerekmektedir.

Kanun Metni

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde ısrarlı takip suçu şu şekilde düzenlenmiştir:

Madde 123/A- (1) Israrlı bir şekilde; fiziksel olarak takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Suçun;

  1. a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
  2. b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
  3. c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi,

hâllerinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Madde metninden anlaşılacağı üzere suçun oluşabilmesi için;

  • davranışın ısrarlı olması,
  • kanunda belirtilen takip veya temas kurma yöntemlerinden birinin kullanılması,
  • mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk oluşturulması veya güvenlik endişesine neden olunması

gerekmektedir.

Israrlı Takip Suçunun Anayasal Dayanağı

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesi, Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ceza hukuku alanındaki yansımasını oluşturmaktadır.

Özellikle;

  • Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı,
  • 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği,
  • 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği,
  • 23. maddesinde güvence altına alınan yerleşme ve seyahat özgürlüğü,

ısrarlı takip suçuyla doğrudan ilişkilidir.

Sürekli takip edilme korkusu altında yaşamak, bireyin yalnızca psikolojik bütünlüğünü değil; çalışma hayatını, eğitimini, sosyal ilişkilerini ve günlük yaşamını da olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle kanun koyucu, bireyin güven içerisinde yaşayabilmesini ceza hukuku koruması altına almıştır.

Israrlı Takip Suçunun Koruduğu Hukuki Değer

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesi ile korunan temel hukuki değerler şunlardır:

  • Kişinin psikolojik bütünlüğü,
  • Özel hayatın korunması,
  • Hareket özgürlüğü,
  • Güvenlik duygusu,
  • Günlük yaşam düzeni,
  • Kişilik hakları,
  • Sosyal yaşamın serbestçe sürdürülebilmesi.

Kanun koyucu, bireyin sürekli takip edilme korkusu altında yaşamasını önlemeyi ve güven içerisinde hayatını sürdürebilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Israrlı Takip Suçunun Unsurları

Fail

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenen ısrarlı takip suçu bakımından kanunda özel bir fail öngörülmemiştir.

Dolayısıyla ceza sorumluluğu bulunan her gerçek kişi bu suçun faili olabilir.

Fail ile mağdur arasında önceden herhangi bir akrabalık, arkadaşlık, komşuluk veya duygusal ilişkinin bulunması zorunlu değildir.

Bununla birlikte uygulamada suçun; eski eş, ayrılık kararı verilen eş, eski sevgili, tanıdık, komşu veya iş çevresinden kişiler tarafından işlendiği olaylarla karşılaşılabilmektedir.

Ancak bu durum, suçun yalnızca bu kişiler tarafından işlenebileceği anlamına gelmez.

Mağdur

Bu suçun mağduru, ısrarlı takip davranışlarına maruz kalan gerçek kişidir.

Kanun koyucu mağdur bakımından herhangi bir özel sıfat aramamıştır.

Bununla birlikte maddenin ikinci fıkrasında çocuğa karşı işlenmesi ile ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi nitelikli hâl olarak ayrıca düzenlenmiştir.

Israrlı Takip Kavramı

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde suçun temelini oluşturan kavram ısrarlı takiptir.

Israrlı takip, mağdurun istememesine rağmen belirli bir süre devam eden, tekrarlanan ve mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşturabilecek nitelikteki takip ve temas kurma davranışlarını ifade etmektedir.

Kanunda yalnızca fiziksel takip değil;

  • haberleşme araçları,
  • iletişim araçları,
  • bilişim sistemleri,
  • üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurulmaya çalışılması

da suç kapsamında değerlendirilmiştir.

Bu yönüyle düzenleme, yalnızca fiziksel dünyada değil dijital ortamda gerçekleştirilen sistematik takip davranışlarını da kapsayacak şekilde hazırlanmıştır.

Israr Unsuru

Kanunun adından da anlaşılacağı üzere bu suçun en önemli unsurlarından biri ısrardır.

Tek seferlik takip edilmek, tek defaya mahsus mesaj gönderilmesi veya yalnızca bir kez iletişim kurulmaya çalışılması, her somut olay bakımından doğrudan bu suçun oluştuğu anlamına gelmez.

Israr, davranışın belirli bir süre boyunca devam etmesini veya tekrarlanmasını ifade etmektedir.

Kanunda davranışın kaç kez tekrar edilmesi gerektiğine ilişkin sayısal bir ölçüt bulunmamaktadır.

Bu nedenle;

  • davranışın yoğunluğu,
  • gerçekleşme sıklığı,
  • süresi,
  • mağdur üzerindeki etkisi,
  • olayın tüm koşulları

birlikte değerlendirilerek her somut olay bakımından ayrı sonuca ulaşılmaktadır.

Fiziksel Takip

Kanunda açıkça belirtilen seçimlik hareketlerden biri fiziksel takip etmektir.

Fiziksel takip; mağdurun bulunduğu yerlere sürekli gitmek, karşısına çıkmak, yürürken arkasından gitmek, iş çıkışında beklemek veya benzeri davranışlarla mağdurun hareketlerini sistematik biçimde izlemeye çalışmayı ifade edebilir.

Ancak her karşılaşma veya aynı ortamda bulunma durumu otomatik olarak bu suçu oluşturmaz.

Davranışın;

  • ısrarlı olması,
  • mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk oluşturması veya güvenlik endişesine yol açması

gerekmektedir.

Haberleşme ve İletişim Araçlarıyla Temas Kurmaya Çalışma

Kanun koyucu yalnızca fiziksel takibi değil, haberleşme ve iletişim araçları kullanılarak sürekli temas kurulmaya çalışılmasını da suç kapsamına almıştır.

Bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre;

  • telefon aramaları,
  • kısa mesajlar,
  • elektronik posta gönderimleri,
  • anlık mesajlaşma uygulamaları,
  • sosyal medya üzerinden iletişim kurma girişimleri,

değerlendirmeye konu olabilir.

Ancak her iletişim girişimi tek başına suç oluşturmaz.

Davranışın sürekliliği, amacı ve mağdur üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Bilişim Sistemleri Kullanılarak Temas Kurulması

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde bilişim sistemleri de açıkça düzenlenmiştir.

Bu nedenle internet ortamında gerçekleştirilen sistematik temas kurma girişimleri de suçun maddi unsurunu oluşturabilecek davranışlar arasında yer alabilir.

Örneğin somut olayın özelliklerine göre;

  • sürekli farklı hesaplardan iletişim kurulmaya çalışılması,
  • engellenmesine rağmen yeni hesaplar açılması,
  • dijital platformlar üzerinden devamlı temas girişiminde bulunulması,

kanunun aradığı diğer unsurların da gerçekleşmesi hâlinde değerlendirmeye alınabilir.

Her olayın kendi koşulları içerisinde incelenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Üçüncü Kişiler Aracılığıyla Temas Kurulması

Kanun koyucu yalnızca failin doğrudan hareketlerini değil, üçüncü kişiler kullanılarak temas kurulmaya çalışılmasını da suç kapsamına almıştır.

Bu kapsamda fail;

  • ortak arkadaşlar,
  • akrabalar,
  • iş çevresi,
  • tanıdık kişiler

aracılığıyla sürekli iletişim kurmaya çalışıyorsa, diğer kanuni unsurların da bulunması hâlinde bu davranışlar değerlendirilebilir.

Burada önemli olan, üçüncü kişilerin kullanılması değil; temas kurma girişimlerinin sistematik biçimde sürdürülmesidir.

Ciddi Huzursuzluk Kavramı

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde sıradan bir rahatsızlık yeterli görülmemiştir.

Kanun koyucu özellikle “ciddi bir huzursuzluk oluşması” şartını aramıştır.

Bu ifade, mağdurun günlük yaşamını belirgin şekilde etkileyen, psikolojik olarak baskı hissetmesine yol açan ve olağan yaşam düzenini bozan bir rahatsızlık seviyesini ifade etmektedir.

Her rahatsızlık hissi otomatik olarak bu kapsamda değerlendirilmez.

Somut olayın özellikleri, davranışların yoğunluğu ve mağdur üzerindeki etkisi birlikte incelenmelidir.

Güvenlik Endişesi Kavramı

Kanun koyucu yalnızca ciddi huzursuzluğu değil, mağdurun kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasını da suçun oluşum şartlarından biri olarak kabul etmiştir.

Bu endişe;

  • mağdurun kendi güvenliğine,
  • eşine,
  • çocuğuna,
  • anne ve babasına,
  • yakın çevresindeki diğer kişilere

ilişkin olabilir.

Önemli olan, takip davranışlarının mağdur üzerinde güvenlik bakımından ciddi bir kaygı oluşturacak nitelikte olmasıdır.

Suçun Nitelikli Hâlleri

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinin ikinci fıkrasında bazı durumlar daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.

Bu hâllerde verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

Kanun koyucu bu durumlarda mağdurun daha fazla korunmasını amaçlamıştır.

Çocuğa Karşı İşlenmesi

Israrlı takip suçunun mağdurunun çocuk olması hâlinde daha ağır ceza uygulanmaktadır.

Çocukların psikolojik gelişimi ve güvenliklerinin özel olarak korunması nedeniyle bu durum nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.

Ayrılık Kararı Verilen veya Boşanılan Eşe Karşı İşlenmesi

Kanun koyucu, özellikle aile içi şiddet ve ayrılık sonrası yaşanan takip olaylarını dikkate alarak, ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenen ısrarlı takip suçunu daha ağır yaptırıma bağlamıştır.

Bu düzenleme, ayrılık sonrasında ortaya çıkabilecek sistematik takip davranışlarına karşı mağdurun korunmasını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Mağdurun Okulunu, İş Yerini veya Konutunu Değiştirmesine Neden Olması

Takip davranışlarının mağdur üzerinde bu derece ağır sonuçlar doğurması, kanun koyucu tarafından cezanın artırılmasını gerektiren bir neden olarak kabul edilmiştir.

Mağdurun;

  • okulunu değiştirmesi,
  • iş yerini değiştirmesi,
  • konutunu değiştirmesi,
  • okulunu bırakması,
  • işini bırakması

gibi sonuçların meydana gelmesi hâlinde daha ağır ceza uygulanmaktadır.

Uzaklaştırma veya Yaklaşmama Tedbirine Rağmen İşlenmesi

Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen kişinin bu tedbire rağmen ısrarlı takip davranışlarını sürdürmesi de kanunda nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.

Bu düzenleme, mahkeme veya hâkim tarafından verilen koruyucu tedbir kararlarının etkinliğini sağlamaya ve mağdurun güvenliğini güçlendirmeye yöneliktir.

TCK 123 ile TCK 123/A Arasındaki Fark

Uygulamada en sık karıştırılan suç tiplerinden biri, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu (TCK m.123) ile ısrarlı takip suçu (TCK m.123/A) arasındaki ayrımdır.

Her iki suç tipi de mağduru rahatsız eden davranışlarla ilgili olmakla birlikte, korudukları hukuki değer, suçun oluşum şartları ve mağdur üzerinde meydana gelmesi gereken sonuç bakımından önemli farklılıklar taşımaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesi, esas olarak mağdurun günlük huzurunu ve ruhsal sükûnunu korumaktadır. Buna karşılık 123/A maddesi, mağdurun güvenlik duygusunu, hareket özgürlüğünü ve sürekli takip edilmemeye ilişkin kişilik hakkını koruma altına almaktadır.

TCK’nın 123. maddesinde failin sırf huzur ve sükûnu bozma amacıyla hareket etmesi aranırken, 123/A maddesinde böyle bir özel amaç düzenlenmemiştir. Bunun yerine, takip davranışlarının mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk oluşturması veya kendisinin ya da yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olması yeterlidir.

Bir diğer önemli fark ise suçun maddi unsurunda ortaya çıkmaktadır.

TCK’nın 123. maddesinde;

  • ısrarla telefon edilmesi,
  • gürültü yapılması,
  • aynı maksatla hukuka aykırı başka davranışlarda bulunulması

düzenlenmiştir.

TCK’nın 123/A maddesinde ise;

  • fiziksel takip,
  • haberleşme ve iletişim araçlarıyla sürekli temas kurulmaya çalışılması,
  • bilişim sistemleri kullanılması,
  • üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurulmaya çalışılması

suçun seçimlik hareketleri olarak belirlenmiştir.

Bu nedenle her ısrarlı telefon araması otomatik olarak ısrarlı takip suçunu oluşturmayacağı gibi, her takip davranışı da kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu kapsamında değerlendirilemez.

Hangi suç tipinin uygulanacağı, davranışın niteliği, yoğunluğu, sürekliliği ve mağdur üzerinde meydana getirdiği etki dikkate alınarak her somut olay bakımından ayrı ayrı belirlenmektedir.

Israrlı Takip Suçunda Şikâyet

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinin üçüncü fıkrasında açıkça düzenlendiği üzere, ısrarlı takip suçu şikâyete tabi suçlar arasında yer almaktadır.

Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için mağdurun şikâyette bulunması gerekmektedir.

Şikâyet hakkı, Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca, mağdurun faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içerisinde kullanılmalıdır.

Kanunda öngörülen süre içerisinde şikâyette bulunulmaması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mümkün olmayabilir.

Şikâyetten vazgeçilmesi durumunda ise Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanmaktadır.

Israrlı Takip Suçunda Deliller

Israrlı takip suçunda en önemli değerlendirme konusu, takip davranışlarının gerçekten ısrarlı olup olmadığı ve mağdur üzerinde kanunda aranan sonucun meydana gelip gelmediğinin tespitidir.

Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamasında birçok farklı delilden yararlanılabilmektedir.

Başlıca deliller şunlardır:

  • Telefon kayıtları,
  • Arama kayıtları,
  • Kısa mesaj içerikleri,
  • Elektronik posta yazışmaları,
  • Sosyal medya mesajları,
  • Anlık mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar,
  • Güvenlik kamerası görüntüleri,
  • Araç kamera kayıtları,
  • Konum kayıtları (hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması hâlinde),
  • Tanık beyanları,
  • Kolluk tutanakları,
  • Dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri,
  • Mağdurun sunduğu ekran görüntüleri ve diğer elektronik kayıtlar.

Mahkeme, yalnızca iletişim kurulmaya çalışıldığını değil; bu davranışların sürekliliğini, yoğunluğunu ve mağdur üzerindeki etkisini de tüm deliller çerçevesinde birlikte değerlendirmektedir.

Israrlı Takip Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenen ısrarlı takip suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Yetkili mahkeme ise genel kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Yetkinin belirlenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanmaktadır.

Israrlı Takip Suçunda Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında, bu suç bakımından olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

Zamanaşımının durması veya kesilmesi hâllerinde ise Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uygulanmaktadır.

Uygulamada Israrlı Takip Suçuna İlişkin Karşılaşılan Durumlar

Israrlı takip suçu, günlük yaşamda farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Ancak her iletişim girişimi veya her takip davranışı bu suç kapsamında değerlendirilmez.

Somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye konu olabilecek örnekler şunlardır:

  • Mağdurun sürekli evinin veya iş yerinin önünde beklenmesi,
  • Engellenmesine rağmen farklı telefon numaralarından tekrar tekrar aranması,
  • Sürekli yeni sosyal medya hesapları açılarak iletişim kurulmaya çalışılması,
  • Üçüncü kişiler aracılığıyla devamlı haber gönderilmesi,
  • Mağdurun günlük güzergâhının sistematik biçimde takip edilmesi,
  • Sürekli aynı ortamlarda karşısına çıkılması,
  • Israrlı şekilde dijital platformlar üzerinden temas kurulmaya çalışılması.

Buna karşılık;

  • Tesadüfi karşılaşmalar,
  • Tek seferlik iletişim girişimleri,
  • Kanuni veya meşru bir amaç doğrultusunda kurulan iletişim,
  • Süreklilik göstermeyen davranışlar,

tek başına Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesi kapsamında suç oluşturduğu şeklinde değerlendirilemez.

Her olay, kendi koşulları ve delilleri çerçevesinde ayrı ayrı incelenmelidir.

Yargı Uygulaması ve Hukuki Değerlendirme

Israrlı takip suçu, bireyin yalnızca fiziksel güvenliğini değil; psikolojik bütünlüğünü, hareket özgürlüğünü ve güven içerisinde yaşama hakkını koruyan yeni nesil ceza hukuku düzenlemelerinden biridir.

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesi ile özellikle sistematik takip davranışlarının mağdur üzerinde oluşturduğu baskının ceza hukuku kapsamında yaptırıma bağlanması amaçlanmıştır.

Suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesinde; takip davranışlarının niteliği, sürekliliği, yoğunluğu, mağdur üzerindeki etkisi ve olayın tüm koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Israrlı Takip Suçuna İlişkin Sıkça Sorulan Sorular

Israrlı takip suçu nedir?

Israrlı takip suçu, bir kimsenin ısrarlı şekilde fiziksel olarak takip edilmesi veya haberleşme ve iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler aracılığıyla sürekli temas kurulmaya çalışılması sonucunda mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk oluşmasına ya da güvenlik endişesine neden olunmasını cezalandıran suç tipidir.

Her sürekli mesaj gönderme olayı bu suçu oluşturur mu?

Hayır.

Davranışın niteliği, sürekliliği ve mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşturup oluşturmadığı her somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilir.

Eski eşin sürekli takip etmesi bu suçu oluşturabilir mi?

Kanunda ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Ancak somut olayda suçun oluşup oluşmadığı, kanuni unsurların gerçekleşmesine göre değerlendirilir.

Israrlı takip suçu şikâyete tabi midir?

Evet.

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

TCK 123 ile TCK 123/A arasındaki temel fark nedir?

TCK 123, esas olarak mağdurun huzur ve sükûnunu bozmayı amaçlayan ısrarlı rahatsız etme davranışlarını düzenler.

TCK 123/A ise mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşturacak nitelikteki sistematik takip davranışlarını bağımsız bir suç olarak düzenlemektedir.

Sonuç

Israrlı takip suçu, dijital iletişim araçlarının yaygınlaşması ve bireylerin fiziksel ya da çevrim içi ortamda sistematik şekilde takip edilmesine ilişkin vakaların artması üzerine Türk Ceza Kanunu’na eklenen önemli bir suç tipidir.

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesi ile bireyin yalnızca günlük huzuru değil; güvenlik duygusu, hareket özgürlüğü ve özel yaşam alanı da ceza hukuku koruması altına alınmıştır.

Ancak her iletişim kurma girişimi veya her takip davranışı bu suç kapsamında değerlendirilemez.

Suçun oluşabilmesi için kanunda düzenlenen maddi ve manevi unsurların, ayrıca mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi doğuran sonucun birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Bu nedenle ısrarlı takip suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, olayın tüm özellikleri ile elde edilen deliller birlikte değerlendirilerek hukuki sonuca ulaşılmalıdır.

TELİF HAKKI VE İÇERİK KULLANIM UYARISI

TELİF HAKKI VE İÇERİK KULLANIM UYARISI

Bu internet sitesinde yer alan tüm makale, hukuki değerlendirme, bilgi notu, görsel, tablo ve diğer içerikler; aksi açıkça belirtilmedikçe Av. Aybüke Uyma / Uyma Hukuk & Danışmanlık tarafından hazırlanmış olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, ilgili diğer mevzuat ve uluslararası telif hakkı düzenlemeleri kapsamında korunmaktadır.

Sitemizde yayımlanan içerikler düzenli olarak arşivlenmekte, elektronik kayıt altına alınmakta ve gerektiğinde içeriklerin oluşturulma tarihini ispatlamaya elverişli dijital kayıtlar muhafaza edilmektedir. Ayrıca internet ortamındaki izinsiz kopyalamalara karşı periyodik kontroller gerçekleştirilmektedir. İçeriklerin tamamının veya herhangi bir bölümünün; izinsiz şekilde kopyalanması, çoğaltılması, yeniden yayımlanması, farklı internet sitelerinde paylaşılması, yapay zekâ sistemlerine toplu veri olarak aktarılması, ticari amaçla kullanılması veya kaynak gösterilmeksizin aynen ya da büyük ölçüde benzer şekilde yayımlanması hukuka aykırıdır.

İzinsiz kullanımın tespiti hâlinde; ihlalin niteliğine göre erişimin engellenmesi, içeriğin kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talepleri ile gerekli görülen diğer hukuki ve cezai başvurular dâhil olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Meslektaşlarımızın; bilimsel çalışma, hukuki araştırma ve dilekçelerinde, kaynak göstermek, meslek etik kurallarına uymak ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun hareket etmek kaydıyla makale içeriklerinden yararlanmaları bakımından sakınca bulunmamaktadır. Bu sitede yer alan içeriklerin izinsiz çoğaltılması veya yeniden yayımlanması yerine, ilgili makalenin bağlantısının (URL) paylaşılması tavsiye edilmektedir.