Haberleşmenin Engellenmesi Suçu Nedir?
Haberleşmenin engellenmesi suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinde düzenlenen ve kişiler arasındaki haberleşmenin, kamu kurumları arasındaki iletişimin veya basın ve yayın organlarının yayın faaliyetlerinin hukuka aykırı şekilde engellenmesini cezalandıran suç tipidir.
Haberleşme özgürlüğü, demokratik hukuk devletinin temel unsurlarından biridir. Bireylerin birbirleriyle serbestçe iletişim kurabilmesi, kamu kurumlarının görevlerini kesintisiz yerine getirebilmesi ve basın kuruluşlarının yayın faaliyetlerini özgürce sürdürebilmesi hem bireysel hakların hem de kamu düzeninin korunması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi ile yalnızca bireyler arasındaki haberleşme değil; kamu hizmetlerinin devamlılığı ve basın özgürlüğü de ceza hukuku koruması altına alınmıştır.
Ancak her iletişim aksaması veya teknik arıza bu suçu oluşturmaz.
Suçun oluşabilmesi için haberleşmenin veya yayın faaliyetinin hukuka aykırı olarak engellenmesi gerekmektedir.
Kanun Metni
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinde haberleşmenin engellenmesi suçu şu şekilde düzenlenmiştir:
Madde 124- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi hâlinde, ikinci fıkra hükmüne göre cezaya hükmolunur.
Madde metninden anlaşılacağı üzere kanun koyucu üç farklı hukuki değeri koruma altına almıştır:
- Kişiler arasındaki haberleşme,
- Kamu kurumları arasındaki haberleşme,
- Basın ve yayın faaliyetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi.
Her fıkra bakımından korunmak istenen hukuki yarar farklı ağırlık taşıdığından ceza miktarları da buna göre değişmektedir.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunun Anayasal Dayanağı
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi, Anayasa’da güvence altına alınan haberleşme özgürlüğü ile ifade ve basın özgürlüğünün ceza hukuku alanındaki tamamlayıcı korumasını oluşturmaktadır.
Özellikle;
- Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyeti,
- 26. maddesinde güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü,
- 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü,
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi ile doğrudan ilişkilidir.
Ayrıca kamu kurumlarının kesintisiz iletişim kurabilmesi, kamu hizmetlerinin sürekliliği ve idarenin etkin şekilde çalışabilmesi bakımından da bu düzenleme önem taşımaktadır.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunun Koruduğu Hukuki Değer
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi ile korunan hukuki değer, haberleşme özgürlüğünün serbestçe kullanılabilmesi ve iletişim kanallarının hukuka aykırı müdahalelerden korunmasıdır.
Bu kapsamda korunan başlıca hukuki değerler şunlardır:
- Haberleşme özgürlüğü,
- Kişiler arasındaki iletişim hakkı,
- Kamu hizmetlerinin sürekliliği,
- Kamu kurumlarının iletişim güvenliği,
- Basın ve yayın özgürlüğü,
- Demokratik toplum düzeni.
Kanun koyucu, hukuka aykırı müdahaleler nedeniyle haberleşmenin kesintiye uğramasını veya yayın faaliyetlerinin engellenmesini önlemeyi amaçlamaktadır.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunun Unsurları
Fail
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinde düzenlenen haberleşmenin engellenmesi suçu bakımından kanunda özel bir fail öngörülmemiştir.
Bu nedenle ceza sorumluluğu bulunan her gerçek kişi bu suçun faili olabilir.
Bununla birlikte suçun ikinci fıkrasında düzenlenen kamu kurumları arasındaki haberleşmenin engellenmesi bakımından failin kamu görevlisi olması zorunlu değildir. Kamu kurumlarının haberleşmesini hukuka aykırı olarak engelleyen herkes, diğer kanuni şartların da bulunması hâlinde bu suçun faili olabilir.
Mağdur
Mağdur, suçun işlendiği fıkraya göre değişmektedir.
Birinci fıkra bakımından mağdur, haberleşmesi hukuka aykırı şekilde engellenen gerçek kişidir.
İkinci fıkrada korunan hukuki yarar, kamu kurumlarının haberleşme düzenidir.
Üçüncü fıkrada ise basın ve yayın organlarının yayın faaliyetlerinin hukuka aykırı şekilde engellenmemesi amaçlanmaktadır.
Bu nedenle suçun koruduğu hukuki değer, yalnızca bireysel haberleşme özgürlüğü ile sınırlı değildir.
Haberleşme Kavramı
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinde yer alan haberleşme kavramı geniş anlamda değerlendirilmelidir.
Haberleşme; iki veya daha fazla kişi arasında bilgi, düşünce, duygu veya iradenin herhangi bir iletişim aracı kullanılarak karşılıklı şekilde aktarılmasını ifade etmektedir.
Bu kapsamda;
- telefon görüşmeleri,
- kısa mesajlar,
- elektronik postalar,
- internet tabanlı iletişim uygulamaları,
- görüntülü görüşmeler,
- mektuplar,
- diğer hukuken korunan iletişim yöntemleri
haberleşme kavramı içerisinde değerlendirilebilir.
Kanunun amacı belirli bir iletişim aracını değil, haberleşme özgürlüğünü korumaktır.
Hukuka Aykırı Engelleme Kavramı
Suçun temel unsurunu hukuka aykırı engelleme oluşturmaktadır.
Engelleme, haberleşmenin hiç gerçekleşmemesine neden olunması veya devam eden haberleşmenin hukuka aykırı şekilde kesintiye uğratılması şeklinde ortaya çıkabilir.
Ancak her teknik aksaklık, her sistem arızası veya iletişimde yaşanan her kesinti bu suçu oluşturmaz.
Suçun oluşabilmesi için engellemenin hukuka aykırı olması gerekmektedir.
Hukuka uygun olarak gerçekleştirilen müdahaleler veya kanundan kaynaklanan yetkiler kapsamında yapılan işlemler bu suç kapsamında değerlendirilemez.
Kişiler Arasındaki Haberleşmenin Engellenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinin birinci fıkrasında kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı şekilde engellenmesi suç olarak düzenlenmiştir.
Burada korunan hukuki değer, bireylerin serbestçe haberleşebilme özgürlüğüdür.
Engelleme;
- haberleşmenin başlamasının önlenmesi,
- devam eden haberleşmenin kesilmesi,
- haberleşmenin karşı tarafa ulaşmasının hukuka aykırı şekilde engellenmesi
şeklinde gerçekleşebilir.
Önemli olan, bireylerin iletişim kurma hakkına hukuka aykırı biçimde müdahale edilmesidir.
Kamu Kurumları Arasındaki Haberleşmenin Engellenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinin ikinci fıkrasında kamu kurumları arasındaki haberleşmenin engellenmesi ayrıca düzenlenmiştir.
Kanun koyucu bu fiil bakımından daha ağır ceza öngörmüştür.
Bunun nedeni, kamu kurumları arasındaki haberleşmenin kesintiye uğramasının yalnızca belirli kişileri değil; kamu hizmetlerinin yürütülmesini ve kamu düzenini de olumsuz etkileyebilmesidir.
Bu nedenle ikinci fıkrada öngörülen yaptırım, birinci fıkraya göre daha ağırdır.
Basın ve Yayın Organlarının Yayınının Engellenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinin üçüncü fıkrasında, her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı şekilde engellenmesi de suç olarak düzenlenmiştir.
Bu hüküm ile korunan temel hukuki değer, basın ve yayın faaliyetlerinin serbestçe yürütülebilmesidir.
Basın özgürlüğü, demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olup, haber alma ve bilgiye erişim hakkıyla doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle kanun koyucu, basın ve yayın faaliyetlerinin hukuka aykırı şekilde engellenmesini ikinci fıkra ile aynı yaptırıma tabi tutmuştur.
TCK 124 ile TCK 132 Arasındaki Fark
Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri, haberleşmenin engellenmesi suçu ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu arasındaki ayrımdır.
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi, haberleşmenin gerçekleşmesini engelleyen hukuka aykırı müdahaleleri cezalandırmaktadır.
Buna karşılık 132. madde, gerçekleşmiş veya devam eden haberleşmenin içeriğinin hukuka aykırı şekilde öğrenilmesi, ifşa edilmesi veya kayda alınması gibi fiilleri düzenlemektedir.
Başka bir ifadeyle;
- TCK 124’te korunan değer, haberleşmenin yapılabilmesidir.
- TCK 132’de korunan değer, yapılan haberleşmenin gizliliğidir.
Dolayısıyla bu iki suç tipi farklı hukuki yararları korumakta olup, somut olayın özelliklerine göre ayrı değerlendirilmelidir.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunda Şikâyet
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinde düzenlenen haberleşmenin engellenmesi suçunun soruşturulması bakımından madde metninde şikâyete ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu nedenle suçun soruşturulması ve kovuşturulması, kanunda aksi öngörülmediği sürece Cumhuriyet savcılığı tarafından resen yürütülmektedir.
Başka bir ifadeyle mağdurun şikâyette bulunması soruşturmanın başlatılması için zorunlu değildir.
Bununla birlikte mağdurun suçtan haberdar olması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunması, delillerin toplanması ve soruşturmanın etkin şekilde yürütülmesi bakımından önem taşıyabilir.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunda Deliller
Bu suç bakımından temel inceleme konusu, haberleşmenin gerçekten hukuka aykırı şekilde engellenip engellenmediğinin ortaya konulmasıdır.
Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamasında farklı delil türlerinden yararlanılabilmektedir.
Başlıca deliller şunlardır:
- Telefon kayıtları,
- Elektronik posta kayıtları,
- Mesajlaşma kayıtları,
- Operatör kayıtları,
- Sunucu ve sistem log kayıtları,
- Güvenlik kamerası görüntüleri,
- Dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri,
- Tanık beyanları,
- Kolluk tutanakları,
- Kurum içi yazışmalar,
- Teknik inceleme raporları,
- Diğer elektronik ve fiziksel deliller.
Özellikle dijital iletişim araçlarının yoğun olarak kullanıldığı günümüzde teknik inceleme raporları ve elektronik kayıtlar, suçun aydınlatılmasında önemli rol oynamaktadır.
Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek haberleşmenin hukuka aykırı biçimde engellenip engellenmediğini somut olayın özelliklerine göre belirlemektedir.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinde düzenlenen haberleşmenin engellenmesi suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise genel kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Yetkinin belirlenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanmaktadır.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunda Zamanaşımı
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinde düzenlenen suç bakımından öngörülen ceza miktarları dikkate alındığında, olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
Ancak zamanaşımının durması, kesilmesi veya uzaması gibi durumlarda Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uygulanmaktadır.
Uygulamada Haberleşmenin Engellenmesi Suçuna İlişkin Karşılaşılan Durumlar
Haberleşmenin engellenmesi suçu, teknolojik gelişmelerle birlikte farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir.
Ancak iletişimde yaşanan her aksaklık veya her teknik problem bu suç kapsamında değerlendirilmez.
Somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye konu olabilecek örnekler şunlardır:
- İki kişi arasındaki telefon görüşmesinin hukuka aykırı şekilde engellenmesi,
- Elektronik haberleşmenin kasten kesintiye uğratılması,
- Kurumlar arasındaki iletişim sistemlerinin hukuka aykırı biçimde devre dışı bırakılması,
- Basın kuruluşunun yayın yapmasının hukuka aykırı şekilde engellenmesi,
- İletişim altyapısına yönelik hukuka aykırı müdahaleler nedeniyle haberleşmenin kesilmesi.
Buna karşılık;
- Teknik arızalar,
- Mücbir sebepler,
- Yetkili makamlarca kanuna uygun şekilde gerçekleştirilen müdahaleler,
- Haberleşmeyi fiilen engellemeyen davranışlar,
tek başına Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi kapsamında suç oluşturduğu şeklinde değerlendirilemez.
Her somut olay, olayın gerçekleşme şekli ve elde edilen deliller birlikte değerlendirilerek hukuki sonuca bağlanmalıdır.
Yargı Uygulaması ve Hukuki Değerlendirme
Haberleşmenin engellenmesi suçu, bireylerin haberleşme özgürlüğünü, kamu kurumlarının iletişim düzenini ve basın kuruluşlarının yayın faaliyetlerini koruyan önemli suç tiplerinden biridir.
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi ile haberleşmenin serbestçe gerçekleştirilebilmesi güvence altına alınmış; hukuka aykırı müdahaleler ise ceza yaptırımına bağlanmıştır.
Suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesinde; müdahalenin hukuka uygunluğu, haberleşmenin gerçekten engellenip engellenmediği, fiilin niteliği ve tüm deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçuna İlişkin Sıkça Sorulan Sorular
Haberleşmenin engellenmesi suçu nedir?
Haberleşmenin engellenmesi suçu, kişiler arasındaki haberleşmenin, kamu kurumları arasındaki iletişimin veya basın ve yayın organlarının yayın faaliyetlerinin hukuka aykırı şekilde engellenmesini cezalandıran suç tipidir.
Haberleşmenin gizliliğini ihlal ile haberleşmenin engellenmesi aynı suç mudur?
Hayır.
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi haberleşmenin yapılmasını engellemeyi cezalandırırken, 132. maddesi gerçekleşen haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesini düzenlemektedir.
Teknik arıza nedeniyle iletişimin kesilmesi bu suçu oluşturur mu?
Teknik arızalar veya hukuka aykırı olmayan kesintiler tek başına bu suçun oluştuğu anlamına gelmez.
Her olayın özellikleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Kamu kurumlarının haberleşmesinin engellenmesi neden daha ağır cezalandırılmaktadır?
Çünkü kamu kurumları arasındaki haberleşmenin kesintiye uğraması, yalnızca belirli kişileri değil; kamu hizmetlerinin yürütülmesini ve kamu düzenini de etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.
Basın yayın faaliyetlerinin engellenmesi de bu suç kapsamında mıdır?
Evet.
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinin üçüncü fıkrasında, her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı şekilde engellenmesi ayrıca suç olarak düzenlenmiştir.
Sonuç
Haberleşmenin engellenmesi suçu, bireylerin haberleşme özgürlüğünü, kamu kurumlarının iletişim düzenini ve basın özgürlüğünü koruyan önemli ceza hukuku düzenlemelerinden biridir.
Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesi ile haberleşmenin hukuka aykırı şekilde engellenmesi yaptırım altına alınmış; kamu kurumlarının haberleşmesi ile basın ve yayın faaliyetlerinin engellenmesi ise kamu yararı gözetilerek daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.
Ancak her iletişim kesintisi veya teknik aksaklık bu suç kapsamında değerlendirilemez.
Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için fiilin kanunda düzenlenen maddi ve manevi unsurlarının somut olayda birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Bu nedenle haberleşmenin engellenmesine ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, olayın tüm özellikleri ile teknik ve hukuki deliller birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır.

