Hakaret suçu nedir, hakaret suçunun unsurları, hakaret suçu yargıtay kararları, ankara ceza avukatı

HAKARET SUÇU NEDİR

Kanun Metni

TCK Madde 125

(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

Hakaret Suçu Nedir?

Türk Ceza Kanunu’nun 8. Bölümünde “Şerefe Karşı Suçlar” başlığı altında 125-131. Maddeler arasında düzenlenen “Hakaret” suçu; kişilerin şeref, haysiyet ve namusunu, toplum içindeki itibarını ve diğer fertler nezdinde ki saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil/olgu isnat etme veya sövme, aşağılama şeklinde ki seçimlik hareketlerden en az biriyle işlenebilen bir suçtur.

Hakaret Suçunun Unsurları

Fail:

Hukuka aykırı fiili işleyen kimse ceza hukuku bakımından suçun faili olarak nitelendirilmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen hakaret suçunun faili yalnızca gerçek kişiler olabilir.

Hakaret suçu herkes tarafından işlenebilir.

Mağdur:

Suçun hukuki konusunu oluşturan menfaatin sahibi suçun mağduru olarak tanımlanmaktadır.

Hakaret suçu bireylerin doğrudan kişiliklerinden kaynaklanan haklarına saldırı olup yalnızca gerçek kişilerin aleyhine işlenebilir.
Dolayısıyla tüzel kişilere karşı (dernek, vakıf, siyasi parti gibi) hakaret suçu işlenemez. Ancak, “x derneğinin yöneticilerini sinkaf edeyim” şeklinde ki beyan yöneticilere karşı hakaret suçuna vücut verecektir.

Bununla birlikte, “Mağdurun Belirlenmesi” başlıklı TCK’nın 126. Maddesinde: “Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.” denilmekle mağdurun belli veya belirlenebilir olması yeterli görülmüş; mağdurun ismen açık bir şekilde kim olduğunun söylenmesinin zorunlu olmadığı hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca TCK m. 125/5 hükmünde, kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde hakaret suçunun kurulu oluşturan tüm üyelere karşı işlenmiş sayılacağı düzenlenmiş olup bu durumda zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir.

Manevi Unsur:

İşlenen fiil ile failin zihinsel durumu arasındaki psikolojik bağı (kast/taksir) ifade etmektedir.

Bu kapsamda hakaret suçu kasten işlenebilen bir suçtur.

Fail, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını bilmeli ve istemelidir.

Hakaret suçunun taksirle işlenebilmesi mümkün değildir.

Örneğin, akıl sağlığı yerinde olmayan bir failin anlamını bilmediği hakaretamiz bir sözü söylemesi halinde hakaret suçu oluşmayacaktır.

Maddi Unsur:

Söz, yazı, görüntü veya herhangi bir araç yoluyla gerçekleştirilebilen hakaret suçuna konu olan fiiller, iki seçimlik hareket ile gerçekleştirilebilir:

Kişiye, şeref ve saygınlığını zedeleyeci somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi.

Fail tarafından mağdura yönelik olarak “hırsız, dolandırıcı” gibi somut bir fiil isnat edilmesidir.

Sövme veya aşağılayıcı sözler söyleme suretiyle kişinin değersizleştirilmesi, rencide edilmesi.

Failin somut bir olay olmaksızın mağdura yönelik olarak tahkir edici yani küçük düşürücü, rencide edici, sövme içerikli sözler söylemesidir.

Söylenen sözün tahkir edici nitelikte olup olmadığının tespiti için somut olay tüm özellikleri ile bir bütün halinde değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda sövme fiili; sözlü veya yazılı ifadelerle işlenebileceği gibi el-kol hareketleriyle, örneğin cinsel organı işaret etmek suretiyle ya da kaş-göz hareketleri ve benzeri davranışlarla da gerçekleştirilebilir.

Bu tür davranışların sövme suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ise somut olayın özellikleri dikkate alınarak suçun işlendiği çevrenin örf ve adetleri de göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenmelidir.

Hakaret Suçu Hangi Şartlar Altında İşlenebilir?

Hakaret Suçunun Mağdurun Huzurunda (Yüzüne Karşı) İşlenmesi:

Failin herhangi bir vasıta kullanmaksızın mağdur ile bir arada bulundukları esnada doğrudan mağdurun yüzüne karşı hakaret suçunu işlemesidir.

Bununla birlikte fail mağdur ile yüz yüze bulunmasa dahi elektronik iletişim araçlarıyla mağdur ile sesli, görüntülü yahut yazılı olarak iletişime geçerek doğrudan mağduru muhatap alarak hakaret ettiğinde de hakaret suçu mağdurun yüzüne karşı işlenmiş gibi kabul edilmektedir.

Yüze karşı hakaret suçunda önemli olan mağdurun, suçu işlendiği anda öğrenmesidir.

Hakaret Suçunun Mağdurun Gıyabında (Yokluğunda) İşlenmesi:

Mağdurun onur, şeref ve saygınlığının kendisinin bulunmadığı bir ortamda fail tarafından en az üç kişinin işitebileceği, görebileceği veya okuyabileceği şekilde (ihtilat edilerek) rencide edilmesidir.

Failin dışındaki bu üç kişinin, eylemi aynı anda, görmeleri, okumaları veya öğrenmeleri zorunlu değildir.

Önemli olan, failin iradesiyle hakaret içerikli söz ya da davranışı bizzat anlamaları ve vakıf olmalarıdır.

İhtilat şartının gerçekleşebilmesi için hakaretin üç kişi tarafından aynı anda duyulması gerekli değildir; farklı zamanlarda, failden bağımsız şekilde en az üç kişi tarafından duyulması da ihtilat şartının gerçekleşmesi için yeterlidir.

Mağduru tahkir edici eylemin, fail tarafından başkalarına iletilmesi kastıyla tek bir kişiye yöneltilmesi ve bu kişinin de söz konusu eylemi en az iki kişiye daha aktarması halinde, kanunun aradığı ihtilat şartının gerçekleştiği kabul edilir.

Bu kapsamda failin normalde yalnızca tek bir kişiye söylemek istediği tahkir edici sözün başkaları tarafından duyulması halinde ihtilat şartı gerçekleşmeyecektir.

İnternet ve Sosyal Medya Yoluyla Hakaret Suçu:

Günümüzde internet kullanımının hayli yaygınlaşması sebebiyle son yıllarda hakaret suçu sıklıkla internet ve sosyal medya aracılığıyla işlenebilmektedir.

Whatsapp, X, Instagram, Facebook vb. Sosyal medya platformlarında mevcut hesaplar aracılığıyla internet üzerinden alenen mağduru hedef alan sesli, yazılı veya görüntülü paylaşımlar yoluyla hakaret suçu işlenebilmektedir.

Hakaret suçunun bu hali TCK’nın 125/2. Maddesinde düzenlenmiştir.

Bu halde tahkir edici nitelikte fiilin sosyal medya paylaşımı yoluyla mağduru hedef alması halinde failin huzurda hakaret etmiş gibi cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Buna göre, hakaret içeren bir mektup, telefon konuşması veya yazılı bir mesaj huzurda söylenmiş gibi cezalandırılacaktır.

Şayet ileti mağdurdan başka birisine gönderilmiş ancak tesadüfen mağdur tarafından öğrenilmiş ise, huzurda hakaret suçu oluşmayacaktır.

Zira, fail mağdurun hakareti öğrenmesi kastıyla hareket etmemiştir. Yargıtay kararlarında da, ileti yoluyla hakaretin, huzurda hakaret gibi cezalandırılabilmesi için sanığın “iletilme kastı” ile hareket etmesi gerektiği aranmaktadır.

Hakaret Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir?

Nitelikli hal, bir suçun kanunda tanımlanan temel şekline ek olarak bazı özel koşullar altında işlenmesi durumunu ifade eder.

Bu tür durumlarda kanun koyucu, suçun işleniş biçimi, suçta kullanılan araç, mağdurun durumu veya suçun işlendiği yer ve zaman gibi unsurları dikkate alarak suçun daha ağır yaptırımlar ile cezalandırılmasını öngörmüştür.

Bu nedenle somut olayda kanun koyucu tarafından nitelikli hal olarak sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, suçun temel şekli için belirlenen ceza, kanunda belirtilen oranlar dahilinde artırılarak uygulanır.

Suçun nitelikli hali, temel haline göre daha ağır yaptırımlarla cezalandırılır.

Kanun koyucu TCK’da hakaret suçu kapsamında çeşitli nitelikli hallerden bahsederek suça uygulanacak yaptırımların belli oranlar dahilinde artırılmasını öngörmüştür.

Nitelikli Haller

Kamu Görevlisine Karşı Hakaret:

Failin kamu görevlisine karşı sırf görevinden dolayı hakaret içerikli söylem ve davranışlarda bulunması hakaret suçunun nitelikli hali olarak kabul edilmiş; bu halde verilecek temel ceza ağırlaştırılmıştır.

Türk Ceza Kanununda bahsedilen kamu görevlisi kavramı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan kamu görevlisi kavramından daha kapsamlı olarak ele alınmıştır.

Nitekim, TCK m. 6/1-c maddesinde tanımlandığı üzere kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi anlaşılmaktadır.

Örneğin, kolluk kuvvetleri, yargı mensupları, eğitim görevlileri, sağlık personeli, idari personel, seçilmiş kişiler, geçici görevliler kamu görevlisi olup bu kimselere karşı görevlerinden dolayı hakaret suçunun işlenmesi halinde verilecek temel ceza artırılarak uygulanacaktır.

Ancak örneğin, bir memura şahsi borcundan dolayı hakaret edilmesi halinde bu durum nitelikli hal kapsamında değerlendirilemez; fail yalnızca hakaret suçunun temel şekline ilişkin yaptırımla karşı karşıya kalacaktır.

Bununla birlikte geçici görevliler kapsamına mahkemelerde görev yapan bilirkişi, duruşmada tanıklık sırasında yemin ettirilen tanık gibi kimseler dahil olduğundan herhangi bir duruşmada dinlenilen tanığa, yapmış olduğu bu tanıklık görevinden dolayı duruşma anında veya sonrasında hakaret suçunun işlenmesi halinde fail kamu görevlisine hakaret suçunu işlemiş olacaktır.

Kişinin Dini, Siyasi, Sosyal Düşünce ve İnançlarını Açıklamasından, Değiştirmesinden, Yaymaya Çalışmasından, Mensup Olduğu Dinin Emir ve Yasaklarına Uygun Davranmasından Dolayı Hakaret:

Anayasa’da düzenlenen temel hak ve özgürlüklerden vicdan, dini inanç, düşünce ve kanaatini açıklama hürriyeti TCK kapsamında da güvence altına alınmıştır.

TCK m. 125/3-b hükmünde hakaretin, mağdurun dini, sosyal, siyasi, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından veya ait mensubu olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı işlenmesi ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmiştir.

TCK’nın 125/3-c maddesi ise hakaretin, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesini ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlemiştir.

Öte yandan söz konusu maddede geçen “din, dinsel düşünce, kanaat” kavramları kapsamına semavi dinler yanında diğer din mensuplarının da dahil edildiğine dikkat edilmelidir.

Hakaret suçunun bu nitelikli halinde korunmak istenen hukuki yarar, soyut olarak bir dine ait kutsal değerlerin kendisi değil; belirli bir dine mensup kişilerin, bu değerlere bağlı olarak sahip oldukları dini duygu ve hassasiyetleridir.

Öte yandan, Türk Ceza Kanunu m. 216 kapsamında dini değerlerin aşağılanması, bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, genel ve soyut anlamda belirsiz sayıda kişilere yönelik olarak gerçekleştirilen dini değerlere hakaret 216. maddedeki suçu oluşturmaktadır.

Buna karşın, belirli bir kimseye mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerler nedeniyle hakaret edilmesi ise 125. maddedeki nitelikli hakaret suçu gündeme getirir.

Suçun Alenen İşlenmesi / Alenen Hakaret:

Kanun koyucu kişinin onur, şeref ve saygınlık değerlerinin, mağdur dışında kalan başka kişilerin bulunduğu ortam veya topluluk içinde rencide edilmesini nitelikli hal kapsamında düzenleyerek daha ağır bir ceza verilmesini öngörmüştür.

Suçun alenen işlenmesi, hakaret eyleminin belirsiz sayıda kişilerce görülmesi, işitilmesi ve öğrenilmesine imkan sağlanmasıdır.

Hakaret suçunun basın ve yayın yoluyla işlenmesi alenen hakaretin bir türüdür.

Hakaret Suçunda Cezayı Hafifleten ve Kaldıran Sebepler Nelerdir?

Haksız Bir Fiile Tepki Olarak İşlenmesi:

TCK m. 129/1 hükmünde düzenlendiği üzere, hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde faile verilecek ceza indirilebileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir.

TCK m. 129/1 hükmünün uygulanabilmesi açısından haksız fiilin, hakaret veya kasten yaralama eylemleri dışında bir fiil olması gerekmektedir.

Bununla birlikte mağdurun hareketi haksız olmalı ayrıca suç teşkil etmesi zorunlu değildir.

Öte yandan, başkasına yöneltilen bir haksız fiile tepki olarak işlenen hakaret suçunda da bu fıkra hükmünün uygulanması mümkündür.

Nitekim, çocuğuna tokat atan bir kişiye öfkelenen babanın, bu kişiye hakaret etmesi halinde söz konusu hüküm uygulanabilir.

Ayrıca, haksız fiili gerçekleştiren mağdurun çocuk, akıl hastası ya da sağır ve dilsiz olması da bu özel tahrik hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz.

Kasten Yaralama Suçuna Tepki Olarak İşlenmesi:

TCK’nın 129/2. Maddesinde “Bu suçun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.” denilmekle hakaret suçuna özgü özel bir cezasızlık sebebi hüküm altına alınmıştır.

Bu düzenleme ile haksız bir şekilde gerçekleştirilen kasten yaralama suçuna tepki olarak hakaret suçunun işlenmesi halinde kişiye ceza verilemeyecektir.

Örneğin, meşru savunma kapsamında hareket eden bir kişi saldırıyı defedebilmek bakımından hakaret etmişse faile ceza verilemeyecektir.

Bu hükmün uygulanması için hakaret içerikli eylemin, kasten yaralama suçunu işleyen kişiye (mağdura) yöneltilmesi zorunludur.

Karşılıklı Hakaret:

TCK’nın 129/3. Maddesi “Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” hükmü ile ilk hakareti gerçekleştiren failin, sonradan kendisine yöneltilen hakaret ile fiilen karşılık gördüğü ve bu nedenle ayrıca cezalandırılmasına gerek bulunmadığı kabul edilmiştir.

İlk hakarete karşılık veren fail bakımından ise, maruz kaldığı ilk haksız hareketin etkisiyle duyduğu şiddetli öfke ve elem altında hakaret ettiği değerlendirilmiş; bu nedenle failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandığı; başka bir ifadeyle, kusurluluğunu ortadan kaldıran ya da azaltan bir sebebin varlığı kabul edilmektedir.

Hakaret Suçunda Hukuka Uygunluk Halleri Nelerdir?

Hakaret eyleminin cezalandırılabilmesi için hukuka aykırı olması; hukuka uygunluk nedenlerinden birinin olmaması gerekir. Hakaret suçu açısından hukuka uygunluk nedenleri şunlardır:

İddia ve Savunma Dokunulmazlığı:

TCK’nın 128. maddesinde, “Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez.

Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.” denilmekle iddia ve savunma dokunulmazlığı düzenlenmiştir.

Buna göre, yargı veya idari merciler nezdinde hak arama sürecinde, kişiler hakkında ileri sürülen somut isnatlar veya yapılan olumsuz değerlendirmeler, iddia ve savunma sınırları içinde kaldığı sürece hakaret suçu kapsamında değerlendirilemeyecektir.

Hakkın Kullanılması (Haber Verme- Terbiye ve Disiplin- Eleştiri):

Başka bir hukuka uygunluk nedeni TCK m.26 kapsamında düzenlenen hakkın kullanılmasıdır.

Anayasa’da düzenleme altına alınan “Basın Özgürlüğü” kapsamında kişilerin kamu yararı olan konularda haber yapma hakkı, hakaret suçunu hukuka uygun hale getirebilecektir.

Bu hukuka uygunluk halinden bahsedilebilmesi için öncelikle yapılan haberin haber niteliği taşıması gerekmekte olup ayrıca haberde kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmaması aranmaktadır.

Aynı şekilde, TMK’da düzenlenen disiplin ve terbiye hakkı; anne, baba veya vasinin, velayet ya da vesayet yetkisine dayanarak çocuğu topluma yararlı bir birey olarak yetiştirmesi amacıyla tanınmış bir haktır.

Bu hakkı kullanabilecek kişiler, velayet kapsamında anne ve baba, vesayet kapsamında vasi; ayrıca örf ve adet gereği ağabey, abla, amca, dayı, öğretmen ve benzeri kimseler olabilir.

Bu çerçevede, terbiye ve disiplin hakkı kapsamında yapılan ayıplama, eleştirme, uyarma, azarlama veya belirli isnatlarda bulunma gibi davranışlar, sınırları aşmadığı sürece hakaret suçunu oluşturmaz.

İspat Hakkı:

TCK Madde 127/1 – “İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.”

TCK Madde 127/2- “İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir ”

Kural olarak bir kimseye hırsızlık veya dolandırıcılık gibi bir suç isnat edilmesi hakaret suçu kapsamında değerlendirilecektir.

Ancak, mağdurun isnat edilen suçtan mahkum olması halinde, TCK m. 127 gereği faile ceza verilmeyeceği kabul edilmiştir.

Eğer hakaret suçunun mağduru isnat edilen suçtan henüz mahkum edilmemişse, yani soruşturma veya kovuşturma dosyası devam etmekteyse, yine bu kanun hükmü gereği eğer kamu yararı varsa faile isnat ettiği fiilin doğruluğunu ispat etme imkanı tanınmaktadır.

Öte yandan, mağdur isnadın ispatına açıkça rıza gösterirse, artık kamu yararının bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmaksızın faile ispat hakkı tanınmalıdır.

Ancak bu rızanın açık, kesin ve herhangi bir şarta bağlı olmaması gerekir.

Ayrıca, mağdurun bu yönde verdiği rızadan sonradan dönmesi mümkün değildir.

Mağdurun Rızası ve Kanun Hükmünün- Amirin Emrini Yerine Getirme:

Hakaret suçunun şikayete tabi halleri kapsamında mağdurun rızası geçerli bir hukuka uygunluk sebebidir.

Ancak hakaret suçunun şikayete tabi olmayan, kamu yararının korunduğu hallerinde mağdurun rızasından bahsedilmesi mümkün değildir.

Örneğin, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi kamu menfaatinin korunması sebebiyle mağdur olan kamu görevlisinin rızası halinde suçu hukuka uygun hale getirmemektedir.

Meşru Savunma ve Zorunluluk Hali:

Meşru savunmayı düzenleyen TCK Madde 25/1; “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” şeklindedir.

Buna göre, saldırı veya saldırı tehdidi altında olan kişilerin saldırıyla orantılı olmak kaydıyla kendi imkanlarıyla kendilerini koruyabilmelerine Kanunen imkan tanınmıştır.

Yukarıda da değinildiği üzere hakaret suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi hali meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmiştir.

TCK m. 125/2’de düzenlenen zorunluluk hali ise, “Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” denilmekle, kişinin kendisini veya başkasını ağır ve muhakkak bir tehlikeden (deprem, sel, yangın gibi) korumak için işlediği hukuka aykırı fiillerin cezalandırılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Hayatın olağan akışı içerisinde kişiler deprem, sel gibi doğal afetlerden ya da insan dışı unsurlardan kaynaklı ağır tehlike içeren durumlardan hakaret ederek kurtulamaz.

Buna karşılık öğretide yangın ya da deprem durumunda bulunduğu yerden kurtulmak amacıyla önüne çıkan ve kaçmasına engel olan kişiye yönelik hakaretin zorunluluk hali kapsamında değerlendirilebileceği öngörülmüştür.

Hakaret suçunun mağduru ya da faili olunması halinde yürütülecek soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin Ankara Ceza Avukatı ile takip edilmesi tavsiye edilmektedir.

Benzer Yazılar