İş Hukuku’nda belirli ve belirsiz süreli olmak üzere temel 2 sözleşme türü olmakla birlikte bu sözleşme türlerine kanunda öngörülen başkaca şartlar getirmek suretiyle farklı türde sözleşme türleri meydana getirilebilmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki kanunda öngörülmüş olmakla birlikte bu başka sözleşme türleri belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmelerinin birer alt türü niteliğindedir.
Bunlardan bazıları Asgari Süreli ve Azami Süreli İş Sözleşmeleri, bazıları ise Deneme Süreli İş Sözleşmeleridir.
Ayrıca İş Hukuku’nda Sürekli ve Süreksiz İşlerdeki İş Sözleşmeleri, Mevsimlik İş Sözleşmeleri, Takım Sözleşmeleri gibi diğer sözleşme türleri de mevcuttur.
Sürekli ve Süreksiz İşlerdeki İş Sözleşmeleri
m.10/1: Nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.
m.10/2: Bu Kanunun 3, 8, 12, 13, 14, 15, 17, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 34, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80 ve geçici 6 ncı maddeleri süreksiz işlerde yapılan iş sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz işlerde, bu maddelerde düzenlenen konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Bu kurumun belirlenmesinde önemli olan objektif olarak o işi kaç işçinin kaç günde bitirebileceğinin tespitidir. Yani örneğin bir iş var 5 işçinin 15 günde bitirebileceği tespit edildi ancak işçiler işi 60 günde bitirdi. Bu durumda işin sürekli iş olduğunu değil yine süreksiz iş olduğunu kabul etmek gerekecektir. Nitekim bu kurumda önemli olan işin fiilen kaç günde bittiği değil objektif olarak kaç günde kaç işçi tarafından bitirilebileceğidir. Sonuç olarak burada belirleyici olan işin niteliğidir.
Mevsimlik İş Sözleşmeleri
Esasında kanunda tanımlanmış bir iş sözleşmesi türü değildir. Yılın belirli bir döneminde yapılan ya da yılın her döneminde yapılmakla birlikte belirli dönemlerde yoğunlaşan işler mevsimlik iştir.
En güzel örneği turizm sektöründeki işlerdir. Mesela oteller her zaman açık değildir ya da açık olsalar bile bazı dönemlerde işler daha yoğun olmaktadır. Bu kapsamda bunların işi mevsimlik iştir ve bu iş için yapılan sözleşmeler de mevsimlik iş sözleşmeleridir.
Uygulamadaki en büyük tartışma konularından bir tanesi mevsimlik iş sözleşmelerinin, belirli süreli iş sözleşmeleri olup olmadığıdır. Mevsimlik iş sözleşmeleri belirli süreli bir iş için yapılan sözleşmeler olsa da hepsi için belirli süreli iş sözleşmesidir demek mümkün değildir.
Nitekim bir sözleşmeye belirli süreli iş sözleşmesidir diyebilmek için belirli şartları ihtiva etmelidir.
Eğer taraflar örneğin 8 aylık bir dönem için iş sözleşmesi yaparlarsa objektif neden vardır deriz ve işçi de iş sözleşmesinin ne zaman biteceğini öngörüyordur diyerek mevsimlik iş sözleşmesinin belirli süreli olarak yapıldığını kabul edebiliriz. Bu durumlarda Yargıtay da belirli süreli bir mevsimlik iş sözleşmesinin olduğunu kabul etmektedir.
Ancak aynı işçi 4 ay sonra tekrar otele çağırılırsa zincirleme belirli süreli iş sözleşmesi vardır diyerek sözleşmenin belirli süreli olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü zincirden, daha doğrusu belirli süreli iş sözleşmesinden bahsedebilmek için gerekli olan, işçinin işin ne zaman biteceğine ilişkin öngörü şartı kalkmış olacaktır.
Çünkü işçi ikinci kez çağırıldığında, “evet 8 ay sonra sezon yine bitecek ama işveren beni yine çağıracak” düşüncesine kapılacaktır.
Dolayısıyla işçi ile işverenin ikinci kez sözleşme yaptığı andan itibaren aralarındaki iş sözleşmesi belirsiz süreli iş sözleşmesi olacaktır. Baştan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi vardır denilecektir. Sonuç olarak ilk kez yapılan mevsimlik iş sözleşmeleri belirli süreli iş sözleşmeleri olacaktır. Ancak ikinci kez yenilendiğinde artık belirsiz süreli iş sözleşmesine dönecektir.
Takım Sözleşmeleri
Uygulamada çok karşılaşılan bir kurum olmamakla birlikte 4857 sayılı kanun m.16’da düzenlenmiş bir sözleşme türüdür.
Nitekim m.16/1’de: “Birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu işçilerden birinin, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı sözleşmeye takım sözleşmesi denir.” Şeklinde tanımlanmıştır.
Tanımdan anlaşılacağı üzere takım sözleşmelerinin gündeme gelmesi için sayı sınırı yoktur. Önemli olan birden fazla işçinin olması ve aralarından bir işçinin bu işçileri temsilen işverenle iş sözleşmesi yapmasıdır. İşverenle iş sözleşmesi yapan için takım kılavuzu olarak adlandırılmaktadır.
Takım sözleşmesinin hukuki niteliği, şekli ve hükümleri maddenin devamında düzenlenmiş olup m.16/2’de yer alan: “Takım sözleşmesinin, oluşturulacak iş sözleşmeleri için hangi süre kararlaştırılmış olursa olsun, yazılı yapılması gerekir. Sözleşmede her işçinin kimliği ve alacağı ücret ayrı ayrı gösterilir.” Hükmü sözleşmenin şeklini ve içeriğini açıklamaktadır.
Takım kılavuzunun işverenle sözleşme yapmasıyla iş sözleşmeleri kurulmuş olmamaktadır.
Fiilen işe başlayan işçilerin başladıkları gün iş sözleşmeleri başlamış sayılmaktadır. Takım kılavuzu burada, başkasının edimini taahhüt eden kişi konumundadır.
Dolayısıyla TBK’nın ilgili maddesi uyarınca takım kılavuzu, işçiler edimlerini yerine getirmedikleri zaman işverene karşı belirli konularda sorumlu olacaktır.
Nitekim m.16/3’te: “Takım sözleşmesinde isimleri yazılı işçilerden her birinin işe başlamasıyla, o işçi ile işveren arasında takım sözleşmesinde belirlenen şartlarla bir iş sözleşmesi yapılmış sayılır. Ancak, takım sözleşmesi hakkında Borçlar Kanununun 110 uncu maddesi hükmü de uygulanır.” Hükmü yer almakta olup konuya açıklık getirmektedir.
İşveren ücretleri işçilere vermek zorundadır. Kılavuza ücretlerin verilmesi ya da kılavuzun bir komisyon vs alması mümkün değildir. Nitekim m.16/4’te: “İşe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır. Takım kılavuzu için, takıma dâhil işçilerin ücretlerinden işe aracılık veya benzeri bir nedenle kesinti yapılamaz.” Hükmü yer almakta olup ücrete ilişkin gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki takım sözleşmeleri uygulamada bazen asıl-alt işveren ilişkisiyle karıştırılabilmektedir. Ancak söz konusu ilişki ile takım sözleşmeleri birbirlerinden farklı kurumlar olup aralarındaki en büyük fark alt işverenin çalışan bir kimse olmayışı, ancak takım kılavuzunun işçilerle birlikte çalışıyor oluşudur.
