Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Nedir?
Çocukların cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen ve çocukların cinsel dokunulmazlığını korumayı amaçlayan suç tipidir.
Kanun koyucu bu düzenleme ile çocukların fiziksel, ruhsal ve cinsel gelişimlerini korumayı, çocukların üstün yararını güvence altına almayı ve cinsel dokunulmazlıklarına yönelik hukuka aykırı fiilleri ağır yaptırımlarla cezalandırmayı amaçlamaktadır.
Türk Ceza Kanunu’nda çocukların cinsel istismarı suçu; mağdurun yaşı, fiilin işleniş biçimi, cebir veya tehdidin bulunup bulunmadığı, fiilin sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığı ve meydana gelen sonuca göre farklı şekillerde düzenlenmiştir.
Bu nedenle her olay, kanun hükümleri ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilerek incelenmektedir.
Kanun Metni
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde çocukların cinsel istismarı suçu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Madde kapsamında;
- Çocuğun cinsel yönden istismar edilmesi,
- Sarkıntılık düzeyinde kalan fiiller,
- Vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen fiiller,
- Suçun nitelikli halleri,
- Cebir veya tehdit kullanılması,
- Mağdurun ağır şekilde zarar görmesi veya yaşamını kaybetmesi,
ayrı ayrı düzenlenmiş ve her durum için farklı yaptırımlar öngörülmüştür.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Koruduğu Hukuki Değer
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi ile korunan temel hukuki değerler şunlardır:
- Çocuğun cinsel dokunulmazlığı,
- Bedensel ve ruhsal bütünlüğü,
- Sağlıklı gelişim hakkı,
- İnsan onuru,
- Çocuğun üstün yararı.
Kanun koyucu, çocukların gelişim süreçlerinin korunmasını esas almış ve bu nedenle söz konusu suçu ağır hapis cezalarıyla yaptırıma bağlamıştır.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Unsurları
Fail
Çocukların cinsel istismarı suçunun faili herkes olabilir.
Kanunda fail bakımından özel bir sıfat aranmamıştır.
Ancak suçun belirli kişiler tarafından veya belirli koşullar altında işlenmesi halinde daha ağır cezalar öngörülmüştür.
Mağdur
Bu suçun mağduru yalnızca çocuktur.
Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, henüz on sekiz yaşını doldurmamış her birey çocuk kabul edilmektedir.
Ancak TCK’nın 103. maddesinde bazı hukuki değerlendirmeler bakımından özellikle on beş yaşını tamamlamamış çocuklar ile diğer çocuklar arasında farklı düzenlemelere yer verilmiştir.
Cinsel İstismar Kavramı
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde cinsel istismar kavramı ayrıca açıklanmıştır.
Madde hükmüne göre cinsel istismar;
- On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışı,
ve
- Diğer çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışları,
ifade etmektedir.
Bu nedenle suçun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken mağdurun yaşı, fiilin niteliği ve olayın gerçekleşme koşulları birlikte dikkate alınmaktadır.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Temel Şekli
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin birinci fıkrasına göre;
“Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Kanun koyucu, çocukların cinsel dokunulmazlığına yönelik hukuka aykırı fiilleri ağır hapis cezası ile yaptırıma bağlamıştır.
Bu suç bakımından uygulanacak yaptırım, fiilin işleniş biçimine ve kanunda düzenlenen diğer şartlara göre değişebilmektedir.
Sarkıntılık Düzeyinde Kalan Cinsel İstismar
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde, cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması ayrıca düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre bu durumda üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunmaktadır.
Bunun yanında, mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması halinde kanun, uygulanacak cezanın alt sınırını ayrıca belirlemiştir.
Ayrıca, sarkıntılık düzeyinde kalan fiilin failinin çocuk olması halinde soruşturma ve kovuşturmanın, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlı olduğu düzenlenmiştir.
Vücuda Organ veya Sair Cisim Sokulması Suretiyle Cinsel İstismar
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin ikinci fıkrasında daha ağır yaptırıma tabi bir durum düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre;
Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi halinde on altı yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
Bunun yanında, mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması halinde uygulanacak cezanın alt sınırı on sekiz yıldan az olamaz.
Kanun koyucu, bu fiilleri çocukların cinsel dokunulmazlığına yönelik en ağır ihlaller arasında değerlendirmiş ve buna uygun şekilde daha ağır cezalar öngörmüştür.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Nitelikli Halleri
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin üçüncü fıkrasında, çocukların cinsel istismarı suçunun belirli kişi veya koşullara karşı işlenmesi hâlinde uygulanacak daha ağır yaptırımlar düzenlenmiştir.
Kanun koyucu, mağdurun korunmasız durumda bulunmasını veya failin sahip olduğu güven ve nüfuzu kötüye kullanmasını cezayı ağırlaştıran nedenler arasında kabul etmiştir.
Madde hükmüne göre aşağıdaki hallerde, suç nedeniyle belirlenen ceza yarı oranında artırılır.
Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi
Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde mağdur üzerindeki baskının ve korunmasızlığın arttığı kabul edilmektedir.
Bu nedenle Türk Ceza Kanunu, bu durumu nitelikli hal olarak düzenlemiş ve verilecek cezanın artırılmasını öngörmüştür.
Toplu Yaşam Alanlarının Sağladığı Kolaylıktan Yararlanılması
Suçun;
- öğrenci yurtları,
- bakım kuruluşları,
- çocuk yuvaları,
- sağlık kuruluşları,
- ceza infaz kurumları,
- benzeri toplu yaşam alanlarının
sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi de nitelikli hal olarak kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, çocukların korunması gereken bu ortamlarda işlenen fiilleri daha ağır yaptırımlara bağlamıştır.
Yakın Akrabalık İlişkisi İçerisinde Bulunan Kişiler Tarafından İşlenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesine göre suçun;
- üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımları,
- üvey anne,
- üvey baba,
- üvey kardeş,
- evlat edinen,
tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Bu düzenleme ile aile içerisinde bulunması gereken güven ilişkisinin korunması amaçlanmaktadır.
Koruma ve Gözetim Yükümlülüğü Bulunan Kişiler Tarafından İşlenmesi
Suçun;
- vasi,
- öğretmen,
- eğitici,
- bakıcı,
- koruyucu aile,
- sağlık hizmeti sunan kişiler,
- koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler,
tarafından işlenmesi de nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
Kanun koyucu, çocuk üzerinde güven ve otorite sahibi kişilerin bu konumlarını kötüye kullanmalarını daha ağır yaptırımlarla cezalandırmaktadır.
Kamu Görevinin veya Hizmet İlişkisinin Sağladığı Nüfuzun Kötüye Kullanılması
Failin sahip olduğu kamu görevi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzu kötüye kullanarak suçu işlemesi de cezanın artırılmasını gerektiren haller arasında yer almaktadır.
Bu düzenleme ile kamu güveninin ve hizmet ilişkisinin korunması amaçlanmaktadır.
Cebir, Tehdit veya Silah Kullanılması
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin dördüncü fıkrasında, cinsel istismarın belirli yöntemlerle gerçekleştirilmesi ayrıca düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre;
- Birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen çocuklara karşı cebir veya tehditle,
- Birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen çocuklara karşı silah kullanılarak,
işlenen fiillerde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Kanun koyucu, mağdur üzerinde baskı oluşturan bu yöntemleri suçun daha ağır şekilde işlenmesi olarak değerlendirmiştir.
Cebir ve Şiddetin Kasten Yaralama Sonucunu Doğurması
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin beşinci fıkrasında önemli bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Maddeye göre;
“Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”
Bu hüküm uyarınca, suçun işlenmesi sırasında kullanılan cebir veya şiddetin ayrıca Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen kasten yaralama suçunun ağır sonuçlarını doğurması halinde, şartları oluştuğu ölçüde ilgili yaralama hükümleri de uygulanabilecektir.
Her olay, meydana gelen sonucun niteliği ve kanuni şartlar dikkate alınarak değerlendirilmektedir.
Mağdurun Bitkisel Hayata Girmesi veya Ölümü
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin altıncı fıkrası, çocukların cinsel istismarı suçunun en ağır sonucunu düzenlemektedir.
Madde hükmüne göre;
“Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”
Kanun koyucu, mağdurun yaşamını veya yaşam kalitesini geri dönülmez şekilde etkileyen bu sonuçları en ağır yaptırımlardan biri ile cezalandırmaktadır.
Bu hükmün uygulanabilmesi için meydana gelen ağır sonucun, işlenen fiille hukuken bağlantılı olması gerekir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Şikâyet
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçu bakımından soruşturma ve kovuşturma usulü, kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yürütülmektedir.
Maddenin birinci fıkrasında yer alan özel düzenleme uyarınca, sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması halinde, soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
Bunun dışında uygulanacak usul kuralları ilgili ceza muhakemesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme, isnat edilen fiilin niteliği ve kanunda öngörülen yaptırım dikkate alınarak belirlenmektedir.
Yetkili mahkeme ise genel kural gereği suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte, yeterli şüphenin bulunması halinde kamu davası açılmaktadır.
Bu tür soruşturma ve kovuşturmalarda;
- mağdur ve şüpheli beyanları,
- tanık anlatımları,
- adli tıp raporları,
- uzman incelemeleri,
- dijital deliller,
- kamera kayıtları,
- diğer hukuka uygun deliller,
bir bütün olarak değerlendirilmektedir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Zamanaşımı
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde zamanaşımına ilişkin özel bir süre öngörülmemiştir.
Bu nedenle zamanaşımı bakımından Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uygulanmaktadır.
Somut olayın özelliklerine göre;
- suçun niteliği,
- kanunda öngörülen ceza,
- zamanaşımını kesen işlemler,
- zamanaşımını durduran nedenler,
birlikte değerlendirilerek uygulanacak süre belirlenmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocukların cinsel istismarı suçu nedir?
Çocukların cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen ve çocukların cinsel dokunulmazlığını ihlal eden fiilleri cezalandıran suç tipidir. Suçun oluşup oluşmadığı, mağdurun yaşı, fiilin niteliği ve somut olayın tüm özellikleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Çocukların cinsel istismarı suçunun cezası nedir?
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde suçun işleniş biçimine göre farklı cezalar öngörülmüştür.
- Suçun temel halinde sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası,
- Sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası,
- Vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenmesi halinde ise on altı yıldan az olmamak üzere hapis cezası uygulanmaktadır.
Kanunda düzenlenen nitelikli hallerin bulunması halinde ise bu cezalar artırılabilmektedir.
Çocukların cinsel istismarı suçunda mağdur kim olabilir?
Bu suçun mağduru yalnızca çocuktur.
Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca, henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişiler çocuk olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte TCK m.103’te, bazı hukuki değerlendirmeler bakımından on beş yaşını tamamlamamış çocuklar ile diğer çocuklar arasında farklı düzenlemeler yer almaktadır.
Sarkıntılık ile çocukların cinsel istismarı arasında fark var mıdır?
Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde, cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması ayrıca düzenlenmiştir.
Bir fiilin sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığı; davranışın niteliği, süresi, gerçekleşme şekli ve olayın tüm özellikleri dikkate alınarak yargı mercileri tarafından değerlendirilmektedir.
Çocukların cinsel istismarı suçunda şikâyet gerekli midir?
Kanunda öngörülen istisnai durum dışında bu suç bakımından soruşturma ve kovuşturma, ilgili ceza muhakemesi hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir.
TCK m.103/1’de yer alan özel düzenleme uyarınca, sarkıntılık düzeyinde kalmış fiilin failinin çocuk olması halinde, soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
Çocukların cinsel istismarı suçunda hangi deliller önemlidir?
Bu tür soruşturma ve kovuşturmalarda;
- Mağdur ve şüpheli beyanları,
- Tanık anlatımları,
- Adli tıp raporları,
- Uzman görüşleri,
- Dijital materyaller,
- Kamera kayıtları,
- Yazılı belgeler,
- Diğer hukuka uygun deliller,
bir bütün halinde değerlendirilmektedir.
Ceza yargılamasında hiçbir delil tek başına kesin sonuca ulaştırmaz. Deliller birlikte değerlendirilerek karar verilir.
Çocukların cinsel istismarı suçunda uzlaşma uygulanır mı?
Bu suç bakımından uygulanacak usul hükümleri, Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan düzenlemeler çerçevesinde belirlenmektedir. Uzlaştırma kurumunun uygulanıp uygulanmayacağı da ilgili mevzuat hükümleri esas alınarak değerlendirilir.
Sonuç
Çocukların cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen ve çocukların cinsel dokunulmazlığını, bedensel ve ruhsal bütünlüğünü korumayı amaçlayan en önemli suç tiplerinden biridir.
Kanun koyucu; çocuğun yaşı, fiilin işleniş şekli, fail ile mağdur arasındaki ilişki, cebir veya tehdidin bulunup bulunmadığı ve suçun doğurduğu sonuçlara göre farklı yaptırımlar öngörmüştür.
Özellikle güven ilişkisini kötüye kullanarak veya çocuğun korunmasızlığından yararlanılarak işlenen fiiller daha ağır cezalarla karşılık bulmaktadır.
Bu suçlara ilişkin değerlendirmelerde yalnızca kanun metni değil; olayın oluş şekli, deliller, taraf beyanları ve yargısal içtihatlar birlikte dikkate alınmaktadır. Her somut olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmeli; çocuğun üstün yararı, adil yargılanma hakkı ve hukuki güvenceler gözetilerek yargılama süreci yürütülmelidir.
Ceza yargılaması sürecinde hak kaybı yaşanmaması adına, somut olayın özelliklerine göre ceza hukuku alanında uzman bir Ankara avukatından hukuki destek alınması önem taşımaktadır.

